Tag Archives: Gilles Deleuze

Gilles Deleuze öldü

Gilles Deleuze öldü. Almanya’da da Anti-Oedipus adlı başyapıtıyla ünlü olan Fransız filozof, Cumartesi günü Paris’te pencereden atladı. Deleuze, siyasal teoriyi, psikanalizi ve film teorisini birbirine bağlayan popüler bir düşünürdü.
7.11.1995 – 00:00

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Eviri

D&G Kurtlarını Döküyor

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

Nümerik Esintiler 57: Yapay Zeka Radyo Programı 🤖📻💌

1914: Tek bir kurt mu yoksa birçok kurt mu? (Gilles Deleuze & Félix Guattari)

“1914: Tek bir kurt mu yoksa birçok kurt mu? — Gilles Deleuze & Félix Guattari”
Bu başlık, Mille Plateaux’nun ünlü bölümü ‘1914: Bir kurt mu, yoksa birçok kurt mu?’da kurulan polemiği Türkçeye içerden taşır: tekil bir ‘kurt’ figürünü temsilin birimi olarak koymak ile çoklu bir ‘kurtlar’ tertibini, yani özdeşlikten kaçan çoğulluğu, analiz etmenin farkını öne çıkarır. Tarihsel belirteç ‘1914’, Freud’un Kurtadam vakasının ilk uzun analiz döneminin bittiği yıla ve aynı zamanda Avrupa’daki büyük kopuş eşiğine işaret eder; böylece vaka-klinik düzlemi ile kıtasal kırılma aynı hudutta kıvılcım alır. İmza olarak Deleuze & Guattari, metni klasik vaka şerhinden ayırır ve ‘özel isim’ ile ‘sürü’ ilişkisini, katı özdeşlik yerine firar hattına dayanan bir söyleyişe bağlar; burada ‘kurt’ bir zoolojik birey değil, şizoanalitik söyleyişin içinde hudut bozan bir endekstir. Başlığa yerleştirilen soru, semptomun ‘tekil anlam’ına mı, yoksa söylenenin çoğul tertiplerine mi kulak verileceği eşiğini dramatize eder: Lacancı bir okur için bu, özdeşleşme imleyenlerinin zinciri ile keyfiyetin çentikleri arasında, reel’e açık bir hudut çizme sorunudur. Deleuze–Guattari’nin metninde söz konusu başlık bizzat Freud’la, özellikle Kurtadam anlatısıyla tartışır; Freud’un tekilleştirici, soy kütüğüne dayalı okumasını, ‘çokluk’ ile ‘tertip’ kavramları lehine sökmeyi dener; böylece ‘kurt’ artık sabit bir sembolik figür değil, hudut bozma içindeki bir söyleyiş vektörüne dönüşür. Bu çerçeve, Lacancı için iki yönden verimlidir: bir yandan ‘özel isim’in nasıl olup da imleyen zincirde bir düğüm işlevi gördüğünü tekrar yoklamaya çağırır, öte yandan ‘sürü/çokluk’ vurgusuyla, fantazinin sahnesini tek bir imleyen etrafında katılaştırma alışkanlığına itiraz eder; buradaki asıl mesele, öznenin sahilik talebini imleyen tekilliğin, söylemin gerçel tertiplerinde nasıl bozulduğunu görmektir. Deleuze & Guattari’nin ilgili bölümünün İngilizce çevirisinde bu başlık, Freudcu tekilleştirme karşısında ‘çokluk’ kavramını öne sürerek, ‘bir ve çok’ ikiliğini diyalektik karşıtlık olmaktan çıkarmayı amaçlar; amaç, çoğulu, yitirilmiş ya da gelecek bir birlik karşısında eksik parça olarak değil, kendi başına bir düzen olarak düşünmektir (🔗; 🔗). Bu tartışmanın doğrudan Freud’un ‘Kurtadam’ dosyasına bağlandığını, bölümün baştan sona o vaka etrafında katlandığını hatırlatmak, başlığın yerleştirdiği dengeyi daha da görünür kılar (🔗).

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Suni muhaberat

1914: Tek bir kurt mu yoksa birçok kurt mu? — Gilles Deleuze & Félix Guattari

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

MILLE PLATEAUX’dan bir bölüm

O gün, Kurtadam kanepeden indi, pek yorgun. Freud’un bir mahareti olduğunu biliyordu: hakikate sürtünüp yanından geçmek ve sonra boşluğu çağrışımlarla doldurmak. Freud’un kurtlardan hiç anlamadığını biliyordu, hem anüsten de. Freud yalnızca köpeğin ne demek olduğunu ve köpeğin kuyruğunu anlıyordu. Bu yetmezdi, yetmeyecekti. Kurtadam, Freud’un yakında onu iyileşmiş ilan edeceğini, oysa işin aslının öyle olmadığını ve sonsuza dek Ruth tarafından, Lacan tarafından, Leclaire tarafından tedavi edilmeyi sürdüreceğini biliyordu. Nihayet, gerçek bir özel isim edinmekte olduğunu da biliyordu: Kurtadam, kendi isminden çok daha “temiz”, çünkü bir cins çoğulluğun anlık kavranışında en yüksek tekilliğe erişiyordu: kurtlar — fakat bu yeni, bu sahici özel ismin çirkinleştirileceğini, yanlış yazılacağını, soyada aktarılacağını da.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Eviri

ARZULAYAN MAKİNELER FALAN FİLAN SAÇMALIYOZ💥🧠🔺👨‍👩‍👦‍👦🚨🌈 — Deleuze & Guattari

🦋🤖 Robo-Spun by IBF 🦋🤖

🌀⚔️💫 IPA/FLŽ 🌀⚔️💫
🤖🧠 Saikbilim Evirileri 🤖🧠

(Freudcu Post-Feminist Manifestodan Deleuze & Guattari’ye Yanıt, IPA/FLŽ: Deleuze & Guattari’nin Üçlü İhaneti)

Anti-Ödip, Bölüm 1: Arzulayan makineler

Her yerde işliyor bu şeyler 🤖🌌, bazen hiç durmaksızın, bazen kesik kesik ⏳. Soluyor 💨, ısınıyor 🔥, yiyor 🍽️. Sıçıyor 💩, boşalıyor 💦. ‘O’ demek ne büyük yanlıştı 🧠❌. Her yerde makineler bunlar, asla mecazi anlamda değil; makinelerin makineleri, kendi bağlaşmalarıyla, bağlantılarıyla ⚙️🔗. Bir makine-organ, bir makine-kaynağa bağlanıyor: biri bir akış salıyor 🌊, diğeri onu kesiyor ✂️. Meme bir süt üreten makine, ağız ise ona bağlı bir makine 🍼👄. Anoreksiğin ağzı kararsız: bir yeme makinesi mi, bir anal makine mi, bir konuşma makinesi mi, bir soluma makinesi mi (astım kriziyle) 🤔🥄🍑🗣️💨. İşte hepimiz böyleyiz, her birimizin kendi küçük makineleri var 🛠️. Bir makine-organ, bir enerji makinesi için; hep akışlar ve kesintiler 🔄. Başkan Schreber’in kıçında gökyüzünün ışınları var ☀️🍑. Güneş anüsü. Ve emin olun ki bu çalışıyor; Başkan Schreber bir şey hissediyor, bir şey üretiyor ve bunun teorisini bile yapabiliyor 🤯📚. Bir şey üretiliyor: makine etkileri, asla metaforlar değil 🚀.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Eviri

Tekrar ve kılık değiştirme — Gilles Deleuze

Ölümün maddî bir modelle hiçbir alakası yoktur. Aksine ölüm içgüdüsü maskeler ve kostümlerle ilişkili olarak anlaşılabilir. Tekrar aslında kendisini teşkil ederken kılık değiştiren, sadece kılık değiştirmekle kendisini teşkil eden şeydir. Maskelerin altında bulunmaz, bir maskeden diğerine biçimlenir, adeta bir ayrık noktadan diğerine, ayrıcalıklı bir andan diğerine, varyasyonlarla ve onların içinde biçimlenir. Maskeler diğer maskelerden başka hiçbir şeyi gizlemez. Tekrarlanan bir ilk terim bulunmaz… Kılık değiştirmenin kendisinden soyutlanabilecek ya da çıkarımlanabilecek yalın bir tekrar bulunmaz. Aynı şey hem değişen kılık, hem de kılığı değiştirilendir. Freud’un, kılığı değiştirilen nihai terim rolünü oynayan gerçek çocukluk olayı hipotezinden kimi bakımlardan vazgeçmesi, psikanalizde bir dönüm noktası olmuştu. Freud, bunun yerine, ölüm içgüdüsüne dalmış düşlemin gücünü koydu, burada çoktan herşey maskelenmiş ve herşeyin kılığı değiştirilmiştir. Kısacası, tekrar, özünde simgeseldir; simgeler ve simülakra bizatihi tekrarın harfiyetidir. Fark, kılık değiştirme yoluyla ve simgenin düzeniyle tekrarda içerilir.

…

Bastırdığımız için tekrar etmeyiz, tekrar ettiğimiz için bastırırız –aynı anlama gelmek üzere– bastırdığımız için kılık değiştirmeyiz, kılık değiştirdiğimiz için bastırırız; kılık değiştirmemiz, tekrarın belirleyici merkezi sayesinde olur.

Gilles Deleuze 1968 Fark ve Tekrar

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. Jennifer Friedlander’ın söz ettiği dişil kılık değiştirme stratejisi.

Alıntının kaynağı Subject Lessons kitabındaki Zupančič yazısıdır.

2 Yorum

Filed under Çeviri

Firar hatları — Gilles Deleuze, Félix Guattari

Katmanlaşıp –örgütlenip, imlenip, özneleşip– kalmak, olabilecek en kötü şey değildir; olabilecek en kötü şey katmanları çıldırmış yahut intiharvarî çöküşe sürüklemenizdir, bu da onları iyice ağırlaştırıp üzerimize çöktürür. Şöyle yapılmalıdır: Kendinizi bir katmana yerleştiriniz, sunduğu fırsatlarla deney yapınız, üzerinde avantajlı bir yer bulunuz, olası yersizleştirme hareketlerini ve mümkün firar hatlarını bulunuz, onları tecrübe ediniz, orada burada akış bağlaçları üretiniz, yoğunluk süremlerini bölüt bölüt deneyiniz, her seferinde küçük bir toprak parçası edininiz. Firar hatlarının özgürleştirilmesi, katmanlarla özenli bir ilişki içinde başarılır, bağlanmış akışların geçip firar etmesine sebep olunur, organsız beden için sürekli yoğunluklar öne çıkarılır. Bağla, devam et: bir “şema”, gene imleyip özneleştiren programlar değil.

Bin Yayla’dan alıntı. Sayfa 161. İngilizce çevirisinden çeviren: Işık Barış Fidaner, Banu Barış

6 Yorum

Filed under Çeviri

Güncel ile Sanal — Gilles Deleuze

Gerçel ile Görcül ve Fiilî ile Virtüel‘in diğer versiyonudur.

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk güncel ve sanal öğelerden müteşekkildir. Saf güncel nesneler varolmaz. Her güncel kendisini bir sanal imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Sanal imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu sanallar hem türce hem de onları neşreden ve soğuran güncel partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara sanal denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Sanallar, günceli çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka sanallar neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp günceli tepkiler: ‘sanalın bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir sanal bulunur … her sanal partikül kendisini sanal bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: güncel bir algı kendisini sanal imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine sanal imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Fiilî ile Virtüel — Gilles Deleuze

Gerçel ile Görcül‘ün versiyonudur.

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk fiilî ve virtüel öğelerden müteşekkildir. Saf fiilî nesneler varolmaz. Her fiilî şey kendisini bir virtüel imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Virtüel imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu virtüeller hem türce hem de onları neşreden ve soğuran fiilî partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara virtüel denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Virtüeller, fiilî olanı çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka virtüeller neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp fiilî olanı tepkiler: ‘virtüelin bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir virtüel bulunur … her virtüel partikül kendisini virtüel bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: fiilî bir algı kendisini virtüel imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine virtüel imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Gerçel ile Görcül — Gilles Deleuze

(L’Actuel et le Virtuel, 1995)

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk gerçel ve görcül öğelerden müteşekkildir. Saf gerçel nesneler varolmaz. Her gerçel kendisini bir görcül imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Görcül imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu görcüller hem türce hem de onları neşreden ve soğuran gerçel partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara görcül denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Görcüller, gerçeli çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka görcüller neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp gerçeli tepkiler: ‘görcülün bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir görcül bulunur … her görcül partikül kendisini görcül bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: gerçel bir algı kendisini görcül imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine görcül imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Makine ve Yapı — Félix Guattari

Makine ve yapı arasında önereceğim ayrım, bu sözcükleri kullanışımıza dayanıyor sadece; matematiksel bir problemle uğraşmak üzere icat edilen türde salt bir ‘yazma cihazı’yla, veya gelişimin belirli bir aşamasında yeniden dikkate alınması gereken bir aksiyomla, veya yine burada bahsedecek olduğumuz türden bir makineyle uğraştığımızı düşünebiliriz.

Dolayısıyla şu olguları parantez içine aldığımı belli etmek isterim: aslında bir makine kendi yapısal eklemlenişlerinden ayırt edilemez, buna karşılık, her olumsal yapıya bir makineler sistemi tarafından ya da en azından bir mantık makinesi tarafından hükmedilir, ki göstermek istediğim şey budur. Bu ayrımı tesis ederek başlamak, olaylarla ve tarihle ilişkisi içinde öznelliğin özel koşullarının teşhis edilmesini kolaylaştırabilmek için, bence hayati görünmektedir (*).

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri