Sahi-Fol ile Doğru-Yanlış = Arzu ile İrade

sahifol

Sahi (True) ile Fol (False) bir nesnenin temelde bilinçdışı işleyen arzuyu hak etmesi ya da hak etmemesiyle ilgilidir. Sahi nesne arzuya karşılık verecektir, Fol nesne arzuyu boşa düşürecektir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Pink Floyd: Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

vlcsnap-2020-12-03-19h50m12s152

Pink Floyd’un Duvar filminin (amiyane tabirle) “şifresini çözmek” için esas dikkat edilmesi gereken mesaj Duvar imgesinin gerçek statüsünü bildiren final bölümünde verilir: Üstben’i temsil eden mahkeme filmin kahramanı Pink’i suçlu bulur ve ceza olarak Duvar’ın yıkılması yoluyla Pink’in akranlarına ifşa edilmesine hükmeder [1]. Demek ki Duvar kesinlikle gereklidir! Film boyunca Duvar’ın ezici varlığından şikayet ediliyor gibidir ama en sonunda açıkça itiraf edilir: Herşeye rağmen en büyük felaket Duvar’ın varlığı değil, Duvar’ın kaybedilmesi ihtimalidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Interlocutorship — compilation

resim_2021-05-28_202208The texts can be read from the individual links or from the compilation’s tag page (Interlocutorship).

Işık Barış Fidaner

Contents

— Interlocutorship and the Four Discourses

— The Paradox of the Phallus

— Love is substantiated by an ignorance of hatred

— Beyond the Sexual ‘Relationship’

— Imaginary Alienation (Posturing Wholeness) and Symbolic Alienation (Posturing Allness)

— The pointing finger is a sign

— Unknowing opens the field of truth in the horizon of knowledge

— Psychosexual Development of Videogames

— Žižekian Analysis Quiz 1

Other compilations

講 : speak

Yorum bırakın

Filed under Kitap

İmgesel Yabancılaşma (Tamlık Taslama) ile Simgesel Yabancılaşma (Tamamlık Taslama) — Işık Barış Fidaner

İmgesel yabancılaşma tamlık taslamadır, simgesel yabancılaşma ise tamamlık taslamadır. Bunlar birbirinden farklı olsa da birbiriyle ilişkili iki fetiş biçimini belirtir. Psikanalitik Ödipal gelişim öyküsüne uygun olarak önce imgesel yabancılaşmayı daha sonra simgesel yabancılaşmayı tarif edelim [1].

Tamlık taslayan birisi yetkiyi bedenin üzerine giyinerek yetki-beden kompleksi kılığına bürünür ve kendisini eksiksiz bir doluluk şeklinde sunar. Taslanan tamlık, kelimeleri kifayetsiz bırakan duyguların yoğunluğunda ifade bulur. Walter Benjamin’in “siyasetin estetikleşmesi” olarak tanımladığı Faşizm bu yolu izler. Sosyal medyada imgeler aracılığıyla taslanan tamlık, aynı estetikleşmenin bir başka örneğidir. Okumaya devam et →

20 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin ile söyleşi — Nuray Göktaş

Teyzem dedemle ilgili yazdı — IBF

Kaynak: Yol Hikayeleri

BABAM…USTAM…(Röportaj Ankara, Mayıs 1989, Yunus Nadi Yarışması mansiyon)

Babamla 1989 Mayıs ayında, Yunus Nadi Yarışması için yaptığımız söyleşiyi iki bölümde yayınladım. Şimdi sıra, mansiyon alan söyleşiye geldi. Tabii ki neredeyse aynı. Söyleşi nasıl verildiyse, ismiyle cismiyle, aynen yayınlanıyor. Fotoğraflarımız, kentler arasında yayıldığı için, söyleşide bulabildiklerim yer alabildi. Söyleşiyi ve gerekenleri Alaçatı’dan gönderen arkadaşlarımıza ayrıca teşekkür ediyoruz. Evet, Hıdır da ben de hafif farklar içeriyoruz sanki o günden bu güne :)).  Ne diyelim, yıllar… 

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Şey

‘Erkeklik Krizi’ Genel Yetkilenme Krizinin Tezahürüdür — Işık Barış Fidaner

“Erkeklik krizi var mı yok mu?” sorusuna hem olumlu yanıt verenlere hem de olumsuz yanıt verenlere Nasreddin Hoca’nın kadılık fıkrasındaki gibi “Sen de haklısın!” diyebiliriz. Hoca’nın “İlahi Hoca Efendi hiç ikisi birden haklı olur mu?” diyen karısı da haklıdır. Çünkü erkeklik krizi hem vardır hem yoktur.

‘Erkeklik krizi’ kavramının atıf yaptığı krizin gerçekliği inkar edilemez, ama bu kavram aldatıcı bir görüntüdür. ‘Erkeklik krizi’ şeklinde tezahür eden gerçek ‘sıkıntı’, genel bir yetkilenme krizidir [1]. Yetkilenme krizi, hem erkeklere hem de kadınlara aittir, tüm insanların başına gelmektedir. Krizin en büyük tezahürü belgesiz kalan göçmen nüfustur; ‘yurttaş hakları’ ile ‘insan hakları’ arasındaki uçurumdur. Yurttaş olabilenlerin başına gelen neoliberal güvencesizleşme ve prekerleşme aynı krizin bir diğer tezahürüdür [2]. Genel yetkilenme krizinin ‘erkeklik krizi’ görünümüne bürünmesinin sebebi ise mevcut toplumsal cinsiyet rejiminin yetkilenme rolünü ‘doğal olarak’ erkeklere tayin etmesidir [3].

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin’le Söyleşi – 7 Mayıs 1989, Ankara, 2.Bölüm — Nuray Göktaş

Teyzem dedemle ilgili yazdı — IBF

Kaynak: Yol Hikayeleri

Bkz 1. bölüm

Remzi Şirin’le Söyleşi – 7 Mayıs 1989, Ankara, 2.Bölüm

İnsan tabii yıllar sonra kendisine, ailesine, yaşamına çok farklı açılardan bakabildiğini, anlayabildiğini, hatta tahlil edebildiğini düşünüyor. Bunun her seferinde sadece sizin düşünceniz olduğu fikrini unutmamanız gerekiyor ne yazık ki! Anneniz, babanız, eşiniz, evladınız, kardeşiniz veya arkadaşınız, hangisi olursa olsun herkes, hep size hak da verseler kendilerine inanacaklar ve hayat başka türlü mümkün değil belki de…

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır — Jacques Lacan

Gerçek burada kendisini ayırt eder. Gerçek ancak bir formelleştirmenin açmazı temelinde nakşedilebilir. Bu yüzden matematiksel formelleştirmeyi kullanarak gerçeğe dair bir model sunabileceğimi düşündüm, zira matematiksel formelleştirme imleyişi üretmek için sahip olduğumuz en gelişmiş çalışmadır. İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır – anlam-karşıtıdır (çelişkidir) dedim neredeyse. Günümüzde matematik filozofları matematik için “hiçbir anlamı yok” derler, Russell gibi bizzat kendileri matematikçi olsalar bile.

Encore’dan bir paragraf.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Bruce Fink’in signifierness dediği signifiance’a “imleyiş” dedim. Bu terim, imlenen anlamdan bağımsız olarak imleyiş olayının kendisini belirtiyor.

Matematik:

1) Matem: X’in yalnız bırakılması
2) Tema: X cinsinden yazılan herşey
3) Tik: X’in sadeleşmeden kalması

1) Mat: Eril yengi/yenilgi (loser)
2) Em: Dişil yengi/yenilgi (sucker)
3) Atik: Her ikisinden de kaçınmak

yas tutmayı tamamlayıp çevikleşmek : matem-atik

formel, daha formel, enformel

8 Yorum

Filed under Çeviri

Muhatap sayısını çoğaltmak, hakikati feda etmek için yeterli bir gerekçe değildir — Işık Barış Fidaner

‘Kaynakçı’ çeviriye karşı ‘hedefçi’ çeviriyi savunduğu yazısında [1] Savaş Kılıç, kaynak metin ‘doğru anlaşıldığı/yorumlandığı’ sürece, kaynak metindeki özgün inceliklerin ‘hedef-dilin retorik kabul edilebilirlik normları’ adına fütursuzca feda edilebileceğini savunmaktadır. Kılıç, bu savını desteklemek için, hedef dili yetersiz bulan ve kaynaktaki özgün inceliklerin korunmasını arzulayan çevirmenleri ‘yas tutmayı beceremeyen melankolikler’ diye adlandırır. Kılıç, mevcut kullanımdaki Türkçenin ‘retorik normlarını’ normatif anlamda savunmaktan da çekinmez: Çevirmenler Türkçenin mevcut normlarına hiç dokunmasalar iyi ederler; normları esnetmeye yeltenen çevirmenler ise muhtemel okurlarını kaybedip muhatapsız kalmaktan korkmalı ve bu beyhude çabayı terk etmelidirler. ‘Yas’ kavramına başvuran Kılıç, çevirmenlerin kaynak metnin ardından bir miktar üzüntü duymalarına neyse ki müsaade etmektedir. Ama bu mecaza göre, kaynak metindeki özgün inceliklerin ‘retorik normlar’ adına feda edilmesi, ‘ölüm’ kadar kaçınılmaz bir olaydır; Kılıç böylece Türkçenin ‘retorik normlarını’ adeta Allah katına yükseltir.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin ile Söyleşi – 7 Mayıs 1989, Ankara – 1. Bölüm — Nuray Göktaş

Teyzem dedemle ilgili yazdı — IBF

Kaynak: Yol Hikayeleri

Bkz 2. bölüm

Remzi Şirin

Söyleşiyi yapalı 31 yıl olmuş. Ben tam 30 yaşındaydım. Deden o bayram günlerini bize, Hıdır’a ve bana, tabii ki benim için ayırmıştı. Niyetim bir yandan Cumhuriyet Gazetesi’nin Yunus Nadi röportaj yarışmasına katılmak, ama aslında bölük pörçük dinlediğim aile öykülerini tekrar ve bütün olarak dinlemekti. Babamın bir daha asla konuşmayacağını, konuşmakla ölümü eşdeğer kılacağını, “ben öldükten sonra kitaplarımı dosyalarımı açarsın işte” diyerek birkaç gazeteci söyleşisi dışında hiçbir şey söylemek istemeyeceğini o tarihte bilmiyordum elbette. Allahtan biz de gazeteciydik, teyplerimiz vardı, kaset, kayıt deşifresi biliyorduk . Böylece, şu anda bir anda evde dedenin, anneannenin sesinin yükseldiğini duyabiliyorsun. Babamı 30 Ocak 2018 tarihinde kaybettik.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey