Dürtünün temel matrisi bütün belirli nesneleri aşarak Şey’in Boşluğuna erilmesi (sonra da ancak metonimik temsillerle ona erişilmesi) değildir; libidomuzun belirli bir nesneye ‘saplanması’ ve onun etrafında ilelebet dönmeye mahkum olmasıdır.
Temel paradoks/saçmantık odur ki insana özgü boyut –dürtünün içgüdüden farkı– başta yan üründen ibaret olan bir şey özerk bir amaç vasfı kazanınca ortaya çıkar: İnsan hayvandan daha ‘düşünümlü’ değildir; aksine hayvanın değer vermediği bir şeyi insan doğrudan doğruya kendine hedef edinmiştir.
Özetle ‘insanlaşma’nın sıfır-düzeyi hayvan faaliyetinin daha da ‘dolaylandırılması’ –yüksek bir bütünlüğün alt uğrağı halinde yeniden nakşedilmesi– değildir (yemek yiyip çoğalma işini yüksek tinsel olasılıklar geliştirmek için yapmak gibi); köklü bir odak daraltma işlemidir, belirgin olmayan bir faaliyete kendi başına bir maksat vasfı kazandırmaktır.
Aynı jesti yinelemenin kendi-kendini-sevkeden kapalı döngüsüne kapılıp bunda tatmin bulduğumuz zaman ‘insan’ olmuşuzdur.
Çizgifilmlerde arketipik sahnelerden birini hepimiz hatırlarız: Dans eden bir kedi havaya zıplar ve kendi ekseni etrafında döner; ama normal yerçekimi kanunlarına riayet ederek yeryüzüne geri düşmek yerine bir süre havada asılı kalır, bir zaman döngüsüne kapılmış gibi askıda dönmeye devam eder, aynı dairesel hareketi tekrarlamayı sürdürür.
(Slapstick öğelere başvuran kimi müzikal güldürülerde de aynı çekime yer verilir: Dansçı havadayken kendi etrafında döndüğü zaman biraz fazlaca havada asılı kalır, sanki kısa bir süreliğine yerçekimi kanununu askıya alabilmiş gibidir. Aslında bu efekt zaten dans sanatının nihai hedefi değil mi?)
Böyle anlarda ‘normal’ gidişat, maddi gerçekliğin aptalca ataletine kapılmak anlamında ‘normal’ süreç bir anlığına askıya alınır; ‘askıda canlandırma’nın (suspended animation) büyülü sahasına gireriz, kendini sürdürerek havada asılı kalan semavi bir döneniştir bu, kendi kendisini saçından tutup kaldırarak bataklıktan çıkaran Baron Münchhausen gibidir.
Zamanın doğrusal ilerleyişinin tekrarlı bir döngü aracılığıyla askıya alındığı bu döneniş hareketi dürtünün en temel halidir. İşte ‘insanlaşma’nın sıfır-düzeyi budur: Kendi-kendini-sevkeden bu döngü doğrusal zaman zincirini askıya alır/bozundurur.
Arzudan dürtüye bu geçiş ‘asgari fark’ın özünü kavramak için şarttır: En temel anlamda asgari fark sıradan bir nesneyi arzu nesnesine dönüştüren ‘sırrına erilmez X’ değildir, libidinal uzamı bükerek içgüdüyü dürtüye dönüştüren iç burgudur.
Paralaks’tan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Gayrıresmiyet — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Asansör — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER