Greta Thunberg bir dahi değil – o bir havari — Slavoj Žižek

greta

Slavoj Žižek — 4 Ekim 2019 — spectator.us
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Greta Thunberg son aylarda değişti; artık “kral çıplak” diyen naif ve masum kız değil, şimdi gülümseyen-saldırgan sivri dilli bir iblis. Ama basit ve tekrar eden mesajı aynı kaldı. Burada Kierkegaard’ın harika kısa metni “Deha ile Havari Arasındaki Fark Üzerine” anımsanmalı; oradaki tanımlamaya göre dahi “kendi içinde kendinden fazla” olan şeye, kendi ruhani cevherine ifade verebilen bireydir, havari ise “kendi içinde” önemsizdir: havari, kendini aşan kişisel olmayan bir hakikate tanıklık etmeye hayatını adayan kişinin formel işlevidir. O (Tanrı’nın lütfuyla) seçilmiş bir elçidir: Onu bu rolde vasıflı kılan hiçbir içsel özelliğe sahip değildir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Biyolojik Cinsiyet Var mı Diyen Twitter Kullanıcısı Adama Açık Mektup — Jonah Mix

Jonah Mix
19 Nisan 2019

Bir tren istasyonunda durduğunuzu hayal edin.

Karşı taraftan birinin raylara adım attığını görüyorsunuz. Dikkati dağılmış, başka bir yoldan gidemeyecek kadar meşgul, nereye gittiğini fark edemeyecek kadar telefonuna gömülmüş. Başınızı öbür yana çeviriyor ve trenin raylara çıkan adama hızla yaklaştığını görüyorsunuz. Ne yaparsınız?

Cevap ortada umarım. Çığlık atarsınız. Bağırırsınız. Kollarınızı sallayıp olay çıkarırsınız. Yine de fark etmezse, telefonundan başını yine de kaldırmazsa, aşağı sıçrar ve adamı o rayların dışına kendiniz itersiniz. Belki gerçekte o kadar cesur değilsiniz. Ben o kadar cesur olduğumdan emin değilim. Ama en azından bunu yapacağınızı umarsınız, değil mi?

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Magdalen Berns, Kadınlar Arasında Bir Kahraman — Madeleine Kearns

magdalen-berns

Magdalen Berns (Nicole Jones)

4 Eylül 2019

Andrea Dworkin, yaşamının son yıllarında, (kusursuz değilse de güçlü bir düşünür olarak) gerçek feminizmin kadınların çıkarlarını geliştiren bir “siyasî pratik” olduğunu söylemişti:

…sevmediğiniz tüm kadınlar buna dahildir, yanında olmak istemediğiniz tüm kadınlar buna dahildir, eskiden en iyi arkadaşınız olan ve artık hiçbir ilginiz olmasını istemediğiniz tüm kadınlar buna dahildir.

Tek tek kadınların kim oldukları önemli değildir. Hepsi tecavüz karşısında, dövülme karşısında, çocukken ensest karşısında aynı ölçüde kırılgandır. Daha yoksul kadınlar fuhuş karşısında daha kırılgandır; fuhuş eşitlikçi toplumda kabul edilemez bir cinsel sömürü biçimidir; ve biz eşitlikçi toplum için kavga veririz.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Žižek sonrası evren için Tanrı ve Doğa’yı yeniden tanımlamak — Işık Barış Fidaner

Öncelikle neden tanrı ve doğadan bahsedelim ve niye onları yeniden tanımlayalım? Žižek ve diğer kaynaklardan bildiğimiz gibi ne tanrı ne de doğa vardır, farklı nedenlerle ve farklı şekillerde de olsa. Žižek’e göre Hristiyanlıkta tanrının kendisi kendi yokluğuna tanık olup bir ateist olur. Tanrı gibi doğa da varolmaz, ama daha radikal bir anlamda (kendi yokluğuna tanık bile olmaz). Tanrı ve doğanın ortak özelliği bazen bir büyük Öteki figürü işlevi görmeleridir, yani imleyenler olarak bilinçdışında etkide bulunsalar da tutarlı bir anlamda gerçekten varolmazlar. Peki “tanrı” ve “doğa” böyleyse, birer imleyen ise, neden onları imleyenler olarak yeniden tanımlamayalım? Buradaki derdim “tanrı” ve “doğa”yı dairesel olarak birbirlerine atıfla yeniden tanımlamaktır, öyle ki herhangi biri büyük Öteki rolü üstlenmeden anlam taşıyabilsinler.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Lüzum ve Keyfiyet — Işık Barış Fidaner

(Lüzum ve Keyfiyet: Üstben’in Tiyatrosu)

Žižek Lacan’ın üstben buyruğu “Keyif al!”dan sıklıkla söz eder, ama hiçbir zaman ondaki paradoksu çözmez. “Keyif al!” paradoksal bir buyruktur çünkü keyif tanımı gereği amaçsızdır ama üstben buyruğu ona bir lüzum (mecburiyet, görev) biçimi verir, amaçlılığın biçimini verir. Eğer Žižek’in dediği gibi keyif psikanalizin tanıdığı tek töz ise, o zaman bu lüzum nereden gelir? Bu lüzum nedir ve keyf(iyet)imizi nasıl örgütler?

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Transgender dogma naif ve Freud’la uyumsuzdur — Slavoj Žižek

iStock-955807442

30 Mayıs 2019

life.spectator.co.uk

LGBT+ partizanları psikanalize eski moda deyip geçmeyi sevseler de, birçoğu temel Freudcu içgörülerin süregiden bastırılmasına tamamen katılırlar.* Psikanalizin bize öğrettiği bir şey varsa o da insan cinselliğinin içkin olarak sapkın olduğudur, sadomazoşist dönüşler ve iktidar oyunlarıyla sarılı olduğudur, orada hazzın acı ile ayrılmazca bağlandığıdır. Birçok LGBT+ ideologunda bulduğumuz fikir bu içgörünün tam tersidir, buna göre cinsellik ataerkil ya da ikici baskı ile bozulmazsa, hakikî benliklerimizin sahici ifadesinin mutlu bir alanına döner.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kadın olmak hiçbirşey olmaktır — Alenka Zupančič

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Mesele “kadın” kimliğini doğru içerikle doldurmak değil, onun bütün içeriğini boşaltmaktır. Daha doğrusu, onun tek olumlu içeriğinin kendi biçimi olduğunu, olumsuzluğu olduğunu tanımaktır. Kadın olmak hiçbirşey olmaktır. Ve bu iyidir, feminist slogan bu olmalıdır. Elbette burada “hiçbirşey” kıymet belirten bir niteleyici değildir, bir ad olarak güçlü anlamıyla kullanılmıştır.

Alenka Zupančič

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

***

The point is not to fill in the identity of “woman” with the right content, but to empty it of all content. More precisely, to recognize its form itself, its negativity, as its only positive content. To be a woman is to be nothing. And this is good, this should be the feminist slogan. Obviously, “nothing” is not used as an adjective here, describing a worth, it is used in the strong sense of the noun.

Alenka Zupančič

***

zupancic.pdf erişimi için tıklayın

2 Yorum

Filed under Şey

İsteseniz de istemeseniz de insanlığın kaderini değiştireceğiz

Gençliğin yeni iklim protestolarının arkasındaki aktivistler küresel ısınma tartışmasında gözardı edildiklerini söylüyor

1 Mart 2019 tarihli açık mektup

Biz gençler geleceğimiz hakkında derinden endişeliyiz. İnsanlık şu anda türlerin altıncı kitlesel yokoluşuna sebep oluyor ve küresel iklim sistemi feci bir krizin eşiğinde. Yıkıcı etkilerini halen dünyadaki milyonlarca insan hissediyor. Ama Paris antlaşmasının hedeflerine ulaşmaktan uzağız.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Peki ya başarırsak? — Slavoj Žižek

Kapitalizmin dışındaki ilk ‘özgürleştirilmiş alan’, kapitalist devletlerin zincirini ilk kez kıran iktidara geliş olarak Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılını düşünürken çıkarılacak ders şudur: Onu hep iki uç arasındaki orta (dolaylayıcı) aşama olarak görmeliyiz: bir yanda kapitalist toplumun antinomik yapısı, ki Komünist hareket oradan çıkmıştır; öbür yanda Komünist devlet iktidarının bir o kadar antinomik olayları, ki Çin Kültür Devrimi’nin çıkmazına götürmüştür. İktidara geldikten sonra, yeni iktidar yeni toplumu örgütlemenin muazzam görevi ile karşılaşır. Ekim Devrimi’nin arifesinde Lenin ile Troçki arasında geçen konuşmayı hatırlayın: Lenin “Ya başaramazsak bize ne olacak?” dedi. Troçki yanıtladı: “Peki ya başarırsak ne olacak?”

Bugün, bu soruya kilitlenmiş haldeyiz.

Slavoj Žižek, Güpegündüz Hırsız Gibi, Giriş bölümü

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri

Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem

Postmodern yabancılaşma modelinin [1] penceresinden bakıldığında Žižekçi-Lacancı dört söylem neye benzer? Terimleri eşleştirelim:

S1 => Yetki

Özneyi temsil eden Esas-İmleyen S1, bir yetkilenmenin ifadesidir.

S2 => Sistem

Özne S2 (bilgi, imleyenler zinciri) için temsil edilir. S1 yetkisine kaynaklık eden sistem, S2‘dir.

$ => İrade

Özne ($), S1 yetkisinin dayandığı iradedir.

a => Beden

Öznenin irade olarak kaynaklık ettiği beden, a’dır. S1 yetkisi ile eşleşen beden, a’dır. S2 sistemine dayanan beden, a’dır.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey