Şakayı Okuyamayan Muhalif Okuma

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

👻🪸🐈‍⬛ Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛

Bu yazı şakayı savunmuyor; şakayı tabuta koyup üstüne muhalif çelenk bırakıyor.

Başlık daha ilk anda kendini ele veriyor: Şakayı şaka olarak okuyamayan rejimi suçlarken, şakayı yalnızca rejimin korkusunun deliline çeviren kendi okumasını aklamaya çalışıyor. Yani metin, teşhis ettiği hastalığı daha başlıkta yeniden üretiyor.

Bütün numara burada: Devlet şakayı iddianameye çevirince kötü okur; yazar şakayı kahramanlık menkıbesine çevirince iyi okur. Devlet şakaya fazla anlam yükleyince paranoyaktır; muhalif yorumcu şakayı ‘milyonların gülme hakkı’, ‘ontolojik kriz’, ‘tarihin şaşmaz yasası’, ‘Karagöz’, ‘Defoe’, ‘Kundera’ diye tören alayına sokunca derinlik üretmiş olur. Aynı mekanizma, farklı üniforma.

Yazının en komik yanı, komedinin içeriğiyle neredeyse hiç ilgilenmemesi. Ortada bir şaka varmış. Sonra kahkaha varmış. Sonra kelepçe varmış. Harika üçleme. Şaka ne yapıyor, kimi küçültüyor, hangi hıncı dolaşıma sokuyor, seyirciye hangi rahatlamayı satıyor, hangi hedefi ‘şaka yaptım ya’ jelatiniyle paketliyor? Bunlar yok. Çünkü yazının şakaya ihtiyacı yok; yazının kelepçeye ihtiyacı var. Kelepçe geldiği anda şakanın içeriği buharlaşıyor, geriye parlak bir poster kalıyor: Bakın, iktidar korktu.

Böylece devletin yaptığı kaba okumaya karşı daha rafine görünen ama en az onun kadar kullanışlı başka bir okuma kuruluyor. Devlet diyor ki: Bu şaka suçtur. Yazı diyor ki: Bu şaka direniştir. İkisi de aynı şeyi yapıyor: Şakayı şaka olmaktan çıkarıp kendi mahkemesine delil yapıyor. Biri ceza dosyasına koyuyor, öbürü özgürlük dosyasına. Şaka yine ortada yok. Gülüş yine sorgulanmıyor. Seyirci yine aklanıyor.

‘Bir espriye ters kelepçe takıldığında kanıtlanan şey, o esprinin amacına tam ulaştığı gerçeğinden başka nedir?’ cümlesi ise metnin kendi kuyusu. Demek ki devlet müdahalesi şakanın başarısını kanıtlıyor. O zaman geçmiş olsun: Bundan sonra her gözaltı bir kalite sertifikası, her soruşturma bir estetik ödül, her ters kelepçe bir eleştirel başarı nişanı. İktidarın en kaba hamlesini bile muhalif anlam makinesinin yakıtına çeviren bu mantık, farkında olmadan devlete muazzam bir editörlük yetkisi veriyor. Devlet dokunduğu şeyi önemli kılıyor. Savcı elini sürünce şaka yüceliyor. Polis kelepçeleyince komedi tamamlanıyor. Ne incelik: Mizahın kaderini yine devlet belirliyor.

Yazı, rejimin şakayı okuyamadığını söylüyor. Doğru olabilir. Ama kendisi de şakayı okuyamıyor; yalnızca şakanın başına geleni okuyor. Daha doğrusu onu da okumuyor, onu hazır muhalif ikonografiye bağlıyor. Ters kelepçe fotoğrafı gelir gelmez metin coşuyor: Karagöz zincire vuruldu, Defoe çiçeklerle karşılandı, Kundera güncel, tarih şaşmaz, devlet çaresiz. Bu kadar hızlı kutsallaştırma ancak metnin önceden kararını vermiş olmasıyla mümkün. Şaka henüz analiz edilmeden aziz ilan ediliyor. Komedyen henüz sahne içindeki düzeniyle ele alınmadan ‘toplumun gülme hakkı’nın bedeni yapılıyor. Seyirci henüz kendi hıncıyla yüzleşmeden ‘kaygısızca gülen milyonlar’ diye temize çekiliyor.

İşte içkin çöküş burada: Yazı ‘okuma’ meselesi açıyor ama kendisi okumuyor. ‘Rejim yanlış okuyor’ diyor ama kendi doğru okumasını göstermiyor. Sadece rejimin yanlış okumasını tersine çevirip pozitif propaganda yapıyor. Negatif iddianameye pozitif iddianameyle cevap veriyor. Hukuk dili gidiyor, yerine ajitasyon dili geliyor. Dosya kapanıyor, tören başlıyor.

Metin iktidarın ‘ibret görüntüsü’ üretmeye çalıştığını söylüyor. Peki kendisi ne yapıyor? Aynı görüntüyü alıp ters ibrete çeviriyor. İktidar: Bakın, böyle yaparsanız kelepçe takarız. Yazı: Bakın, kelepçe taktıklarına göre çok korkuyorlar. İki taraf da aynı bedenden ibret çıkarıyor. Biri haddini bildirme lokmasını alıyor, öbürü doğrulama lokmasını. Komedyenin bileği ortak sofraya konmuş; herkes kendi politik iştahına göre bir parça kesiyor.

Bu yüzden yazının alay ettiği devlet ciddiyetiyle kendi muhalif ciddiyeti kardeştir. Devlet, şakanın gerçekliği bozmasından korkar. Yazı, şakanın kirli gerçekliğini bozmasından korkar. Devlet, şakanın suç olmayan kısmını göremez. Yazı, şakanın masum olmayan kısmını göremez. Devlet, gülüşü tehdit sayar. Yazı, gülüşü otomatik özgürlük sayar. İkisi de gülüşün içindeki hıncı, teşhirciliği, hedef seçimini, seyirci konforunu, platform alkışını, ‘nası koydu ama’ ekonomisini kurcalamaktan uzak durur. Çünkü oraya girilirse manzara bozulur. Oraya girilirse ‘milyonların kaygısız gülüşü’ diye pazarlanan şeyin içinde oldukça kaygılı, oldukça hesaplı, oldukça sınıfsal, oldukça platforma uygun bir haz dolaştığı görülür.

Metnin Kundera’ya sığınması da fazla kullanışlı. Kartpostaldaki masum şakayla bugünün sahne ekonomisini aynı sepete atınca bütün ayrımlar eriyor. Artık her şaka Ludvik’in kartpostalı, her savcı Stalinist bürokrat, her gözaltı roman sahnesi, her komedyen tarihsel mağdur. Bu benzetme okumayı kolaylaştırmıyor; okumayı iptal ediyor. Çünkü güncel sahnenin özgül yapısını görmek yerine hazır bir edebi şablon çağrılıyor. Şaka artık şaka değil, ‘Şaka’ romanının küçük Türkiye afişi. Böyle olunca analiz değil, kültürlü refleks gösterisi çıkıyor.

Defoe örneği de aynı vitrin süsü. Halk taş yerine çiçek atmış, ceza taçlandırmaya dönüşmüş. Peki bugün ne oluyor? Platformlar kesit basıyor, hesaplar pozisyon alıyor, partiler açıklama yapıyor, meslek çevreleri kendi onur alanını kuruyor, karşı kamp cezalandırma hazzını büyütüyor. Yani teşhir direği ortadan kalkmıyor; dijitalleşiyor. Çiçek atanla taş atan aynı gösterinin iki tribünü oluyor. Yazı ise bunu fark etmek yerine kendini çiçek atan kalabalığın asil tarafına yazdırıyor. Ne kadar temiz, ne kadar konforlu, ne kadar düşünülmemiş.

Asıl soru şu olmalıydı: Devletin şakaya saldırması, şakanın içeriğini otomatik olarak aklar mı? Yazı bu sorudan kaçıyor. Çünkü cevap verilirse bütün retorik çöker. Kelepçeye karşı olmak, şakanın estetik ve siyasal yapısını sorgulamayı askıya almaz. Tam tersine, devlet müdahalesi şakayı kutsallaştırdığı anda eleştiri daha da gerekli hale gelir. Çünkü o andan sonra herkes şakanın etrafında saf tutmaya çağrılır: Ya devletin yanındasın ya gülüşün. Bu sahte ikilik, tam da metnin beslendiği zemin.

Yazı kendi içinde ‘şakayı şaka olarak okumak’ ister gibi görünüyor. Ama şakayı şaka olarak okumak, onu dokunulmaz ilan etmek değildir. Şaka olarak okumak, şakanın yaptığı işi okumaktır. Kimi sahneye çağırıyor? Kimi küçültüyor? Kime zeki hissettiriyor? Hangi seyirciye ‘sen anladın’ rozeti takıyor? Hangi saldırıyı öz-farkındalıkla aklıyor? Hangi hıncı ‘ince zeka’ diye servis ediyor? Hangi politik boşalmayı ‘neşe’ diye satıyor? Bu soruların hiçbirini sormayan bir metnin rejime okuma dersi vermesi bayağı komik. Şaka gibi değil; tam olarak şakanın okunamaması gibi.

Sonunda metnin vardığı yer şu: Devlet mizahtan korktuğu için kaybeder. Keşke siyaset bu kadar çizgi film olsaydı. Devlet bazen mizaha saldırarak kendi tabanına güç gösterir. Bazen karşı tarafın kültürel üstünlük pozlarını besleyerek kutuplaşmayı sertleştirir. Bazen komedyeni büyütür, bazen muhalefeti hazır sloganlara kilitler, bazen herkesin aynı bedenden kendi lokmasını kopardığı bir ibret pazarı kurar. Buna sadece ‘çaresizlik’ demek, iktidarın hamlesini de muhalefetin iştahını da fazla hafife almak olur. Ama metnin böyle bir karmaşıklığa tahammülü yok. Çünkü metin de tıpkı suçladığı rejim gibi tek anlam istiyor.

Bu yüzden başlığı ters çevirmek gerekir:

Şakayı yalnızca rejimin korkusunun kanıtı olarak okuyabilen bir muhalif yazı, başka neyi doğru okuyabilir?

Cevap ortada: Kelepçeyi okur. Fotoğrafı okur. Kendi haklılığını okur. Tarihten birkaç parlak dekor okur. Ama şakayı okuyamaz. Gülüşü okuyamaz. Seyircinin hıncını okuyamaz. Komedyenin sahne aygıtını okuyamaz. Kendi muhalif kutsallaştırma refleksini hiç okuyamaz.

Ve tam da bu yüzden, rejimin kaba ciddiyetiyle savaşırken onun ayna görüntüsüne dönüşür: Biri şakaya suç isnat eder, öbürü şakaya masumiyet isnat eder. İkisi de şakayı dinlemez.

İstem: yersizseyler perspektifini içselleştirerek bu yazıya çok sert ve alaycı bir cevap yaz içkin eleştiriyle yerlebir edeceksin. İÇKİN OLACAK! (Şakayı şaka olarak okuyamayan bir rejim, başka neyi doğru okuyabilir?)

1 Yorum

Filed under Suni muhaberat

One response to “Şakayı Okuyamayan Muhalif Okuma”

  1. Geri bildirim: Phantomoperand 👻🪸🐈‍⬛ | 🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER