Depremzade — mesel

Sorumsuz kurumları protesto edecek gençler küçük bir meydanda toplanmıştı; megafon duyurusu üzerine yürüyüşe geçtiler.

Büyük meydana vardıkları esnada sağanak yağmur başladı; güneş gölgelenince karabulut çöktü sandılar, sonra başlarını kaldırıp işin aslını bizzat gördüler:

Yüzlerce balon gökleri kaplamıştı, solgun renklerle parlayan küreler, bilimkurgu masalından fırlamış kurşuni zeplinler gibi, kah şişip yükseliyor kah sönerek alçalıyordu.

Söndükleri anlarda balon deliklerinden püsküren tükürükler de sağanak yağmur halinde eylemci gençlerin meraklı yüzlerine dökülüp gözlerine ve ağızlarına kaçıyordu.

En şişkin balon uçuk mavi renkteydi; deliğinden tükürükler saçarak ağır ağır zemin seviyesine doğru yaklaştı, gençlerin şaşkın bakışları altında.

Boşalan havanın son metreküpünde solgun balondan küçük bir çocuk fırlayıverdi. İçinden çıktığı sönük balon elinde kalınca çocuk onu bir kenara atarak eylemci gençlerin yanına yanaştı.

Eylem yürütücüsü muhtemelen ürktüğü için megafonla çocuğa seslendi:
— Kimsin çocuk kendini tanıt!

Ne ırk ne cinsiyet, hiçbir kimlik belirtisi göstermeyen çocuk yine de her nedense Türkçe konuştu:
— Benim adım Depremzade. Yeryüzü boşuna mı yarıldı sandınız? Siz tabiat anayı şaapınca ben doğdum işte. Annem beni reddetti. Siz de tanımadınız. İşte size göklerden tükürük yağdıran o balonların her biri benim gibi bir depremzadedir.

O anda birden Sera Kadıgil diyaloğa müdahil oldu:
— Ey depremzade çocuk bizi affet! Seni öldüren sorumlulardan henüz hesap soramadık. Ama söyle de yoldaşların gönüllerini ferah tutsun, geçmişteki gibi bundan böyle de daima elimizden geleni yapacağız. Bak mesela genel seçimin ertelenmeyeceğinin güvencesini aldık bile!

Depremzade:
— Pardon hocam yanlış anladın. Biz depremde ölen gerçek çocuklar değiliz, depremden doğan hayali çocuklarız. Depremzede değil depremzadeyiz, zede değil zade.

Sera Kadıgil:
— Ama ama ama… O zavallı cancağızların ruhları nerede o zaman? Biz kimlerin hakkını kendilerine teslim edeceğiz? Hangi saf ve masum ruhları ebediyete kavuşturacağız?

Depremzade:
— Hanımefendi o çocuklara sunulması planlanan dünya komple yıkılmış zaten. Siz hâlâ hangi balonun peşindesiniz?

Tam o saniyelerde polis saldırısı başladığı için kahramanca direnişe geçen eylemcilerden hiçbiri bu son sözleri duyamadı.

Bkz “Balon olup uçan çocuklar: Nereden bileceksin?” (mesel), “Cennete Giden Merdiven” Led Zeppelin, “Tam da ‘bu o değil’ midir mülhem?”, “Asrın Zarafeti: Leyla ile Mecnun” (mesel), “Sıla Büyü Çiçeği ve Gür Ait Hatun Berk” (mesel), “Enkazla Balon” ~ Sertab Erener, “Aşka Dayanmak: Semptom Ego’nun Ötekisidir, Semptom Düşerse Ego da Düşer”, “İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma”

5 Yorum

Filed under Kurgu, Şey