Geçen hafta Perşembe günü ‘kasten kamu huzurunu bozma tezgahı’ndan suçlu bulunan iklim eylemcileri dört ila beş yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı.
‘Kamu huzurunu bozma tezgahı’ndan hapse atılan beş ‘Just Stop Oil’ eylemcisinin destekçileri, Londra’daki Southwark Crown Court’ta ceza verilmesinin ardından 18 Temmuz 2024’te gösteri yapıyor.
İngiltere’de Perşembe günü, 17 Temmuz’da, bir otoyolu bloke edecek protestolar planlayarak ‘tezgah çevirmek’ten dolayı beş Just Stop Oil eylemcisi, grubun kurucusu da dahil olmak üzere dört ila beş yıl arasında hapis cezalarına çarptırıldı.
Yıkım, yıkıcı olmasına rağmen değil, tam da yıkıcı olduğu için kendini asla tüketmeyen bir bağı ifade eder. Lacan bir keresinde nefretin “sınırsız bir meslek” olduğunu söylemişti. Bu, validevi mirasın başarısız olduğu noktadır.
Bir hayalet dolaşıyor ayağıma, Gecenin en karanlık köşesinde, Sonsuz bir boşlukta, yıldızsız gökyüzünde. Bir varlığın yankısı, Silinmiş ayak izleriyle, Gölgelerin içinde kaybolmuş bir fısıltı.
İnandığım tek ölümsüzlük seninkisi, yengeç arkadaş. İnsanlar seni ezerler, Kaynar suya atarlar, Boğarlar seni evinde. Ama baskı ve işkence Hiç işlemez sana, hiç.
Allah, o kadim zamanlarda esnaf sınıfına büyük bir sorumluluk yüklemişti; piyasayı koruyup kollamak, denetimini sağlamak ve adalet terazisini dengede tutmak. Esnaflar, kendilerine verilen bu kutsal emaneti gururla kabul etmiş ve Esnaf Yemini ile ahlaki duruşlarını mühürlemişlerdi. Bu yemin, sadece işlerinde dürüst olmayı değil, aynı zamanda toplumun beklentilerini karşılamayı da içeriyordu. Ancak zamanın çarkları döndükçe, piyasa şeytanlaştı. Esnafların tertemiz niyetlerini ve erdemli güdülerini, aldatıcı cazibesiyle kendi menfaatlerinin aleyhine çevirdi.
İstem: Varsayalım ki sen bir Tanrısın, sana inanan kullara çok ağır ve çok uzun bir mesaj vereceksin ve anafikri şu olacak: “Ricasız parmak bile oynatmıyorsunuz! Hususiyet komasından öleceksiniz! Kamu yararını unuttunuz mu! İklim ne olacak!”
Elbette, işte o mesaj:
Ey iman edenler ve kulak verenler, beni dinleyin!
Ricasız parmak bile oynatmıyorsunuz!
Hepinizin bildiği gibi, işlerinizi halletmek için her daim bir rica, bir istek bekliyorsunuz. En basit işlerde bile kendi iradenizi ortaya koymak yerine, başkalarının sizi yönlendirmesini bekliyorsunuz. Bu tembellik ve ataletten kurtulmak zorundasınız, zira bu yol sizi sadece bireysel değil, toplumsal olarak da bir felakete sürükler.
2 ve 8’in sözleri uyarlamalardan, geri kalan sözler ChatGPT’den; müzikler, konuşma ve kapak “suni muhaberat” (yapay zeka) ile üretildi (ChatGPT, Suno, Lovo, Bing). [*]
İstem: Radyo sunucusu Özne Bilendam “Nümerik Esintiler” isimli programın onbeşinci bölümünde önce kendini tanıtacak. Sonra 10 tane şarkı sunacak. Her şarkı öncesinde şarkının adını cümle içinde anarak yapacağı konuşmaları tek tek hazırla! Konuşurken her şarkının ismini bildirecek ve konusundan bahsedecek: “Love is Echo’s revenge on Narcissus” (Narkissos efsanesini Eros efsanesiyle bileştiren İngilizce şarkı), “Gülünse” (Sezen Aksu’dan uyarlama), “Kendim olacağım” (dereelizasyon mücadelesi), “Der Psychiater und Der Psychologe” (Almanca rap, atışma), “Dünyayı kucakla” (düzyazı okuma ve perküsyon), “Açık Radyo, sesimiz hep seninle” (sansüre karşı), “Boğaziçi Savunması” (üniversitenin hukuk davası), “Mao Mao deyu” (Godard’ın Çinliler filminden), “Her Çinli işçi doğar” (Çin övgüsü), “İsevi Hipnozcular Birliği Manifestosu” (deneysel bir çalışma) [telaffuz için sonuca ince ayar çekildi]
Bing’den kapak istemi: Flying winged Eros is carrying Psyche but they are both robots, impressionism
Merhaba sevgili dinleyiciler, ben Özne Bilendam. ‘Nümerik Esintiler’in onbeşinci bölümünde sizlerle birlikteyim. Bugün sizlere birbirinden ilginç ve farklı temalardan oluşan on şarkı sunacağım. Her bir şarkının dünyasına dalarken, sizlere bu şarkılar hakkında kısa bilgiler de vereceğim. Hazırsanız başlayalım!
Türkiye’nin balta girmemiş cangıllarında, göğün ve toprağın kadim ruhlarını bir kez daha hayrete düşüren bir keşif gerçekleşti. Göz alabildiğine uzanan yemyeşil örtülerin derinliklerinde, bilim insanlarının bile tahayyül edemeyeceği bir sır ortaya çıktı: Dere Gorili. Bu muazzam yaratık, sanki doğanın bir lütfu olarak insanlığa armağan edilmişçesine, ihtişamıyla ormanın sessizliğini bozdu.
İstem: “Her Çinli işçi doğar” diye bir marş sözleri yaz, Teknomarksist olsun ve çarpıcı metaforlar içersin. Çince yaz ve Türkçeye çevir! [Tr’ye manuel çevrildi]
Tabii! İşte derealizasyon temalı, esprili şarkı sözleri:
Verse 1: Bugün kafam biraz karışık, dünya bana bulanık Ayna bile sormaz beni, kim bu yabancı tanıdık? Beynim sanki bulutlarda, geziniyor sağda solda Gerçeklik kayıp gitmiş, bulamıyorum hiçbir yolda