20 Mart 2026 (Pardubice, Çek Cumhuriyeti) – Bu sabah erken saatlerde, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırımdaki rolüne son vermek amacıyla, kilit önemdeki bir İsrail silah üretim merkezi bir yeraltı grubu tarafından ateşe verildi. Hiç kimse zarar görmedi ve birden fazla bina yok edildi.
Bu eylem, Deprem Fraksiyonu adlı grubun ilk darbesiydi ve birkaç binanın ateşe verilmesine yol açtı. Saha, Çek şirketi LPP Holding ile Elbit Systems’in Orta Avrupa’daki kritik operasyonları için yürüttüğü ortak bir girişimdir. Elbit Systems kendisini İsrail Ordusu’nun omurgası olarak tanımlamakta; İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında ve Filistin’deki soykırımında kullanılan kara ve hava silahlarının ezici çoğunluğunu sağladığını belirtmektedir.
Deprem Fraksiyonu, sorumluluğu üstlenen bir açıklama yayımladı ve kendisini, ‘Siyonist varlık açısından kritik önemdeki kilit sahaları hedef alan enternasyonalist bir yeraltı ağı’ olarak tanımladı. ‘[Onlar], imparatorluğun bütün uzuvlarını içeriden, etkili olan her türlü yolla yok etmeyi amaçlar.’
Ekim 2023’te şirketler, stratejik ortaklıklarını ve ortak bir ‘Mükemmeliyet Merkezi’nin kuruluşunu duyurdu; [1] Elbit’in CEO’su Yoram Shmuely işbirliğini ‘çok büyük bir talih’ olarak nitelendirdi ve ‘pek çok başarılı proje teslim etmeyi’ umduğunu söyledi. [2]
LPP’nin Ticari Direktörü ve Kurucu Ortağı Radim Petráš, 2024 yılında yerel medyaya verdiği bir röportajda, ortak merkezin planlanan sahasının şirketin Pardubice kentinde yeni satın aldığı tesis olacağını doğruladı. [3] ‘Çek Cumhuriyeti’nde şimdiden belirli projeler hazırlıyoruz. İsrail’e ordusu için geri tedarik edilecek ürünlerin yanı sıra Elbit’in bazı Avrupalı müşterilerine sunulacak ürünleri geliştirmeye yönelik ilk adımları atıyoruz’ dedi; böylece LPP’nin, Elbit’in Avrupa’daki siparişlerini yerine getirmesine imkân sağlayan rolünü vurguladı.
Holdinge bağlı iştiraklerden birinin (L.P.P. s.r.o.) 2024 mali raporlarında açıklanan; şirketin İnsansız Hava Araçları ve İnsansız Kara Araçları geliştirmesi için Çek Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından finanse edilmesi, LPP ile Elbit arasında ilan edilen ortak girişimin Çek hükümetinin desteğiyle ileri bir aşamada olduğunu göstermektedir. [4]
Deprem Fraksiyonu Bildirisi: Communiqué #1
İşgal Altındaki Filistin’de ve Batı Asya’nın dört bir yanında toprak İsrail bombaları altında kanamayı sürdürdüğü sürece, işgalin sponsorlarının ayaklarının altındaki yer de sarsılmayı sürdürmelidir.
Biz Deprem Fraksiyonu’yuz; Siyonist varlık açısından kritik önemdeki kilit sahaları hedef alan enternasyonalist bir yeraltı ağıyız. İmparatorluğun bütün uzuvlarını içeriden, etkili olan her türlü yolla yok etmeyi amaçlıyoruz.
20 Mart 2026’da, Avrupa’daki İsrail silah sanayisinin merkez üssünü vurduk. Çek Cumhuriyeti’nin Pardubice kentinde, Elbit Systems’in ‘Mükemmeliyet Merkezi’, İsrail’in en büyük silah üreticisinin küresel genişlemesine hizmet etmek üzere LPP ile işbirliği içinde yeni inşa edilmişti. Geliştirme, üretim ve eğitim merkezi boş durumdayken, Deprem Fraksiyonu ekipmanını yok etmek ve fabrikayı ateşe vermek üzere müdahale etti. Hiç kimse zarar görmedi.
Gazze soykırımı sırasında, 2024’te, LPP’nin CEO’su ‘Elbit ile hazırladığımız projelerden biri İsrail ordusunu ilgilendiriyor’ demişti. Onların ‘Mükemmeliyet Merkezi’, Siyonist varlığın Filistin’de, Lübnan’da, İran’da ve Batı Asya’nın dört bir yanında insanları her gün katletmek için kullandığı silahları geliştirme aracı olarak kullanılmaktadır. Elbit Systems tarafından geliştirilen her silah, uluslararası hükümetlere satılmadan önce önce Filistinliler üzerinde ‘test edilir’; böylece Filistin’in yıkımı üzerine kurulmuş imparatorluk genişletilir.
Elbit Systems ve suç ortakları dünyanın dört bir yanında kan dökme işlerini her nerede gizler ve saklarsa, biz onların peşine düşeceğiz.
Canavarın karnındayız; kötülüğün kokusuyla çevriliyiz. Emperyal ve Siyonist şiddeti sürdürmek için gereken teknoloji, silahlar ve sermaye bütünüyle erişim alanımızın içindedir. Deprem Fraksiyonu sömürgecilerin çizmelerinin altındaki toprağı sarsacaktır; onların kötülüğünden atom ağırlığınca bile bir parça kaldığı sürece onu söküp atacağız.
Suça ortak uluslararası hükümetlere yalvaracak zaman yok. Kibarca istemek için nefesimizi boşa harcamayacağız. Bunun yerine, onların öldürme araçlarını ezip dağıtmak için gerekli eylemi gerçekleştireceğiz.
Elbit Systems Hakkında
Elbit Systems, İsrail’in en büyük silah üreticisidir; İsrail’in askerî drone filosunun ve kara konuşlu ekipmanlarının %85’ini üretmektedir. Ayrıca İsrail ordusuna mühimmat, füzeler ve elektronik harp sistemleri tedarik etmektedir.
LPP Holding Hakkında
LPP Holding, şirketler dizisini ‘Yapay Zekâ ile güçlendirilmiş’ diye pazarlayan, Siyonist devlete gururla silah tedarik eden bir şirkettir. Holding ve iştirakleri, Elbit Systems’in Çek Cumhuriyeti’ndeki kilit stratejik ortaklarından biridir ve Yapay Zekâ güdümlü İnsansız Hava ve Kara Araçlarının geliştirilmesi için Çek Hükümeti’nden fon almaktadır.
Deprem Fraksiyonu Hakkında
Deprem Fraksiyonu, Siyonist varlık açısından kritik önemdeki kilit sahaları hedef alan enternasyonalist bir yeraltı ağıdır. İmparatorluğun bütün uzuvlarını içeriden, etkili olan her türlü yolla yok etmeyi amaçlıyoruz.
İnternet sitesi: https://earthquakefaction.net/
Kaynaklar
[1] https://www.lpp-holding.com/article/centre-of-excellence-for-uas-lpp-and-elbit-systems-partnership/ (🔗)
[2] https://www.denik.cz/podnikani/v-cr-ma-vzniknout-technologicke-centrum-excelence-v-oblasti-bezpilotnich-letounu.html (🔗)
[3] https://www.lpp-holding.com/article/interview-with-the-co-owner-of-the-technology-holding-lpp/ (🔗)
[4] https://or.justice.cz/ias/ui/vypis-sl-detail?dokument=87530057&subjektId=74954&spis=105824 (🔗)
İsrail şirketi Elbit’e düzenlenen 2024 baskını nedeniyle Britanya’daki Filistin yanlısı aktivistler hırsızlıktan suçlu bulunmadı
LONDRA, 4 Şubat (Reuters) – Britanya’daki Filistin yanlısı altı aktivist, 2024’te İsrailli savunma şirketi Elbit’in fabrikasına düzenlenen baskın nedeniyle çarşamba günü nitelikli hırsızlık suçlamasından beraat etti; jürinin hiçbir suçlamada suçlu kararı vermemesi, savcılık açısından darbe oldu.
Bu altı kişi, bugün yasaklanmış durumda olan Palestine Action grubunun üyeleriydi; grup, İngiltere’nin güneybatısındaki Bristol’da bulunan Elbit Systems UK tesisine 6 Ağustos 2024’ün ilk saatlerinde titizlikle planlanmış bir saldırı düzenlemişti.
Reuters’in İran Bilgilendirme bülteni, İran savaşıyla ilgili en son gelişmeler ve analizler hakkında sizi bilgilendirir. Buradan kaydolun.
Savcıların yaklaşık 1 milyon sterlinlik (1,4 milyon dolar) hasara yol açtığını söylediği baskın, Hamas öncülüğündeki savaşçıların Ekim 2023’te gerçekleştirdiği ölümcül saldırıya İsrail’in Gazze’yi bombalayarak verdiği karşılığın yaklaşık 10. ayında meydana geldi.
Savcılar, kasım ayında Londra’daki Woolwich Crown Court’ta görülen davanın başında jüriye, bu altı kişinin, eski bir beyaz cezaevi aracı kullanarak fabrikanın içine zorla giren ve ardından ekipmanı parçalayan daha büyük bir grubun parçası olduğunu söylemişti.
Sanıklar ise, yalnızca Gazze’de İsrail’in ‘soykırımı’ olarak niteledikleri şeyi durdurmak için silahları yok etme saikiyle hareket ettiklerini ve insanlara yönelik şiddeti reddettiklerini söyledi.
SUÇSUZLUK KARARLARI VE SONUÇSUZ KALAN JÜRİ
29 yaşındaki Charlotte Head, 23 yaşındaki Samuel Corner, 30 yaşındaki Leona Kamio, 21 yaşındaki Fatema Zainab Rajwani, 22 yaşındaki Zoe Rogers ve 31 yaşındaki Jordan Devlin, jürinin 36 saati aşkın müzakeresinin ardından nitelikli hırsızlık suçlamasından beraat etti.
Rajwani, Rogers ve Devlin, şiddetli kamu düzenini bozma suçlamasından suçsuz bulundu; buna karşılık jüri, aynı suçlama bakımından Head, Corner ve Kamio hakkında karara varamadı. Jüri ayrıca ek bir mala zarar verme suçlamasında da karara varamadı.
Corner ayrıca, kadın bir polis çavuşuna balyozla vurmak suretiyle kasten ağır bedensel zarar vermeye neden olma suçlamasını da reddetmişti. Jüri bu suçlama bakımından da bir kararda uzlaşamadı.
Sanıklar, sanık kürsüsünde birbirlerine sarıldı ve halk galerısindeki destekçilerine el salladı; destekçileri, hâkim mahkeme salonundan ayrıldıktan sonra yüksek sesle tezahürat yaptı.
Savcılar, jürinin karara varamadığı suçlamalar bakımından yeniden yargılama talep edip etmeyeceklerini değerlendirmek için zamana ihtiyaçları olduğunu söyledi.
PALESTINIAN ACTION YASAĞI HIGH COURT’TA İTİRAZLA KARŞI KARŞIYA
Britanya, Palestine Action’ı geçen temmuz ayında, Elbit hadisesinin meydana gelmesinden neredeyse bir yıl sonra terör örgütü olarak yasakladı; bu da örgüte üye olmayı suç haline getirdi. Yasak ayrıca ayrı bir süreçte Londra’daki High Court’ta itiraz konusu edildi.
Yargıç Jeremy Johnson, jüriye bu yasağın ceza davasıyla ilgisiz olduğunu ve davayı ‘deliller temelinde, sizin ya da başkasının Palestine Action veya Gazze’deki savaş hakkında ne düşündüğü temelinde değil’ değerlendirmeleri gerektiğini söylemişti.
Savcı Deanna Heer, sanıkların ‘mülke ciddi zarar vermeyi ve yollarına çıkan herkese karşı, gerekirse silah kullanarak, hukuka aykırı şiddet kullanmayı ya da bunun tehdidinde bulunmayı’ amaçladıklarını söyledi.
Ancak Head, şiddete karşı olduğunu söyledi ve Corner da, balyozu polis memuruna yalnızca arkadaşlarından birini korumak için savurduğuna dair ifade verdi.
Palestine Action adalet sistemini nasıl yargı kürsüsüne çıkardı
Filton 6 davasını başından sonuna kadar izledim. İşte gördüklerim
Palestine Action hakkında gerçekten ilk kez 2019’da, resmî kuruluşlarından birkaç ay önce, kurucu ortakları Richard Barnard’ı ve başka aktivistleri Kent’teki Instro Precision fabrikasının içine kadar takip ettiğimde bilgi sahibi oldum.
Onlarca personel dışarı çıkarıldıktan sonra, İsrailli silah üreticisi Elbit Systems’ın bir iştiraki olan fabrika kapatıldı ve binanın üzerine grafiti yapıldı. Son derece nazik bir polis memuru, aktivistlere ne zaman ayrılmayı düşündüklerini sordu ve kendilerine tutuklanmayacakları güvencesini verdi.
Binanın cam cephesine sprey boyayla yazılmış ‘Elbit Cinayet Makinesi’ sloganının önünde oturan Barnard, sözde ‘yasalara uyan’ bir fabrikanın insanlarınca nasıl kapatılabildiğini ama buna rağmen kimsenin tutuklanmadığını sordu. Aşağı yukarı aynı dönemde, Oldham’daki bir Elbit fabrikası da bir işgal eylemiyle iki gün boyunca kapatıldı ve yine kimse hakkında suçlama yöneltilmedi.
O günlerde, yargılanan aktivistler silah ihracat lisanslarının ve başka bilgilerin açıklanmasını talep edebiliyordu. İleri sürülen gerekçe şuydu: Fabrikanın faaliyetlerinin hukuka uygun olduğu saptanmadan önce, Elbit bunun böyle olduğunu kanıtlamak zorundaydı; ancak bundan sonra herhangi bir aksatma eyleminin hukuka aykırı olduğu söylenebilirdi. Muhtemelen bunun sonucu olarak Elbit, ciddi hasar ve büyük çaplı aksatma vakalarında bile suç duyurusunda ısrar etmekten düzenli olarak geri duruyordu. O zamanlar Elbit hiçbir yorum talebine yanıt vermiyordu.
Dönemin başsavcısı Suella Braverman’ın 2022’de Colston Heykeli davasını Temyiz Mahkemesi’ne taşıması gibi yeni hukuki kararlar, iklim ya da silah ticareti karşıtı aktivistlerin mahkemede kendilerini savunmasını çok daha zor hale getirdi. Özel mülkte işlenen mala zarar verme fiilleri artık insan hakları korumalarından yararlanmıyor ve daha büyük suçları önlemek için eylemin gerekli olduğunu ileri sürmek — buna hukuka uygun mazeret deniyor — artık geçerli bir hukukî savunma olarak nadiren kullanılabiliyor.
Kurucu ortak Huda Ammori, Yvette Cooper’ın Palestine Action’ı yasaklama kararına karşı açtığı yargısal denetim davasını yeni kazanmış olarak, grubun altı yıllık doğrudan eylem faaliyetleri boyunca, gerçekten yargılamaya çıkarılanlar arasında bile yaklaşık yarısının suçsuz bulunduğunu ya da jürinin oybirliğiyle karara varamadığını bana söyledi. Dolayısıyla her ne kadar herhangi bir tür hukuka uygun savunma ortaya koymak giderek daha da zorlaşıyor olsa da, yakın tarihte görülen Filton 6 davasının da gösterdiği gibi, zaferler hâlâ mümkün.
Dava
Ağustos 2024’te, Palestine Action’ın altı üyesi Bristol yakınlarındaki Filton’da bulunan Elbit’in Birleşik Krallık merkez binasına girdi. Tutuklandılar ve kefaletleri reddedildi; bu da davaları Kasım 2025’te görülene kadar cezaevinde tutulacakları anlamına geliyordu.
Başlangıçta terörle mücadele yetkileri kapsamında tutulmuş olsalar da, kendilerine yalnızca daha hafif suçlamalar yöneltildi; bunlar mala zarar vermeden, potansiyel olarak ömür boyu hapis cezası taşıyan daha ağır nitelikli hırsızlık iddialarına kadar uzanıyordu.
Ben Filton davasının her gününü, 17 Kasım’daki jüri seçiminden 4 Şubat’taki kararlara kadar izledim. Altı sanığın tamamı, hepsi gençti, hiçbirinin daha önce sabıkası ya da resmî uyarısı yoktu ve her biri için son derece olumlu karakter referansları sunulmuştu; buna rağmen zaten 15 aydır hapsedilmiş durumdaydılar. Palestine Action’ın geçen temmuz ayında yasaklanmasından sonra, cezaevi sistemi içinde daha da sert muameleye maruz kaldıklarını aktardılar.
Hücrelerde fazladan kapalı tutulma süresi, postaların verilmemesi ve temas ile ziyaretlerin azaltılması yönündeki iddialar, sonunda davaları görülene kadar daha da uzun tutukluluk süreleriyle karşı karşıya olan başka bazı Filton sanıklarının açlık grevine gitmesine yol açtı.
Duruşma günlerinde sanıklar rutin olarak sabah 5’te uyandırılıyor, güvenlik kontrolleri yapılırken de genellikle kahvaltıyı kaçırıyorlardı. Cezaevi nakilleri ile gözetim hizmetlerini yürüten şirket olan Serco’nun işlettiği cezaevi araçlarına bindiriliyorlardı ve mahkemeye dolambaçlı bir güzergâhta saatler geçirebiliyorlardı.
Cezaevi vegan mahkûmlara paket öğle yemeği verebilse de, bu yemeklerin mahkemede yenmesini engelleyen Kafkaesk bir kural var ve Woolwich Crown Court mutfağında çoğu zaman ya hiçbir vegan seçenek kalmıyor ya da yalnızca çok sınırlı ve sağlıksız vegan seçenekler bulunuyordu.
Bir noktada yargıç, sanıklardan Fatema Zainab Rajwani ifade vermeden önce kendisine bir muz verilmesini emretti. Sorunun çözülmesi 40 dakika sürdü. Başka bir gün, Yargıç Johnson, ifade verirken fenalaşan başka bir sanık, Zoe Rogers için de aynısının yapılmasını istedi, ancak Serco personeli daha önce bu yüzden başlarının derde girdiğini söyleyerek bunu reddetti.
Şunu da not etmek gerekir ki Serco’nun, kısa süre önce Elbit Systems ile ortaklığa giderek 2 milyar sterlin değerindeki bir Birleşik Krallık silahlı kuvvetler eğitim sözleşmesi için teklif verdiği bildirildi; her ne kadar sözleşme daha sonra Raytheon’a verilmiş olsa da.
Yorgun ve aç sanıklar karmaşık hukukî tartışmaları ve savcılık delillerini takip etmekte zorlanıyordu; ayrıca avukatlarıyla görüşmek için de çok az zamanları oluyordu. Gün be gün mahkûmlar mahkemeye öyle geç getiriliyordu ki hukukî temsilcileriyle yüz yüze hiçbir görüşme yapamıyorlardı. Günün sonunda Serco, araçların mümkün olan en kısa sürede ayrılmasında ısrar ediyordu; oysa yine de bir mahkûmun hücresine dönmesi saatler sürebiliyor ve yatmadan önce biraz yiyecek alabilmesi ancak umut edilebiliyordu.
Yargılamanın ilk haftaları boyunca savunma avukatları bu erişim sorunlarını defalarca gündeme getirdi, ancak Yargıç Johnson, anlayış gösterdiğini belirtmekle birlikte, dava yönetimini ve ilerleme sağlanmasına yönelik acil ihtiyacı öncelikli saydı.
Mesele, savunma delillerinin başlangıcında düğümlendi. Jüri dışarıdayken, savunma avukatlarından biri R v Cordingley davasına atıfla bir başvuruda bulundu; bu davada hüküm, ilk derece yargıcının tutumu nedeniyle adil bir yargılama yapılmadığı gerekçesiyle temyizde bozulmuştu. Savunma avukatı, usule uygun yargılanma ve adil yargılanma hakkının, mahkeme zamanının her boş dakikasını kullanmanın önüne geçmesi gerektiğini söyledi.
Üstelik baş savunma avukatı Rajiv Menon KC, Elbit ve Gazze meselelerini mahkeme salonuna taşıyan sorgulama hatlarını istikrarlı biçimde izlemeye çalıştı ve önüne konan usulî sınırlamaları zorladı.
Bu meselelere jüriye hitaben yaptığı kapanış konuşmasında yeniden döndü ve bir yargıcın hangi delil alanlarının ilgili, hangilerinin ilgisiz olduğuna dair karar verme yetkisine sahip olduğunu, ancak bunun bu davadaki sonucunun jürinin Elbit hakkında son derece sınırlı bilgi duyması olduğunu belirtti. Elbit’ten hiçbir tanık kürsüye çıkmadı ve güvenlik görevlilerinin kendileri de, eski Birleşik Krallık Özel Kuvvetler subayları ve personeli tarafından kurulmuş taşeron bir şirket olan Minerva Elite tarafından istihdam ediliyordu.
Menon’un ifadesiyle, ‘Elbit gölgelerin içinde kalıyor; gizleniyor ve korunuyor, ama hanımefendiler ve beyefendiler, iktidar koridorlarında değil; orada hiç kuşkusuz memnuniyetle karşılanıyor, ağırlanıyor, önlerine sofralar kuruluyor.’
Kayıp görüntüler
Elbit, görünüşe göre amacına uygun olmayan güvenlik gözetim sistemi hakkında ifade vermeye bile çağrılmadı. Unutmayın, bu sınır duvarları için gelişmiş gözetim sistemleri sağlayan yüksek teknoloji şirketi; ancak olayın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçtikten sonra, yargılama sırasında, savunma ekibine verilen CCTV kamera haritasında birkaç kameranın eksik olduğu ortaya çıktı; bunların arasında, fabrika içinde ihtilaflı olayların yaşandığı alanlardaki kameralar da vardı.
Polis tanıklarının ve özellikle polisin National Digital Exploitation Service biriminde çalışan CCTV kurtarma görevlisinin tanıklığı, kamera kayıtlarıyla ilgili çeşitli sorunları ilk kez ortaya çıkardı; bunların hiçbiri onun ilk yazılı beyanında yer almıyordu. Duruşmanın üçüncü haftasının başındaki bir öğleden sonra, jüri salonda değilken Menon, savunmanın bu sorunlar hakkında karanlıkta bırakıldığını ve ancak yargılama sırasında daha sert bastırmaları sayesinde güvenlik görevlisi Angelo Volante’nin elinde kamçıyla fabrikaya girdiği ânı da içeren karartılmamış body-worn görüntülerin nihayet kendilerine verildiğini söyledi.
Volante’nin elinde bir balyoz tutarken birine doğru ilerlediğini gösteren başka bir klip, 18 Kasım’da daha geniş kapsamlı bir talebi tetikledi ve ardından savunma ekibine, polis ile ‘Tanık Alpha’ olarak bilinen ve adı açıklanmayan kıdemli bir Elbit çalışanı arasındaki e-posta trafiğini de içeren yaklaşık 300 sayfalık ek delil parça parça verildi.
2 Aralık’ta savunma avukatları bir polis memuru olan Polis Memuru Sarah Grant’i çapraz sorguya çekiyordu. Menon, Grant’e Elbit’in iki gün boyunca CCTV sistemi üzerinde tek başına denetime ve erişime sahip olup olmadığını sordu. Grant evet diye yanıt verdi. Bunun üzerine Menon, onun ‘Tanık Alpha’ya gönderdiği bir e-postadan şu cümleyi aktardı: ‘Savunma avukatı bu boşlukları ve sıçramaları kendi lehine kullanmak için çok büyük bir fırsata sahip.’ Menon daha sonra, yeni delillerin yüzlerce sayfasında ortaya çıkan yazışmalar arasında, polisin görünüşe göre ‘savunma avukatının ne yapabileceği konusunda İsrail’in en büyük silah üreticisiyle sohbet ediyor’ olmasını sorguladı.
25 Kasım’da, PA yargısal denetim duruşmasının ilk günü olması beklenen günde, savcılık delilleri basına verildi. Bunlar, olayın, polisin Forensic Audio and Visual Unit’i tarafından, terörle mücadele polisi memuru Detective Constable Matthew Hammersley’nin yönlendirmesi altında aylar boyunca dikkatlice kurgulanmış video görüntülerinden oluşuyordu.
Görüntüler ya da kareler, son derece kışkırtıcı manşetlerle birlikte geniş çapta paylaşıldı; bu manşetlere yalnızca hafifçe serpiştirilmiş bir ‘iddia edilen şekilde’ ifadesi eşlik ediyor, sanıklardan Samuel Corner’ın, ‘kefiye takmış halde’, ‘çığlık atan’ bir kadın polise balyozla saldırdığı ve onun omurgasını ‘kırdığı’ anlatılıyordu. Sosyal medya alev aldı; bu, olayı cinayete teşebbüs olarak tanımlayan, bunun Palestine Action’ın terörist olduğunu kanıtladığını söyleyen ve idam cezası çağrısında bulunan İsrail yanlısı hesapların takipçileri için tam bir bayram yerine döndü. Ben, mahkemeye saygısızlığın açık örnekleri olarak gördüğüm bazı ekran görüntülerini Yargıç Johnson’a gönderdim ve kendisinden bana teşekkür eden nazik bir yanıt aldım.
Medya haberleri, polis ve güvenlik görevlilerinden alıntılar yapıyordu; fakat çapraz sorgu altında değişen anlatımları da içeren fiilî canlı delillerin ne bağlamı veriliyordu ne de bunlar doğru biçimde aktarılıyordu.
Bunun bir örneği, olay yerindeki polis memuru Aaron Buxton’dı. Buxton, tanık beyanında sanıklardan Jordan Devlin’i elinde balyoz tutarken gördüğünü söylemişti. Görüntüler kendisine gösterildiğinde, Devlin’in silahsız olduğunu, balyozu tutanın Volante olduğunu kabul etti. Medyaya, Volante’nin Devlin’e yönelik iddia edilen iki ciddi saldırısı anlatılmadı; onun elinde kamçıyla binaya girişini gösteren yeni açıklanmış görüntüleri henüz görmemiştik ve yönünü şaşırmış Samuel Corner’ın gözlerine, polisin lisansla kullandığı ve aşırı acıya yol açan, insanları yönünü şaşırmış hale getirip birkaç dakika boyunca net görmelerini engelleyen yasaklı bir madde olan PAVA sıvısı sıkıldığını da henüz duymamıştık.
Karar ve olası yeniden yargılama
Yukarıdakilerin tümüne rağmen, oy kullanma hakkına sahip, rastgele seçilmiş on iki yerel sakinden oluşan bir jüri, bu ciddi suçlarla itham edilen tek bir kişiyi bile mahkûm edemedi. 4 Şubat’ta, altı kişinin tamamı için nitelikli hırsızlık suçlamasında açık bir ‘suçsuz’ kararı verildi. Jüri, protestocuların Elbit fabrikasına yaralama kastıyla eşya taşıyarak girdiğine ikna olmadı.
Üçü ayrıca şiddetli kamu düzenini bozma suçlamasından da beraat etti. Jüri, kalan üç sanık hakkında bu özel suçlamada da, Corner’ı suçlu bulabilecekleri muhtemel daha hafif suçların hiçbirinde de, hatta temel mala zarar verme suçlamasında bile karara varamadı.
Yarın yargıç, yeniden yargılamanın devam edip etmeyeceği ve edecekse hangi temelde ilerleyeceği konusunda tarafların beyanlarını dinleyecek. Geçen hafta boyunca basında çıkan yazılar, hiçbir kanıt sunmaksızın, jüriye müdahale edilmiş olduğunu öne sürdü.
Karara yönelik kamuoyundaki çok sayıdaki yüksek profilli tepki arasında, Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch, birinin bir polis memurunun ‘omurgasını kırabilip’ de ‘bunun yanına kâr kalmasına’ duyduğu tiksintiyi dile getirdi; gölge içişleri bakanı Chris Philp ise Kamu Davaları Direktörü’ne yeniden yargılama talep eden bir mektup yazdı. Polis Federasyonu, DPP’ye yazdıkları mektubu kamuoyuna açıkladı ve eski hükümet danışmanı Lord Walney de karardan duyduğu derin hayal kırıklığını ifade etti.
Buna benzer daha birçok kamuya açık değerlendirme, sosyal medyada bir öfke tsunamisine yol açtı; bu da fiilen jürinin kararını mahkûm ediyor ve onların sekiz hafta boyunca dikkatle dinlediği delilleri yok sayıyordu. Böylesine geniş çaplı yorumların, gelecekteki bir yeniden yargılamayı önyargılı hale getirmemiş olmasını görmek zor.
Samuel Corner, mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen Belmarsh Cezaevi’nde kefaletsiz olarak tutuklu kalmaya devam ediyor; diğer beş sanık ise son derece sıkı kefalet koşulları altında serbest bırakıldı. Görünüşe göre devlet ‘doğru’ sonucu beklerken, hepsinin geleceği hâlâ askıda duruyor.
Palestine Action, Elbit Systems’ın Almanya ofisine girdi
Almanya’da federal kriminal soruşturmacılar, ağustos ayı sonlarında, artan protestolar nedeniyle silah üreticilerinin mala yönelik saldırı riskleriyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu
Palestine Action’dan protestocular, Almanya’nın Ulm kentindeki bir Elbit Systems binasına girerek girişe kırmızı boya attı, sis bombaları fırlattı ve polis tarafından gözaltına alınmadan önce camları kırdı.
Grubun X’te paylaştığı bir videoda, grubun birkaç üyesinin binaya girdiği ve computer hardware ile mobilyalar da dahil olmak üzere ekipmanı tahrip ettiği görülüyor.
Grup, X’te, ‘Palestine Action Almanya, Gazze’de soykırım işlemek için kullanılan araçları sökmek üzere Ulm’daki Elbit Systems silah fabrikasına giriyor’ diye yazdı. ‘İsrail’in en büyük silah üreticisine ait olan Ulm fabrikası, askerî drone ekipmanı ve hedef tespit software’i üretiyor.’
Polis, dirençle karşılaşmadan beş aktivisti gözaltına aldı ve soruşturma ülkenin Güvenlik ve Terörle Mücadele Merkezi’ne devredildi.
Elbit Systems Germany tarafından The Jerusalem Post’a sağlanan bir açıklamada şirket, vandalizmi kınadı ve Alman Silahlı Kuvvetleri’nin bir ortağı olduğunu vurguladı.
‘Elbit Systems Deutschland GmbH bir Alman şirketidir ve Almanya Federal Cumhuriyeti’nde demokrasinin ve özgürlüğün korunmasında uzun yıllardır Bundeswehr’in güvenilir bir ortağı olmuştur. Bu bağlamda, hafta sonu sahamızda işlenen yasa dışı tahrip ve vandalizm eylemlerini mümkün olan en güçlü ifadelerle kınıyoruz’ denildi. ‘Muhtemelen yabancı kışkırtıcıların etkisi altındaki şiddet yanlısı grupların, Ulm’daki üretim süreçlerini tekrar tekrar aksatmaya, çalışanları tehlikeye atmaya ve korku salmaya çalışması kabul edilemez.
Ulm bölgesinde onlarca yıldır cazip bir işveren ve teknik yeniliğin itici gücü olduk; yetkililerin son suçları hızla çözerek mevcut durumu yeniden tesis etme konusundaki desteğine güveniyoruz. Şirket, Ulm tesisinde Alman Silahlı Kuvvetleri için sistem üretiminin kısa süre içinde yeniden başlayacak olması doğrultusunda çalışmaktadır.’
Uzun vandalizm geçmişi
Ulm’daki vandalizm, grubun Elbit Systems’a karşı gerçekleştirdiği uzun yıkım eylemleri listesinin son halkasıdır. 2020’de kurulan grup, bazı üyelerinin bir Kraliyet Hava Kuvvetleri üssüne girip askerî uçaklara zarar vermesinin ardından temmuz ayında Britanya’da terörle mücadele mevzuatı uyarınca yasaklandı. Grup, Britanya hükümetini, İsrail’in Gazze’de işlediğini söylediği savaş suçlarına suç ortaklığı yapmakla suçluyor.
Pazar günü The Guardian, Elbit Systems’ın Bristol’daki tesisinin şirket tarafından kapatıldığını bildirdi. Elbit Systems haberi yalanlasa da, tesis grup tarafından sık sık hedef alınıyordu. Henüz çok yakın zamanda açılmış olan tesis, Birleşik Krallık askerî programları için bir araştırma ve geliştirme merkeziydi.
Alman şirketlerine mala yönelik saldırı riski uyarısı
Ağustos ayı sonlarında, Almanya’da federal kriminal soruşturmacılar, artan protestolar nedeniyle silah üreticilerinin mala yönelik saldırı riskleriyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Federal Kriminal Polis Dairesi’nin bir notunda kurum, ‘Rheinmetall entwaffnen’ ya da ‘Rheinmetall’i Silahsızlandır’ protestosunun, önceki yıllardaki benzer etkinliklerde görüldüğü üzere, malla bağlantılı suçlara yol açabileceğini söyledi.
Protestocular, salı gününden pazar gününe kadar Köln’deki Rheinmetall tesisinde, ‘savaş rejimi’nin reddedilmesi çağrısıyla protesto düzenlemeyi planlıyor.
Reuters’a e-postayla gönderilen bir açıklamada, Rheinmetall sözcüsü, ayrıntı vermeden, şirketin güvenlik makamlarıyla temas halinde olduğunu ve uygun önlemleri aldığını söyledi.
Protesto organizatörleri, protesto faaliyetlerinin ayrıntılarının internet üzerinde mevcut olduğunu söyledi. Grubun bir sözcüsü Reuters’a, ‘Elbette antimilitarist protestonun yaratıcı ve çeşitli biçimlerini de memnuniyetle karşılıyoruz’ dedi.
Almanya’nın kriminal polis dairesi, planlanmış suç faaliyetine ilişkin somut kanıt bulunmadığını belirtmekle birlikte, savunma şirketlerinin ve onların tedarikçi ile ortaklarının, ‘özellikle soldan kaynaklanan’, ‘politik saikle işlenen suçların giderek daha fazla odağı haline geldiğini’ söyledi.
Nota göre, Ukrayna ve Gazze’deki savaşlar antimilitarist duyguları kamçılarken, Almanya’nın silahlı kuvvetlere yönelik artan yatırımı da savunma sanayiine karşı tepkiyi körüklüyordu.
Ukrayna’ya ve onun Avrupalı müttefiklerine silah sağlayan kilit bir tedarikçi olan Rheinmetall RHMG.DE’nin yanı sıra, notta, Almanya’nın güneybatısındaki Ulm’da bir tesisi bulunan İsrailli savunma şirketi Elbit Systems da muhtemel bir hedef olarak anıldı.
Belgede, Britanya’da terörle mücadele mevzuatı uyarınca yasaklanmış olan Palestine Action’ın, daha fazla ayrıntı verilmeksizin, Almanya’da düzenli olarak protesto organize eden gruplardan biri olduğu söylendi.
Belçika’da Filistin yanlısı aktivizm yargılanıyor
Başka şeylerin yanı sıra atış kontrol sistemleri üreten bir İsrail silah şirketinin Belçika’daki iştiraki, merkez binasının işgaline katılan yedi Filistin yanlısı aktivistten 65.000 avro tazminat talep ediyor.
Belçika’nın Doğu Flandre ilindeki küçük bir kasaba olan Oudenaarde’deki İlk Derece Mahkemesi’nin bir numaralı duruşma salonunda 17 Şubat Salı günü alışılmış olandan çok daha fazla insan vardı. Çoğu kefiye takan yaklaşık 50 kişi, eski bir ses sistemi üzerinden aktarılan yargılamayı takip etmeye çalışarak sıralara sıkışmıştı. Adliye binasının merdivenlerinde de Filistin bayrakları sallayan yaklaşık 200 protestocu, 4 Mart 2024’te silah şirketi OIP Sensor Systems’a zarar vermekten yargılanan yedi arkadaşlarına destek vermek için gelmişti.
1919’da kurulan ve daha sonra Hollandalı Delft Instruments şirketine ait olan bu Belçika şirketi, 2003’te dünyanın en büyük 21. silah üreticisi olan İsrailli şirket Elbit Systems tarafından satın alındı. Atış kontrol yönlendirme sistemleri, gece görüş cihazları ve kızılötesi kameralar üreten Belçika’daki iştiraki, Gazze savaşındaki Elbit rolünü mahkûm etmeyi amaçlayarak yaklaşık 60 kişiyle birlikte merkez binasının işgaline katılan yedi genç aktivistten 65.000 avro talep ediyor. Şirket, İsrail ordusuna kara kuvvetleri için büyük miktarlarda drone ve çeşitli ekipman satıyor.
StopElbit.be komitesinin avukatları Hind Riad ve Joke Callewaert, ‘Bu genç insanlar keyfî biçimde seçildi ve Belçika’da daha önce hiç aktivistlere karşı bu tür bir dava açılmadı’ diye savundu. İki avukat, davayı son derece simgesel olarak niteledi ve Oudenaarde yargıçlarının protesto hakkı ve ifade özgürlüğü ilkelerinin çalışma hakkı ile özel mülkiyete saygının önüne geçtiğine hükmetmesini umduklarını ifade etti. Sanıklardan 22 yaşındaki Lex, yargıçlara, ‘Gazze’de olup bitenlere dair korkunç görüntüleri gördüğümde harekete geçmeye karar verdim. Çokuluslu bir şirket savaş suçlarına katılırken bugün burada bizim bulunmamız adaletsiz’ dedi.
Birkaç kez hedef alındı
OIP’nin avukatı Roland Pockelé-Dilles, ‘Protestocuların kendilerini ifade etme ve Filistin’i destekleme hakları elbette vardı, ama bunu barışçıl bir şekilde yapmaları gerekiyordu’ diye savundu. ‘Önceden bildirimde bulunmaksızın personelin tesise girişini engellediler ve polis emirlerine uymayı reddettiler. Sabotaja girişmek istediklerini açıkça söylediler’ dedi.
Elbit’in Belçika’daki tesisleri birkaç kez hedef alındı. 2022’de, Oudenaarde tesisinde park edilmiş iki zırhlı aracı ateşe verdiği için genç bir protestocu gözaltına alındı. 2023’te bir aktivist, Hainaut bölgesindeki Tournai’de bulunan OIP Land Systems şubesine sprey boyayla yazı yazdıktan sonra şirket hakkında soykırıma suç ortaklığı yaptığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. OIP’ye göre, Haziran 2025’te Tournai’de düzenlenen başka bir eylem bir milyon avroluk zarara yol açtı ve şirket protestoculara karşı bir dava daha açtı.
Elbit’in varlığı, şirketin 16 üretim birimine sahip olduğu Birleşik Krallık’ta da eleştirilere yol açtı. Grubun bazı üyeleri hâlâ tutuklu bulunan Palestine Action UK’in öncülük ettiği eylemler, bildirildiğine göre Elbit’in siparişlerinde düşüşe neden oldu. Toplam 140 kişiyi istihdam eden şirket, Belçika’da 2007’de Belçika ordusuna zırhlı araçlar, 2015’te ise dijital ekipman teslim etti.
2023 ve 2024’te Flaman bölgesi, toplam değeri 22,7 milyon avro olan askerî ekipmanın İsrail’e ihracı için 17 ihracat lisansı verdi. Bu lisansların çoğu OIP tarafından talep edildi. Bölgesel makamlara göre ihraç edilen malların büyük kısmı fiilen Belçika’ya geri döndü — örneğin onarımdan sonra —, diğerleri ise İsrail’den üçüncü ülkelere yeniden ihraç edildi. Bildirildiğine göre bunlar Gazze savaşında kullanılmadı. Resmî olarak Belçika, 2009’dan bu yana artık İsrail ordusunun kapasitesini güçlendirmeye yönelik malların ihracatını onaylamıyor ve yalnızca yeniden ithal edilecek ya da üçüncü ülkelere gönderilecek savunma ekipmanının ihracına izin veriyor.
Karar 17 Mart’ta
Bununla birlikte, silah lisanslarını vermekten sorumlu olan bölgelerin kararlarını çevreleyen bir belirsizlik de var. Valon hükümeti yakın zamanda, ‘dünyadaki en katı kurallar arasında’ diye nitelenen kurallarını gevşetmeyi değerlendirmeye istekli olduğunu belirtti. 2024’te RTBF, mühimmatın ve ateşleme sistemlerinin İsrail’e taşınmadan önce Liège havalimanından transit geçtiğini ortaya koydu. Flaman Barış Enstitüsü, izin gerektirmeyen sivil ekipmanın gerçekte İsrail’de askerî amaçlarla kullanıldığı görüşünde.
Oudenaarde’de mahkeme kararını 17 Mart’ta açıklayacak. Cezadan kaçınmayı uman genç aktivistler, savcıların verdiği bir karara dayanıyor: Savcılar, yapılan ceza şikâyeti karşısında protestocuları kovuşturmak için bir neden bulunmadığı sonucuna vardı. Bu yüzden OIP meseleyi bir hukuk mahkemesi önüne taşımaya karar verdi. Riad, ‘Gerçek skandal Belçika merkezli bir şirketin Gazze savaşına katkıda bulunmasıyken, bu bir gözdağı verme girişimi’ dedi.
Aralık 2025’te aralarında Follow the Money’nin de bulunduğu çeşitli Avrupa medya kuruluşları, şirketin NATO’nun Destek ve Tedarik Ajansı olan NSPA tarafından sözleşme ihalelerinden men edildiğini ortaya çıkardığından beri Elbit Systems başka güçlüklerle de karşı karşıya. Bu karar, dolandırıcılık, yolsuzluk ve stratejik sözleşmelerin manipülasyonu şüphelerine ilişkin bir soruşturma çerçevesinde alındı. Drone’ları, mühimmatı ve karşı tedbir sistemlerini kapsayan on beş büyük program durduruldu.






























Geri bildirim: Savaş Altyapısına Karşı Eylemler: Elbit Ağı Kronolojisi | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER