Hayri’nin Hayrını Gör! Kızılçamın Psikozalak Tohumları — Işık Barış Fidaner

Korkma Evladım derlemesinde incelenen filmleri gözden geçiriyorum.

(öncesi: Ahtabut dil)

Sen Türkülerini Söyle (1986) ilk sahnelerde
adeta filmin kahramanıyla iddialaşır gibi
türküler bilerek ‘tangır tungur’ edilmiştir:
umutlu ezgiler kakofoniye gömülsün diye
atonal eklentilerle ‘ezgin’leştirilmiştir [1].

‘Tangır tungur etmek’ şunları çağrıştırır:
1) ‘Anayasayı tangır tungur etmek’ suçu (tağyir tebdil ve ilga)
2) ‘Boş teneke çok ses çıkarır’ vecizesi (empty can rattles the most)
3) ‘Laf salatası’ anlamında ‘clanging’ (birebir aynı onomatopeyadır)
4) Klark çağrışımı (Dağ Süpermenlerinin klark klurk sesleri) [2]

Hayri gelir gelmesine ama hayrını göremezler çünkü:
1) Devlet Hayri’nin ‘kuyruğuna teneke bağlamıştır’.
2) Babası da Hayri’ye ‘boş teneke’ muamelesi yapar.
3) Dünya ve Hayri birbirine karşı ‘laf salatası’ olmuştur.
4) Hayri Süperdevrimcilik öncesine ‘bandı geri saramaz’.

Devlet-baba-dünya kısa devresini kurgulayarak
Hayri’nin hayrını görmek imkanını iptal eden
‘laf salatası’ mefhumunun fantastik kaynağı
histeriye obsesyonel freakshow bakışıdır [3].

O halde ‘laf salatası’ (anlamadım ne diyor?) terimi
‘laf sal atası’ (babası şuna bişi söyle!) diye okunmalı [4]:

lafsal

Tabi oğluna ‘boş teneke’ muamelesi çeken babalar
kastedilmez ‘Hayri’nin hayrını gör!’ temennisinde:

haketmistir

Şerif Hayri’yi ele veren ‘şerefsiz şer herif’ olduğu anda
‘tangır tungur ezgin kakofoni’ namevt gibi diriliverir.

Devlet-baba-dünya devresi parça parça edilince
Kızılçamın psikozalak tohumları kalır Hayri’ye [5]

Showbiz evreninde kadın güzellikle lanetlenince
Oto-tamir imkansızdır, Ay tekinsizliğe gömülüverir [6].

‘Peki peki anladık’ Süperdevrimciliği iptal etmiştir.
‘Bandı geri sarma’ yolları güzellikle lanetlenmiştir [7]:

Aldı sazı showbiz reality show yapımcısı patron:
(Kadına) yavrum, en güzel sensin! (sonra dönüp erkeklere)
Bunlar bizim otuz saniyede bir gösterip bir yok ettiğimiz
Güzel bebeklerdir, ekrana girerler, istediğimiz süre kalırlar
Ve yok olurlar, yani onlar bizim ‘çalışma arkadaşlarımız’ (!)
Sense o kadar yılı boşu boşuna harcadın be Hayri!
Ne uğruna? Anlatsana ulan ne uğruna? (link)

Tangır tungur ezgin kakofoni Ekholoji’nin konusudur.
Senin bu dediğine kim inanır?
Dıkşın! 👉 [8]

(sonrası: Volkan Altında: Zom Erkek ile Vamp Dişi)

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Fallokristal” Emerson, Lake & Palmer

[2] Bkz “Klark çağrışımı (clanging): Dağ Süpermenlerinin Klark Klurk Sesleri”, “Kafası karışık (mental disorder)”

[3] Bkz “Hayırsız Oğul Gaia Kuyusunda Ne Arıyor? Histeriye Obsesyonel Freakshow Bakışı”:

Valide hanım bir iki hafta boş boş bakmaya ve kimsenin anlayamadığı sesler çıkarmaya devam etti, sonra ruhunu teslim etti. Kuyuya inme hadisesi aynı gün, merhumenin cenazesi henüz defnedilmemiş iken cereyan etti. (Caner Fidaner, Kalem Kutusu, s. 18)

[4] Bkz “Laf sal atası! Psikozda Nam-ı Pir defterden silinmiştir” Jacques Lacan

[5] 1980 öncesi neşeli filmlere Yeşilçam Sineması deniyorsa 1980 sonrası umutsuz filmlere de Kızılçam Sineması diyelim.

[6] Bkz “Beşli Medeniyet Saçmantığı: Narenciye Serabı Hulusinatif Suratlar Taksimatında: Size Vurana Öbür Yanağınızı Dönün”, “Hamlet: Git Rahibe Ol!” William Shakespeare, “Ay yarıktır: Kapsam, Saklam, Bağlam”

[7] Issız Adam‘ın (2008) Ada’ya annesinden ‘yaprak sarma’ yedirmeyip ‘havuçlu kek tarifi’ vermesi böyle okunur: Tarihin yapraklarını geri saramıyorsak (güvenli rahim yoksa, yuvarlanan tencere kapağını bulamıyorsa) havuç göstererek birbirimizi keklemeye devam edelim! (er-kek: erken kekleyen yol alır!) Bkz “Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa”, “Peki peki anladık: Sen neymişsin Buffy abla!” ~ MFÖ

[8] Bkz Yankı (özel sayfa), “Astronomi Ustası” Pink Floyd, “Tahtıfeleğin Mevcedarla asırlık sittin esnasından evreler”, “Yengeç Salatası: Nötr Endama Yakışan Nötr Yordam: Atatürk, 16’ncı Louis, Charcot, Jung, Augustine” (fıkra):

Augustine Fransız hekimlere emanet edilmiş. Gelgelelim hasta kadının yatış sevkini alan dünya çapında ünlü Fransız nörobilimci Dr Charcot kızcağızı tedavi etmek yerine sırt çantasından kalem kutusu çıkarıp kızın orasına burasına çizgiler çizmeye başlamış. Başta adamın ‘bildiğini varsayarak’ telkinlerine riayet eden Augustine bir noktada patlayıvermiş…

8 Yorum

Filed under Şey