Bilimciler için kaygılanma zamanı gelmiş gibidir. Steril laboratuvarlarında, kolalı beyaz önlüklerle, bilinmeyen şeylerle oynayan, giderek daha karmaşık aygıtlarla uğraşan ve giderek daha komplike formüller icat eden bu ihtiyar çocuklar, hep yeni olan araştırmalarının neler getirebileceğini ve gelecekte neler olabileceğini kendilerine sormaya başlamaktadır. Nihayet, diyorum. Ya şimdiden çok geç kalındıysa? Biyologlar, fizikçiler, kimyacılar, diyorlar onlara. Ben deliler diyorum!
İki yokluk ve bir ayrılma: Tanrı-Doğa’dan irade-sistem’e — Işık Barış Fidaner
Gerçeği Sorgulamak‘ta Žižek modern özneyi Yazgı ve Tanrı’nın çifte kaybı yoluyla tanımlar:
kahramanın simgesel koordinatlarını önceden belirleyen tözsel bir Yazgı yoktur, patetik kahramanca feda jestiyle üstlenmeleri gereken bir suçluluk yoktur. ‘Tanrı ölmüştür’, öznenin kendi varlığının nüvesini feda etmeye hazır olduğu tözsel Evrensel, boş bir biçimdir, tözsel içerikten yoksun gülünç bir ritüeldir, buna rağmen özneyi rehin almıştır.
Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Simgesel Yas ile Gerçek Yas
Arzu ile Arıza — Işık Barış Fidaner
Psikanalizin belki de en büyük buluşu ya da icadı, arzu ile arıza kavramları arasında bulduğu bağlantı ya da kurduğu köprüdür. Bu köprü yoluyla, rüya, dil sürçmesi ve şaka gibi arızî edimlerin yapısında saklanan cinsel veya saldırgan arzu ve dürtüler tespit edilmiş ve bunlara Bilinçdışı adı verilmiştir. Öte yandan bilinçdışı arzuların gizemli “kral yolu”nu (Freud’un deyişi) sonuna kadar izleyenler nihayetinde kimi temel arıza ve çıkmazlarla yüzyüze gelirler: Dilde kelimelerin yetersiz kalması, cinsiyetli varlıkların ölümlü olması, Gerçeğin imkansız olması, hakikatin tamamsız olması… [1] Arzu ile arızanın ortak özelliği, yapıcı olmaktan çok bozucu olmalarıdır. Bu yüzden ruh sağlığı ile ilgili “bozukluk”lardan bahsedilir. Peki arzu ile arıza neleri bozar?
Filed under Şey
Tagged as Enerji ile Entropi, Entropi, Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Kuantum, Lacancı, İklim Çöküşü
Ahlak Bombasını Reddetmek ve Etkisiz Hale Getirmek — Işık Barış Fidaner

James Bond Goldfinger’ın bombasını etkisiz hale getirir
Ego, statik bir varlık değil, dinamik bir süreçtir, ama nasıl? Žižek’in ahlak ile etik ayrımında, Ego ahlak tarafındadır:
Ahlak, diğer insanlarla ilişkilerimdeki simetriyle ilgilidir; temel kuralı “sana yapmamı istemediğin şeyi sen de bana yapma”dır. (Hiçten Az)
Ahlak dinamiğindeki “simetri”, bir pozitif geribesleme döngüsüne atıf yapar: Ego, ötekinde karşılaştığı normalleştirmeyi normalleştirir. Ego’nun “sağ-duyu” denilen bu ahlak dinamiği, aslında kör ve patlayıcı bir normalleştirme tekrarlamasıdır.
Fetiş ve Semptomda Yetkilenme ile Bedenlenme — Işık Barış Fidaner
(Konuşma Yetkisi: Fetiş, Semptom ve Öznelik Dramının Bedenleşmiş Hâli)
Bir imleyenin telaffuzu (ya da bir eşiğin aşılması) için yetkilenme, geleneksel olarak “efendi”yi “köle”den (Hegel) ayırt eden bir egemenlik mücadelesi (Laclau) ile başarılır. Yetkilenme, aktarım süreci ile yakından ilgilidir. Aktarım süreci, objet a‘nın bedenlenmesi olarak gerçekleşir [1]. Bu sürecin aldığı iki şekil vardır:
Okumaya devam et →Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Yetkilenme ile Bedenlenme
Yetkilenmenin Bedenlenmeden Ayrılması — Işık Barış Fidaner
Bu metinde yetkilenmenin bedenlenmeden ayrılmasına [1] farklı terimlerle ifade veriyorum. Psikanalizde “ayrılma” terimi genelde bebeğin annesinden ayrılmasına (memeden kesme) atıf yapar ama aynı zamanda kişinin sevdiği birinden fizikî ya da psişik ayrılmasına da atıf yapabilir, bu ayrılma (yas süreci ile) öznenin önceden geçirdiği tüm ayrılmaları hatırlatır. Ayrılma bazen öznenin gelişimi için gerekli bir adım ve bir başarı olarak görülür. Lacan ve Žižek bu kelimeye farklı ve soyut bir anlam verir: Ayrılma kişiyi yabancılaşmadan kurtaran özgül bir yoldur. Ben bu kelimeyi yetkilenmenin bedenlenmeden ayrıklığını vurgulamak için kullanıyorum. Klein’dan başlayalım.
Okumaya devam et →Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Yetkilenme ile Bedenlenme
Yetkilenmenin (Simgesel Dikiş) Bedenlenmeden (Gerçek Dikiş) Ayrılması — Işık Barış Fidaner
Cinsiyet ve Başarısız Mutlak‘ta Slavoj Žižek iki dikişi birbirinden ayırır:
Okumaya devam et →“içerisi” (imleyenin uzayı), imletici düzende ondan dışlanan şeyin yerini tutan ek bir öğe [(S1)] ile dikişlenmelidir … ve dışsal gerçekliğin kendisi, orada simgesel sürecin yerini tutan bir öğe (objet a) ile dikişlenmelidir.
Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Yetkilenme ile Bedenlenme
Simgesel Düzen Nelerden Oluşur? — Işık Barış Fidaner
(Yetki, İrade, Sistem, Beden: Bir Simgesel Düzeneğin Anatomisi)
Bu metnin ilk kısmında, simgesel düzeni Žižek’in terimleriyle tarif ediyorum. İkinci kısımda, aynı görüngüyü adlandırmak için kendi terimlerimi öneriyorum.
Okumaya devam et →Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Yetkilenme ile Bedenlenme
Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ile Semptomların Gerçek Yetkilenmesi — Işık Barış Fidaner
(Fetişlerin Simgesel Yetkilenmesi ve Belirtilerin Gerçek Yetkilenmesi)
Hiçten Az‘da Žižek’in alıntı yaptığı Mladen Dolar yetkilenmenin sorgulanmamış desteklerinin dalga geçerek boşa düşürülmesini anlatır:
Okumaya devam et →Konuşmalara katılanlar Sokrat’la yüzleştiklerinde sözleri birdenbire kulağa alıntı gibi, klişe gibi, ödünç alınmış sesler gibi gelmeye başlar; insan konuşma yetkisini aldığı uçurumla burun buruna gelir ve yetkilenmenin olağan desteklerine yaslanmayı denediği anda da konuşma yetkisi boşa düşer. Sanki Sokrat’ın geçtiği dalganın duyulmayan bir yankısı onların konuşmasına eşlik eder, sözlerini oyar, seslerinin içini boşaltır ve o sesler ödünç alınmış gibi, el konulmuş gibi görünür.
Filed under Şey
Tagged as Görce Yazıları, Işık Barış Fidaner, Lacancı, Yetkilenme ile Bedenlenme
Dekripsiyon ile Deşifreleme — Işık Barış Fidaner
(Dekripsiyon ile Deşifreleme Arasında)
Günümüzde “veri” büyüktür. Ama veri, ona olan erişimin şeyleştirilmesinden ibarettir. Bir yazı tura, ancak neticeler açıkça görülüp ayırt edilebilirse yazı ya da tura gelebilir. Bu, kuantum fiziğinin iyi bilinen garip bir gerçeğidir. Yani neticeye erişilmesini sağlayan “yazı” ve “tura” kavramları o neticenin belirişinde kritik bir rol oynar. Nitekim, bir veri bedenine olan kavramsal erişim, en az o verinin cevheri kadar önemlidir. Birincisi ikincisinin anahtarıdır. İnternet’te dolaşan ağ paketlerinde bu iki şeye sırasıyla “başlık” ve “yük” [“header” and “payload”] denir. Her başlık kendi yükünün kilidini açar. Tüm veri kavramlarca kapsüllenir. Dijitallik nihayetinde kavramsallığa dayanır.
Okumaya devam et →




























