Sebep Semptoma Dahildir — Işık Barış Fidaner

steto

Herhangi bir patolojinin tıbbi tedavisinde, gözlenen semptomun altında yatan asıl sebeplere ulaşmak amaçlanır. Bu tıbbi duyarlılığın meşhur modeli de tabi ki ‘uzman’ doktorun stetoskopu kulağına takıp hastanın göğsünden kalp atışlarını dinlemesidir.

Semptom bildiren hastaya bakım yapılır, yatırılan hasta gözetim altındadır, görme duyusuna hitap eder, görülmektedir. Patolojinin derin sebeplerinden tezahür eden çoğul etmenler ise daha çok işitme duyusuna hitap eder; grafiklerde belirir veya dosyalara yazılır.

Bir patolojiyi anlamak, onun hangi ‘doğal ritmi’ (?) aksattığını anlamaktır, dolayısıyla hastalığı sebepleyen etmenleri ‘teorize’ etmeniz yetmez, onlara ‘oskültasyon’ yapmalısınız (theoria görme biçimidir, ausculto duyma biçimidir).

Sigmund Freud bir psikopatolojinin sebebine nasıl ulaştığını şöyle anlattı [1]:

Analizden önce A aşırı yoğun bir fikirdir, sık sık zorla bilince çıkar ve her seferinde özneyi gözyaşlarına boğar. Özne A’nın neden onu ağlattığını bilmez ve abes bulur, ama bunu önleyemez.

Analizden sonra keşfedilir ki gözyaşlarını hak eden bir B fikri vardır ve özne B’ye yönelik karmaşık bir ruhsal işi tamamlayıncaya dek B haklı olarak sık sık yinelenmektedir. B abes gelmez, özne onu kavrayabilir ve hatta ona karşı savaşabilir.

B ile A arasında özel bir ilişki vardır: B+A’dan oluşan bir olay yaşanmıştır. A tali bir detaydır, B ise oluşan kalıcı etki ile orantılıdır. Olayın şimdiki hatıra gelişinde A sanki B’nin yerini almıştır. A, B’nin ikamesi, “simgesi” olmuştur. Tutarsızlık buradan çıkar; zira A’nın ona eşlik eden neticeleri hak etmediği ve onlarla uyumsuz olduğu bellidir.

(Bilimsel Psikoloji Projesi, 1895)

Tıbbi tedavi B’ye (sebeplere) ulaştıktan sonra yapabileceği müdahaleyle A’yı (semptomları) ortadan kaldırmayı amaçladığı için ‘semptom//sebep’ arasına kalın bir çizgi çeker; dolayısıyla ‘merdivenle yukarı çıktıktan sonra merdiveni itip devirmek’ bakımından Wittgensteincı ideale uygundur [2].

Freudcu psikanalizde ise B’ye (sebeplere) ulaştığınız zaman A (semptom) kendiliğinden ‘güncellenecektir’ yani Aufhebung’a uğrayacaktır (kalkacaktır); yani dümdüz ortadan kalkmaz ama yer değiştirir, rafa kalkmak hasebiyle kapsanarak aşılmış olur; böylece bizi A’dan B’ye ulaştıran ‘bilinçdışı’ merdiveni muhafaza edebiliriz, onu inkar etmeye mecbur kalmayız.

Fakat Lacan’ın ‘arzu yasasının tersine merdiveni’ dediği bu aygıt epey müşkülatlı ve müştemilatlı olduğundan, hekimlerin çoğu (hatta psikologlar bile) ona katlanamaz, bu ‘uzman’ kişiler (stetoskopların gücü adına!) buldukları ilk fırsatta o merdiveni katlayıp kaldırmaya bakar. Uzman kişinin size katlanacak hali yok ya… siz ona katlanacaksınız! İşte bu ‘katlanır merdiven muamelesi’ de sürekli güncellenen Freud karşıtlığıdır, Freud inkarcılığıdır.

Özetle: Semptomun ardında yatan sebebin de semptoma dahil olduğunu ikrar ettiğiniz zaman Freud sonrası aydınlık devirlerin (F.S.) jenerik yapısına katılmış olursunuz, Freud öncesi (F.Ö.) standart tıbbi tedavilerle zaman zaman ayrışmak pahasına.

Ve buna değer, çünkü ‘yatırılan’ (Besetzung) hastayı ‘kaldırmanın’ en iyi yolu ‘Aufhebung’dur.

Işık Barış Fidaner doktoralı (Boğaziçi Üniversitesi) bir bilgisayar bilimcidir. Yersiz Şeyler‘in Admini, Žižekian Analysis’in Editörü, Görce Yazıları‘nın Küratörüdür. Twitter: @BarisFidaner

Notlar:

[1] Bkz “Histerik Zorlantı” Sigmund Freud

[2] Bkz “Merdivenler ve Felsefe: Bağlam ve Kapsam”

6 Yorum

Filed under Şey