Tag Archives: Seda

Seda — derleme

untiYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Seda) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

İçindekiler

— Ne Yazık Ki Kandırılmış Olmak: Muhaberat ve Hazımsızlık: Sıfırıncı ve Altıncı Hisler

— Seda Kavramı İmletir, Sessel İmge Kavramı Göstermez: Tahsin Yücel Saussure’ü Anlamayınca Biz De Anlamamış Sayıldık

— Müşkül Şehir: Seda-Kavram Bağının Politik Karşılığı

— Eril ve Dişil Örtbas: Bedenime Sahip Olabilirsin Ama Ruhuma Asla!

+ Dilde İşaretin Tabiatı (Ferdinand de Saussure):

1) Seda Kavramı İmletir

2) Keyfilik İlkesi ve Doğrusallık İlkesi

— Jaklakanya Seyrüseferi 4: Turistik Animatör, Yerliş Rehber, Gerçek Rehber

— Zanla Telafi: Oku Baban Gibi Eşek Olma

— Paspar Tuhafiye

Diğer derlemeler

声 : ses, seda, gürültü, ton, ün

Yorum bırakın

Filed under Kitap

Eril ve Dişil Örtbas: Bedenime Sahip Olabilirsin Ama Ruhuma Asla! — Işık Barış Fidaner

tate

Yeşilçam klişelerinden biri de tecavüzü örtbas eden şu cümledir:
Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla!

Eril veya dişil tarzda olmasına göre örtbastaki vurgu yer değiştirir:
1) Eril örtbas: (Bedenime sahip olabilirsin ama) Ruhuma asla!
2) Dişil örtbas: Bedenime sahip olabilirsin… (ama ruhuma asla!) Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Müşkül Şehir: Seda-Kavram Bağının Politik Karşılığı — Işık Barış Fidaner

mesgul

Saussure’cü dilbilim seda-kavram bağının ‘keyfi=arbitraire’ niteliği üzerine kuruludur, Lacancı psikanalizde ‘keyfiyet=jouissance’ aynı bağın politik yönüne işaret eder, standart dilbilimin ufkunu aşan ses benzerliklerinin politik karşılığına Lacanca ‘lalangue=dilmeden’ denir [1]. Son günlerde duyurulan bir serginin başlığı tam olarak bu gerçekliğin bir tezahürüdür:

Meşgul Şehir: İşgal İstanbul’unda Siyaset ve Gündelik Hayat

Sergi afişinde ‘işgal altında’ yerine ‘meşgul’ denmesiyle kulakları tırmalanan kamuoyu iki ana gruba ayrıldı:
1) ‘Pek hoş olmuş, yaratıcı esprinizi beğendim, tebrikler’ diyenler.
2) ‘Kuralları ihlal etmeniz gülünç olmuş, bir daha olmasın’ diyenler.

Benimse kulaklarım tırmalanmadı çünkü afişteki semptomu yorumladım:
3) ‘İşgal altında’ya ‘meşgul’ demek ‘tecavüz’e ‘ilişki’ deme eşdeğeridir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Dilde İşaretin Tabiatı 2: Keyfilik İlkesi ve Doğrusallık İlkesi — Ferdinand de Saussure

(öncesi: Dilde İşaretin Tabiatı 1: Seda Kavramı İmletir)

Dilde tanımladığımız işarette gözlenen iki temel karakter aynı zamanda dil üzerine her çalışmada gerek duyulan iki temel ilkeyi oluşturur.

Birinci İlke: İşaretin Keyfi Tabiatı

İmleyen-imlenen bağı keyfidir. İmleyen ve imlenenin bağlaşım yapısına ‘işaret’ dediğime göre şunu da diyebilirim: Dilde işaret keyfidir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Dilde İşaretin Tabiatı 1: Seda Kavramı İmletir — Ferdinand de Saussure

1. İşaret, İmlenen, İmleyen

Kimileri dili bir adlandırma sürecine indirger, adlandırdıkları şeylere tekabül eden sözcüklerin listesi gibi görür. Mesela:

sign0

Bu kavrayış birçok yönden eleştirilebilir:
1) Daha sözcükler ortada yokken kavramların hazır bulunduğunu varsayar.
2) Adların sesli mi ruhsal mı olduğunu belirtmez (‘arbor’ iki türlü de okunabilir).
3) Ad-şey bağının basit bir işlem olduğunu varsayar, oysa hiç de öyle değildir.
Yine de bu naif yaklaşım bizi hakikate yaklaştırabilir zira dildeki birimlerin ikili yapısını ortaya çıkarır, onların iki terimin ilintisiyle kurulduklarını gösterir.

Konuşma devresinde gördük ki:
1) Dilde işareti oluşturan her iki terim de ruhsaldır.
2) Çağrışım bağıyla [bağlaşımla] beyinde birleşirler.
Bunları vurgulamak şart. Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Çeviri

Seda Kavramı İmletir, Sessel İmge Kavramı Göstermez: Tahsin Yücel Saussure’ü Anlamayınca Biz De Anlamamış Sayıldık — Işık Barış Fidaner

Tahsin Yücel’in Saussure yorumunu temellendiren Dilsel Teslis (gösterge-gösteren-gösterilen) şu formülle desteklenir [1]:

Sessel imge kavramı gösterir.

Bu formülü şöyle okuyun:

A B A’ B’.

Bu formülün işlevi A‘ların gizemini (ses-kavram bağını) B‘lerin totolojisiyle (imgenin göstericiliği ile) dikişlemektir:

A) Dildeki ses-kavram bağı gizemlidir, onu kimse bilemez.
B) İmgeler her zaman göstericidir ve bunu herkes bilir.

Dikkat edin: A’ların derin gizemini B’lerin sığ totolojisiyle dikişlemek sahteciliktir! A’lar dilin kendisidir, yani formülün varlık sebebini oluşturan evsahipleridir, B’ler ise salonu ele geçirip evsahiplerini mutfağa gönderen davetsiz misafir rolündedir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Paspar Tuhafiye

tuhafiye

Paspar Tuhafiye mi o da nesi?
Paspar ne tuhaf isim, yoksa, yoksa…

“Şahane//Pes Perdesi: Pas, Passé, Impasse, La Passe”

3 Yorum

Filed under Resim

Jaklakanya Seyrüseferi 4: Turistik Animatör, Yerliş Rehber, Gerçek Rehber — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

raiders

İlk Indiana Jones filminin en başında dehşete kapılan yerliş rehber fıymak üzere

(öncesi: Jaklakanya Seyrüseferi 3: Bilgilenmek Değil Bilebilmek İçin)

Jaklakanya rehberleri üçe ayrılır (hayali, simgesel, gerçek):

1) Turistik Animatör: Atraksiyoncudur, biraz şundan biraz bundan bahsederek lunaparktaki korku tüneli veya komik aynalı labirent gibi şovlarla hoşça vakit geçirmenizi sağlar. Ona göre siz eğlendirilecek anonim kalabalıktaki herhangi birisiniz. Havalı kostümler giydiğinde dahi şövalye görünümlü ‘şov al ye!’dir. Onda bulacağınız Hayali Lacan, kendi kişisel gölgenizi yansıtan bir göldür olsa olsa. O tatlısu ortamında inşa edilen Egolara fazla güvenmeyin çünkü orada ‘her anlama bir yanlış anlamadır’, Ekho’ya kulaklarını tıkayan Narkissos göldeki hayaline hapsolur [1].

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Ne Yazık Ki Kandırılmış Olmak: Muhaberat ve Hazımsızlık: Sıfırıncı ve Altıncı Hisler — Işık Barış Fidaner

Beş duyuyu temel bir senaryoyla sıraya dizelim:

1) Ötelerden ‘pat!’ diye bir ses işittim.
2) Ağacın yanına gelip yerdeki meyveyi gördüm.
3) Eğilip meyveyi elime aldım, ona dokundum.
4) Nasıl bir şeymiş diye meyveyi kokladım.
5) Sonra meyveyi ısırıp yedim, tattım.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Zanla Telafi: Oku Baban Gibi Eşek Olma — Işık Barış Fidaner

Bilindik sözü ele alalım:

Kendini bir şey zannediyorsun.

Bu sözün yanlış okunuşu şöyledir:

“Bir şey olabilmek” anlamındaki en asgari kavrama bile layık olamıyorsun.

Bu okuma insanı çıkmaz sokaklara gark eder çünkü pederane üstbene özgü kontr-Ödipal veya Boğaçhanvari örtük saldırgan dürtünün dışavurumudur [1]:

Senden (ben olmasam!) hiçbirşey olmaz(dı), ne köy ne kasaba…

Aynı sözün doğru okunuşu şöyledir:

Kendini bir şey (X) zannetmekle bir şey (Y) oluşunu telafi ediyorsun.

Bu yapıya Zanla Telafi diyelim: Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey