Kadın tamamsızdır — Jacques Lacan

Erkek, imleyenden başka bir şey değildir. Kadın, erkeği imleyen olarak arar. Erkek ise kadını –burası size tuhaf gelecek– sadece söylem aracılığıyla konumlanan şey olarak arar; çünkü iddiam doğruysa, yani kadın tamamsızsa, kadında söylemden kaçan bir şey vardır her zaman.

Jacques Lacan, Yine/Hâlâ

Not: Paragrafı Murat Erşen’in Metis çevirisinden (sf. 41) alıp kısmen değiştirdim (“bir” tanımlıklarını attım, “imleyen” ve “tamamsız”ı ekledim).

Pas-tout için “tamamsız” çevirisini öneriyorum. İngilizce’de not-all ya da not-whole deniyor. All bir kümenin tamamıdır, whole ise bir şeyin tamamıdır. O yüzden “tamamsız” sözü pas-tout’yu karşılıyor. Žižek ve Zupančič’in söz ettiği ontolojik tamamsızlığı da belirtiyor. Ayrıca eyvallahsız olmak, kimseye eyvallahı olmamak çağrışımı da çok iyi bence.

Işık Barış Fidaner

17 Yorum

Filed under Çeviri

Siborgum Ama Sıkıntı Yok: Çılgınım Ama Muhafazakarım — Işık Barış Fidaner

Bu yazıda Siborgum Ama Sıkıntı Yok (I’m a Cyborg But That’s OK, 2006) filmi üzerine küçük bir analiz yapacağım. Spoiler olmaması için yazıyı okumadan önce filmi izlemenizi öneririm [1].

Film erkek (Il-soon) ile kadın (Young-goon) arasında cinsel ilişki imkanını mecazî imgelerle ele almış. Psikiyatri hastaları üzerine çizilen “renkli” bir dünyaya yerleştirilmiş mecazî imgeler, cinsel ilişki imkanını yapısal parçalara ayırmakta kullanılmış. Bu parçalara yakından bakıldığında ise genel tablonun ilk bakışta zannedilebileceği kadar çılgınca olmadığı, hatta muhafazakar kaldığı görülüyor. O yüzden başlıktaki “Sıkıntı yok!” ifadesi filme epey yakışmış.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Simgesel Angajman ile Gerçek Angajman — Işık Barış Fidaner

Bilinç ile bilinçdışı arasındaki psikanalitik ayrımı dikkate alarak iki tür angajmanı birbirinden ayırt etmeliyiz. [1] Bu metinde bunu yapacağım.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Yeni araştırmaya göre örümceğin ağı zihninin parçası — Bryan Nelson

12 Şubat 2020

spiderweb.jpg.653x0_q80_crop-smart

Bir yaratığın bedeni ‘dışındaki’ yapılar onun bilişsel aygıtının parçası olabilir mi? (Fotoğraf: Stephencdickson [CC 4.0 License]/Wiki Commons)

Örümcekler çoğu zaman bizim en uç savaş-ya-da-sıvış tepkilerimizi tetikler. Örümcek görünce kimisi bağırır, kimisi ezer. Daha iyi kalpli olanlarımız bile çoğu zaman örümceği yakalayıp tercihen evden uzak bir yere salmaya gerek duyarlar.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Psikanaliz ve BDT — Agnès Aflalo

(Psikanalizin Başarısız Suikasti kitabından bir kısım)

Psikanalizin bilişsel-davranışçı terapilerle (BDT) hiçbir ortak yanı yoktur.

Psikanalize göre semptom bir “bozukluk” değildir, duyulması gereken susturulmuş bir hakikattir. Semptom aynı zamanda acı çekmeye yol açan paradoksal bir tatmini de (keyfiyet, jouissance) içerir. Tedavi, kelimelerin taşıdığı keyfiyetin ağırlığını su yüzüne çıkaran diyalektik bir yordamdır. Kelimeler hakikati çevreler, özne bunun farkına varmaz. Semptomun bu iki yüzünü –dil ve keyfiyet– kavramak öznenin kendi öyküsünü okumasını ve onu yine kendine ait kılmasını sağlar. Sonra keyfiyetinin bir kısmını geride bırakabilir ve arta kalanından sorumlu olabilir, hayatının yaygın ahlaka uyumlanması gerekmez ama bu yüzden kuralsız da olmaz. Psikanalist, kendini analiz etmiştir, ve kendini bu düşlemsel keyfiyetten koparmıştır. Önyargıdan muaftır ve danışanın kendisine uyan özel sipariş tepkisini icat etmesini sağlayabilir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri

Uzamsal ile Bileşimsel — Işık Barış Fidaner

Öncelikle Deleuzecü kavram çifti gerçel-görcül’ü [1] alalım ve alternatif kavram çifti olarak uzamsal-bileşimsel’i önerelim: Gerçellik uzamsaldır çünkü uzaylarda gerçekleşir, görcüllük ise bileşimseldir çünkü imkan bileşimlerinden oluşur (Deleuze bunlara “bulutlar” der) [2]. Şimdi bu çifti termodinamikten gelen bir başka çift olan makrohâl-mikrohâl ilişkilendirebiliriz: Makrohâl bir sistemin uzamsal bölgelerine tayin edilen sıcaklık, basınç gibi fizikî özellikleri içerir, mikrohâller ise bir sistemdeki moleküllerin imkanlı bileşim ya da düzenlemelerini içerir. Bu aynı zamanda Deleuze-Guattari’nin molar-moleküler ayrımına da denk gelir. Bu da bizi fizikteki daha genel bir kavram çiftine götürür, Enerji-Entropi: Enerji uzamsal makrohâl yoluyla tanımlanır, Entropi ise bileşimsel mikrohâller yoluyla tanımlanır. Böylece Deleuzecü gerçel-görcül’ü termodinamik terimlerle yeniden tanımladık [3].

Okumaya devam et →

29 Yorum

Filed under Şey

Saudade Melankolik Arzudur — Işık Barış Fidaner

Saudade çevrilmesinin zorluğuyla bilinen bir Portekizce kelimedir [1]. Saudade, şimdiki zamanı yadsıyarak geçmişteki hoş bir anıyı ya da gelecekteki hoş bir imkanı keyifle özlemektir, ama bu anı ya da imkanın gerçekte kaybedildiğine ya da belki hiç olmadığına, o yüzden de imkansız olduğuna ikna olmuş bir özlemdir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin

Dedem Remzi Şirin’le ilgili Cumhuriyet’te çıkan iki haber metnini burada arşivliyorum.

IBF

***

12 Mart idamcısı olmadığı için mahkemesi kapatılan hakim Şirin yaşamını yitirdi

12 Mart döneminde sol görüşlü gençler hakkında idam kararı vermediği için mahkemesi kapatılan Sıkıyönetim Mahkemesi Hakimi Remzi Şirin yaşamını yitirdi.

29 Ocak 2018 Pazartesi, 17:40

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Şey

Fol Melankoliden Kurtulmak: Kabuktaki Hayalet — Işık Barış Fidaner

(Metinde spoiler’lar var, o yüzden okumadan önce filmi izlemeniz iyi olur)

Not: Fol kelimesi false kelimesinin karşılığıdır. Bkz. “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell, 2017) son yazdığım metinlerde tartıştığım birçok felsefî kavramı ele alan bir bilimkurgu filmi. Major Mira Killian adındaki bir siborg kadının öyküsünü anlatıyor. Major’ın biyolojik beynini Hanka Robotics sibernetik bir bedene yerleştirmiştir. Ünvanının belirttiği “majör” askerî-politik amaçlar için hem yetkilendirilmiş hem de inşa edilmiştir. Ama bu ünvanın anlamı film içinde değişir: Öyküde Major bir tür yetkilendirmeden bir başka tür yetkilendirmeye geçiş yapar.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Joker üzerine devam: Apolitik nihilizmden yeni bir sola ya da Trump neden bir Joker değil? — Slavoj Žižek

11 Kasım 2019

Todd Phillips’in Joker’i gibi bir film yapmanın mümkün olduğu bir Hollywood’u ve filmi mega bir gişe rekortmeni yapan kamuoyunu takdir ederek başlamalı söze. Ancak, filmin popülerliğinin sebebi, üst-kurgusal boyutunda yatıyor: Batman hikayesinin karanlık başlangıcını anlatıyor, öyle bir başlangıç ki, Batman mitinin iş görebilmesi için görünmez kalmak zorunda. Joker’i Batman mitine bu referans olmadan, düşürüldüğü kurban durumundan kurtulmak için palyaço maskesini benimseyen bir çocuk olarak hayal etmeye çalışalım. Olmaz, bir başka gerçekçi dramdan ibaret kalır. Şunu da hatırlayın: Time Out, Joker’i “gerçek anlamda kâbus gibi bir geç kapitalizm görüsü” olarak tanımladı ve onu “toplumsal korku filmi” kategorisine soktu. Bu, yakın zamana dek hayal edilemez bir şeydi: toplumsal sefaletin gerçekçi bir tasviri ile düşlenmiş dehşet şeklindeki birbirinden apayrı iki janrın bileşimi; elbette, ancak toplumsal gerçeklik dehşet kurgusu boyutlarına ulaştığında işe yarayan bir bileşim.[1]

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri