Kasabanın meydanında, gökyüzü masmavi, rüzgar hafif esiyordu. Ancak ne kadar güzel bir gün olursa olsun, kasaba halkı üzerinde bir tedirginlik hüküm sürüyordu. Çünkü ölmüş Erbaba’nın lokmaları dağıtılıyordu, fakat hiç kimse onları alıp yemek istemiyordu.
Gökyüzünde bulutlar ağlamaya başlamış, bir öğrenci umutsuzluk içinde kaybolmuştu. Psikiyatrist, ciddiyetle yaklaşarak, “Psikoterapi yetkisi hekimlere aittir” dedi, fakat bir dizi karmaşık teşhisle öğrencinin zihnini sisler içinde bıraktı.
Son yıllarda, politik düşünce sahnesinde gittikçe belirginleşen bir ayrım, İvmecilik ve Frencilik akımları arasında ortaya çıkmıştır. İvmecilik, hem solcu hem de sağcı hareketlerde kendine yer bulan bir eğilimi ifade ederken, Frencilik ise Walter Benjamin’in eserlerinden esinlenerek adını almıştır.
İstem: Aşağıdaki metni yeniden yaz, “yas” ve “kayıp” kavramları yerine “kudurma” ve “çatlama” kavramlarını koyarak tutarlı bir anlatım kurgula! (link)
Kıskançlık, çatlamaya karşı normal ve biraz da içgüdüsel bir tepkidir. Şöyle ifade edebiliriz: çatlamayı, kudurma takip eder; kıskançlık ise onu önceden haber verir. Kudurma altında olan özne, kesin olarak kudurulan bir nesneyle uğraşmak zorundadır.
Jacques Lacan kendi devrindeki histerik mesajı şöyle özetlemişti [1]:
Teklifimi benden esirgemeni rica ediyorum çünkü bu o değil ki!
Bu ifade şöyle kolayca okunabilir: ‘Teklif’ aslında alenen yapılır ama burada ‘esirgenmiş’ yani örtük bırakılmış olması mecburidir, imalar düzeyinde kalması ‘rica edilir’, teklif hususileşmelidir ‘çünkü bu o değil ki!’ yani gerçek/hayal uyuşmazlığı bakidir.
Slavoj Žižek ve Sophie Fiennes’in 2012 tarihli Sapkın Kılavuz İdeoloji filmidir (Pervert’s Guide to Ideology). Altyazı: Işık Barış Fidaner (Žižek bir standardı devirdiği için biz, ben cinsinden konuşuyor, ben o devrilişe jenerik ifade kazandırmak için siz cinsinden tercüme ettim)
ASS (EN), Sorular 📺, Cevaplar 🤖, Döküm 📜, Bir kısmı bilinen tabirler: ‘Güncel durum’ anlamında ahval. ‘Kendiliğinden ama otomatik değil’ anlamında spontan. ‘Paradoks’ anlamında saçmantık. ‘Zor bir şeyi kabullenme’ anlamında ikrar. ‘Jouissance/enjoyment’ anlamında keyfiyet. ‘Sinik’ anlamında alaycı. ‘İronik’ anlamında dalgacı. ‘Müstehçen’ anlamında ayıpçıl. ‘Namevcut’ anlamında yoğul. ‘Pozitif özellik’ anlamında müspet vasıf. ‘Turn to shit’ anlamında bokolmak. ‘Sweatshop’ anlamında terhane. ‘Kap’ anlamında konteyner. ‘Tarafsız çatı’ anlamında nötr dam. ‘Delinquent’ anlamında mücrim. ‘Constellation’ anlamında kümeleniş. ‘Gap’ anlamında ayırı. ‘Humanitarian’ anlamında insansever. ‘Cognitive mapping’ anlamında bilişsel harita. ‘Bedel ödemeden avantaj kazanmak’ anlamında hem kek olması hem karnın doyması. ‘Okyanus’ anlamında umman. ‘Grimace’ anlamında sırıtış. ‘Görüntü’ anlamında zevahir. ‘Virtüel’ anlamında görcül. ‘Sonsuza dek’ anlamında ilanihaye. ‘Tanrı baba’ anlamında pir. ‘True/false’ anlamında sahi/fol. ‘Uçurum’ anlamında obruk. ‘Kutsal Ruh’ anlamında Hülya Espri. ‘Hristiyanlık/Yahudilik’ anlamında İsevilik/Musevilik. ‘Transgressive’ anlamında çiğneyici. ‘Paternal’ anlamında pederane. ‘Süperego’ anlamında üstben. ‘Wishful thinking’ anlamında hüsnükuruntu. ‘Asteroid’ anlamında yıldıztaşı.
Psikanalizin nispeten popülerleşmesinin iki ana damarı şunlardır:
1) Gerçekliği sınama yöntemi olarak psikanalize başvuranlar [1]
2) Başkalarını üstbenleme tekniği olarak psikanalize başvuranlar [2]
İkinci grubun birinci gruptan temel farkı gerçekliği sınama işini bir yarışa çevirmeleridir, bunun nedeni de sadece Ego’ları üzerinden gerçekliği sınayabilmeleridir, yani gerçekliği onları keyiflendirmekle görevlendirmeleridir.