
5 Mayıs 2024 — Slavoj Žižek — english.hani.co.kr
Çağımızın asıl meselesi şu: Başgösteren krizleri bildiğimiz halde gelişmiş Batı olarak hâlâ bunların gereğini yapmıyoruz.
Vaziyetimiz aynı Liu Cixin’in bilimkurgu şaheseri “Üç Cisim Problemi”nde anlattıkları gibi: Bir bilimciyi cezbeden sanal gerçeklik oyunu “Üç Cisim”de oyuncuların içine düştükleri Trisolaris adlı yabancı gezegenin semasında üç güneş tuhaf ve kestirilemez aralıklarla doğup batmaktadır, bu güneşler bazen fazla uzaklaşıp korkunç bir soğuk bırakmakta, bazen fazla yaklaşıp yıkıcı bir sıcak getirmekte, bazen de uzun süreler boyunca gözden kaybolmaktadır. Oyuncular beterin beteri dönemleri atlatabilmek için bir şekilde kendilerini ve nüfusun geri kalanını dehidre edebilirler [1] ama hayat asla tahmin edilemeyen öğelere karşı sürekli mücadele etmekten oluşur, öyle ki oyuncular bir medeniyet kurmayı becerip tuhaf sıcak-soğuk döngülerini öngörmeyi deneseler bile yıkıma yazgılıdırlar.
Son yaşanan çevresel bozulmalar bizzat kendi Dünyamızın adım adım Trisolaris’e dönüştüğünü göstermiyor mu? Tahrip edici kasırgalar, kuraklık ve seller, ve elbette küresel ısınma, bunların hepsi “Doğanın sonu” ismini layıkıyla hak eden bir şeye şahit olduğumuza işaret etmiyor mu?
Sonuncu hudut rolünü artık Tanrı veya gelenek üstlenemediğine göre Doğa üstlenmek zorunda. Ama nasıl bir doğa olacak bu? Küresel ısınmayı düşündüğümüzde dahi biliyoruz ki adım adım yaklaştığımız yeni dünyada “İngiltere” çorak kuru bir ülke, Kaliforniya’nın “Ölüm Vadisi” koca bir göl olacak. Bizse herşeye rağmen yeni bir istikrar kurulacağını farzediyoruz, “regüler ve yinelenebilir hava durumu desenleri”yle.
Fakat araştırmacılara sorarsanız Dünya ikliminin kaosa dönüşmesi daha muhtemel, matematiksel anlamda kaos, yani sahiden kaos.
“Kaotik bir sistemde denge yoktur, yinelenebilir desenler yoktur. Kaotik bir iklimde mevsimler on yıl içinde (hatta her yıl) deli gibi değişir. Bazı seneler ekstrem hava şartları patlayıp geçerken diğer seneler hava durumu sakin kalabilir.” Naklen Bilim‘de Paul Sutter böyle diyor. “Dünya’nın ortalama sıcaklığı bile deli gibi dalgalanabilir, kısa süreler içinde soğuk ve sıcak evrelerden geçebilir. Kaos olursa Dünya ikliminin ne yöne gittiğini belirlemek kesinlikle imkansız olacaktır.”
Böylesi bir netice hem sağkalımımız açısından afetengizdir hem de en temel (insani) doğa kavramımıza aykırıdır, çünkü mevsimlerin yinelenebilir deseni olmaktan çıkmıştır.
Gezegenimizin yörüngesinde döndüğü tek bir güneş var ama vaziyetimiz “altı kriz problemi” ismini hak eder: Ekolojik kriz, ekonomik dengesizlikler, savaşlar, kaotik göçler, yapay zeka tehdidi ve toplumsal bozunum. Bu krizlerin altında yatan dinamik sebep küresel kapitalizm olsa da bu krizlerin etkileşimi Trisolaris’i aratmayacak kadar öngörülemez bir kaosa yol açmaktadır. Bu krizler birbirini güçlendiriyor mu yoksa onların etkileşiminde bir umut bulunabilir mi? Mesela ekolojik krizin insanlığı kapitalizmi ve savaşları aşmaya sevkederek küresel-toplumsal bir dayanışma düzenine yol açacağını umabilir miyiz?
Liu’nun tahayyülünde harika ve/ya korkunç yeni bilimsel ve teknolojik icatlar yer bulsa da, krizlerimizin temelde toplumsal olduğunun o da tamamen farkındadır, bütün krizler farklı medeniyetlerin bir aradalığıyla ve her medeniyetin iç çatışkılarıyla ilgilidir. O halde çözüm de toplumsal olmak zorundadır (toplumlarımızın yeni bir toplumsal örgütlenmesi olmak zorundadır), teknolojik çözümlerle yetinemeyiz.
Bugün ilk yapılması gereken şey vaziyetimizin gereğini yapmaktır, yani gelmekte olan acil durumlara hazırlanmaktır. Saçmantık odur ki bu krizler sahiden bütün boyutlarıyla yaşanacakmış gibi davranmak (ekolojik afetlerden savaşlara ve dijital çöküşlere kadar hepsini kabullenmek) gerçekten yaşanmasını önleyebilmenin tek yoludur.
Polonya Başbakanı Donald Tusk yakınlarda şöyle dedi: “Biliyorum kahredici gelecek, özellikle de genç nesillere, ama yeni bir dönemin geldiği fikrine alışmalıyız. Savaş öncesi dönem.” Tusk haklı ama kayıtsız şartsız değil; henüz tam olarak kararlaşmamış olduğuna göre mevcut vaziyetin daha isabetli ifadesi şöyledir: “Eğer yeni bir dünya savaşı çıkacak olursa, ta 2022’de başlamış olduğu ve kaçınılmaz bir netice olduğu anlaşılacaktır.” Geriye dönük bu tuhaf saçmantığa ne gerek var ki?
Vaziyetimiz çağdaş “seçimler toplumu”nun çıkmazı ile bizi yüzleştiriyor. Mühim şeyleri özgürce kararlaştıran bir toplumda yaşamakla övünürüz. Fakat hayatımızı derinden etkileyecek konuları kararlaştırma mecburiyeti içine düşeriz sürekli ve hiçbir kararı doğru düzgün bilgilerle temellendiremeden. Bu durum insanı hüsrana uğratıyor: Herşeyin bize bağlı olduğunu bilsek de eylemlerimizin neticelerini katiyen kestiremiyoruz. Aciz değiliz, hatta bilakis kadirimutlak gibiyiz, ama güçlerimizin kapsamını katiyen belirleyemeden.
Biyosferimiz üzerinde tam hakimiyet kazanamasak da maalesef onu rayından çıkarmaya muktediriz, dengesini bozarak onu delirtmeyi beceriyoruz, işte kendimiz de arada kaynayıp gidiyoruz.
[1] ç.n. kriyonik benzeri bir fantazi, vücudun önce posasını çıkarıp sonra suyla yeniden diriltmek
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Verim — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Doğanın sonu — ChatGPT, Suno | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Trisolaris — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: İklim Çöküşü — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Sinem Atik — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER