Category Archives: Çeviri

Transgender dogma naif ve Freud’la uyumsuzdur — Slavoj Žižek

iStock-955807442

30 Mayıs 2019

life.spectator.co.uk

LGBT+ partizanları psikanalize eski moda deyip geçmeyi sevseler de, birçoğu temel Freudcu içgörülerin süregiden bastırılmasına tamamen katılırlar.* Psikanalizin bize öğrettiği bir şey varsa o da insan cinselliğinin içkin olarak sapkın olduğudur, sadomazoşist dönüşler ve iktidar oyunlarıyla sarılı olduğudur, orada hazzın acı ile ayrılmazca bağlandığıdır. Birçok LGBT+ ideologunda bulduğumuz fikir bu içgörünün tam tersidir, buna göre cinsellik ataerkil ya da ikici baskı ile bozulmazsa, hakikî benliklerimizin sahici ifadesinin mutlu bir alanına döner.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Peki ya başarırsak? — Slavoj Žižek

Kapitalizmin dışındaki ilk ‘özgürleştirilmiş alan’, kapitalist devletlerin zincirini ilk kez kıran iktidara geliş olarak Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılını düşünürken çıkarılacak ders şudur: Onu hep iki uç arasındaki orta (dolaylayıcı) aşama olarak görmeliyiz: bir yanda kapitalist toplumun antinomik yapısı, ki Komünist hareket oradan çıkmıştır; öbür yanda Komünist devlet iktidarının bir o kadar antinomik olayları, ki Çin Kültür Devrimi’nin çıkmazına götürmüştür. İktidara geldikten sonra, yeni iktidar yeni toplumu örgütlemenin muazzam görevi ile karşılaşır. Ekim Devrimi’nin arifesinde Lenin ile Troçki arasında geçen konuşmayı hatırlayın: Lenin “Ya başaramazsak bize ne olacak?” dedi. Troçki yanıtladı: “Peki ya başarırsak ne olacak?”

Bugün, bu soruya kilitlenmiş haldeyiz.

Slavoj Žižek, Güpegündüz Hırsız Gibi, Giriş bölümü

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri

Bir Çayın Çaylığında Dört Söylem — Işık Barış Fidaner

(Bir Çayın Çaylığı İçinde Dört Söylem)

download

Žižek’ten bildiğimiz gibi, özne ($), imleyenler zinciri (S2) karşısında Esas-İmleyen (S1) ile temsil edilir ve objet petit a bu imleme işleminin kalanıdır. Lacan’ın dört söylemi bu dört terim etrafında döner. Şimdi bu terimleri basit bir örnekle açıklayalım: bir çayın çaylığı.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Firar hatları — Gilles Deleuze, Félix Guattari

Katmanlaşıp –örgütlenip, imlenip, özneleşip– kalmak, olabilecek en kötü şey değildir; olabilecek en kötü şey katmanları çıldırmış yahut intiharvarî çöküşe sürüklemenizdir, bu da onları iyice ağırlaştırıp üzerimize çöktürür. Şöyle yapılmalıdır: Kendinizi bir katmana yerleştiriniz, sunduğu fırsatlarla deney yapınız, üzerinde avantajlı bir yer bulunuz, olası yersizleştirme hareketlerini ve mümkün firar hatlarını bulunuz, onları tecrübe ediniz, orada burada akış bağlaçları üretiniz, yoğunluk süremlerini bölüt bölüt deneyiniz, her seferinde küçük bir toprak parçası edininiz. Firar hatlarının özgürleştirilmesi, katmanlarla özenli bir ilişki içinde başarılır, bağlanmış akışların geçip firar etmesine sebep olunur, organsız beden için sürekli yoğunluklar öne çıkarılır. Bağla, devam et: bir “şema”, gene imleyip özneleştiren programlar değil.

Bin Yayla’dan alıntı. Sayfa 161. İngilizce çevirisinden çeviren: Işık Barış Fidaner, Banu Barış

6 Yorum

Filed under Çeviri

Cinsiyet farkının mantığı üzerine — Slavoj Žižek

İki cinsiyet arasındaki farkı sürdüren şey, doğrudan simgesel karşıtlıklar dizisine (eril Akla karşı dişil Duygu, eril Faaliyete karşı dişil Edilgenlik, vb.) müracaat değil, bir ve aynı simgesel özelliği (esasen “iğdiş”i) üstlenme eylemindeki gerekli bağdaşmazlıkla başetme yolundaki farktır.

Erkeğin temsil ettiği Logos’a karşı dişi olan Duyguları vurguluyor değildir; daha ziyade, erkeğe göre, tüm gerçekliğin bağdaşır ve tutarlı evrensel ilkesi olan Logos, gizemli, telaffuz edilemez, teşkil edici ve istisnai bir X’e dayanır (“konuşulmaması gereken şeyler vardır”), kadında ise istisna yoktur, “her konuda konuşulabilir,” tam da bu nedenle Logos’un evreni bağdaşmaz, tutarsız, dağınık, “tamamsız” olur.

Veyahut bir simgesel sıfatın üstlenilmesi bakımından, bu sıfatla mutlak olarak özdeşleşme ve onun için herşeyi tehlikeye atma (davası için ölme) eğilimindeki erkek, yine de sıfatından ibaret olmadığı, giydiği “toplumsal maske”den ibaret olmadığı, onun altında “gerçek bir kişi” bulunduğu efsanesine dayanır; kadında ise, aksine, katı ve koşulsuz bağlılık yoktur, herşey esasen bir maskedir, ama tam da bu nedenle, “maskenin arkasında” hiçbirşey yoktur.

Veyahut, aşk bakımından: aşık bir erkek aşkı uğruna herşeyi vermeye hazırdır, sevilen mutlaklaştırılır, koşulsuz Nesne olur, ama tam da bu nedenle, kamusal veya meslekî davası için onu feda etmeye yönelir; kadın ise tamamen, kısıtsız ve tereddütsüzce aşkın içine girmiştir, oluşunda aşkla boyanmamış hiçbir boyut yoktur—ama tam da bu nedenle, ona göre “aşk tamamsız”dır, aşka daima tekinsiz bir aslî kayıtsızlık eşlik eder. Byron’un sözleriyle: “Erkeğin aşkı erkeğin hayatında ayrı bir şeydir,/Kadının ise tüm varoluşudur” (Don Juan)

Slavoj Žižek, Incontinence of the Void

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz Cinsel fark üzerine (Slavoj Žižek)

2 Yorum

Filed under Çeviri

Özgürlük ve sınıf özdeşimi — Işık Barış Fidaner

(Özgürlük ve Sınıf Özdeşimi: Yabancılaşma ile Ayrılma, Sınıf ile Öbek Arasında)

Parallax View‘daki [1] mükemmel bir pasajda, Žižek “özgürlük”ü “tanınmış/üstlenilmiş gereklilik” olarak tanımlar. Bu özgürlük tanımı sınıf özdeşimi ile nasıl ilişkilenir?

Burjuva özdeşimi işçi sınıfı özdeşiminden ayırt etmenin bir yolu, tanınmış/üstlenilmiş gerekliliklerin karakterine bakmaktır: Hayatın aslî gerekliliği, bir burjuva için, sermayeye eklenen değer fazlasıdır; ama bir işçi için, kendi emek-gücünü satma gereğidir. Marksist proleter özdeşim mefhumu da işçi sınıfı özdeşiminden ayırt edilebilir: Proleter özdeşim “siyasî” bir gerekliliği tanır/üstlenir, mesela “egemen sınıf olarak örgütlenme ve sonunda kendisini sınıf olarak ortadan kaldırma” gerekliliğini. Bu proletarya mefhumu hem topluma egemen olmayı hem de kendini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir toplumsal sınıfın paradoksudur/saçmantığıdır. Böyle tanımlanıp ayırt edildiğinde proletarya ile işçi sınıfı arasındaki çelişki açıkça görülebilir: Egemen olan bir sınıfın artık emek-gücünü satması gerekmez, ve işçi sınıfı bir özdeşim olarak “ortadan kaldırılamaz”. Bunun alternatifi proletaryayı devrimci parti bakımından tanımlamaktır.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Saygın Vatandaş’ta büyük Öteki ile küçük öteki — Işık Barış Fidaner

vlcsnap-2018-10-04-00h53m12s631
Bu metni okumadan önce Saygın Vatandaş filmini izlemenizi öneririm.

Gastón Duprat ve Mariano Cohn’un Saygın Vatandaş filminde öyküsü anlatılan Daniel Mantovani, Nobel edebiyat ödüllü, ünlü ve zengindir, yirmili yaşlarında terk edip 40 yıl uzak kaldığı Arjantin’deki memleketi Salas’ı ziyaret eder. Ziyaretinde Salas belediye başkanı ona “saygın vatandaş” olduğu için bir madalya verir, ama Daniel ile Salaslılar arasında büyük sorunlar çıkar ve sonunda ödülü iade eder.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

La Casa De Papel’de Kanun & Suç için Lüzum & Keyfiyet — Işık Barış Fidaner

lcdp1

Raquel Murillo ve Sergio Marquina

Uyarı: Bu metni okumadan önce La Casa De Papel’in iki sezonunu izlemenizi öneririm, yoksa spoiler olur.

La Casa De Papel, büyük bir suç ile kanunun nasıl baş ettiğini anlatan bir TV dizisidir. Dizinin başat ekseni, Kanun ile Suç arasındaki ilişkinin iki figür arasındaki cinsel ilişki yoluyla sahnelenmesidir: Raquel Murillo (Itziar Ituño) Kanun figürüdür, Sergio Marquina (Álvaro Morte) Suç figürüdür. Kanun ile Suç arasındaki özsel fark, bu iki figürün jouissance modaliteleri ile ifade edilmiştir. Önceden söylediğim gibi, kuramımda, bir öznenin jouissance‘ı, Lüzum & Keyfiyet olarak bölünmüş bir cevherdir [1]. Bu bölünmeyi iki figüre uygulayarak, bu öyküde Kanun & Suç için jouissance‘ın nasıl örgütlendiğini görebiliriz.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Sütten kremaya: Bir nitelik farkının kaydedilmesi — Işık Barış Fidaner

cups-of-coffee

Žižek’in zaman zaman başvurduğu Ninotchka‘daki (1939) fıkrayı hatırlayalım:

— Garson! Bana bir fincan kremasız kahve getir!
— Özür dilerim beyefendi, kremamız yok, ama size sütsüz bir kahve getirebilirim!

Zupančič, Žižek ve diğerleri bu fıkraya başvurduklarında “süt” ve “krema”yı birbirinin yerine geçebilen iki terim gibi alırlar. Ama bu iki terim bir nitelik farkını kaydeder: süt genelde kremadan daha iyidir; krema sütün nitelik bakımından yadsınmasıdır. Başka bir deyişle, süt büyük Öteki’dir, krema küçük öteki’dir: Sütümüz olması bizi simgesel düzene kaydeder, kremamız olması ise, süte kıyasla, rahatsız eder ve kaygı verir. Bu nitelik farkı dikkate alındığında, garsonun yanıtı ilginç bir tavırla yüklenir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Hep Çalışıp Hiç Oynamamak Mutantları Sıkıcı Yapar — Işık Barış Fidaner

the-gifted-polaris-and-eclipses-powers-explained

Şekil 1: Lorna ile Marcos’un dokunarak ürettikleri Aurora Borealis

The Gifted, süper yetenekleri olan mutantlarla ilgili bir TV dizisidir. Dizideki mutantlar yeteneklerini çeşitli amaçlar için mükemmel şekilde “kullanırlar”, ama aslında daha yaratıcı olup süper güçleriyle daha çok “oynayabilirlerdi”. Başlıkla kimseye sıkıcı demek istemiyorum, demek istediğim sadece mutantların şimdiki hâllerinden çok daha yaratıcı olabilecekleri. Bu metnin iki amacı var: Kuramımdan [1] birkaç temel kavramı tanıtmak ve bu TV dizisinin içeriğini incelemek.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri