Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.
IBF
Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir ifadenin ilkelerden türetilemeyeceğini biliyordu. Türetilemeyen şey anlatı hâline getirilmeli.” [1] Schelling’in gerçekliğin mantıksal yapısından (mefhumlar sistemi gibi sunulabilir) çıkıp ilksel dürtülerin Gerçeğine (orada çıkarımlar yoktur, ancak bir öykü anlatılabilir) ulaşması, yani logos‘tan mythos‘a doğru yaptığı hamle, Dişil olanın da öne sürülmesidir. Schelling bu düşünce çizgisini aşırıya götürdü: onun önermesine göre (ya da Sloterdijk’ın Schelling’e atfettiği önermesine göre) [2] dişil orgazm, cinsel hazzın bu en esrik anı (antik Yunanlar bunu zaten biliyordu) insan evriminin en yüksek noktasıdır. Sloterdijk hatta bu deneyimin Tanrı’nın ontolojik kanıtı rolü oynadığını iddia ediyor: orada biz insanlar Mutlak ile irtibata geçeriz. Schelling idealist kapalı çemberden çıkmayı denedi, maddeyi, organizmayı, hayatı, gelişimi getirdi, yani sadece saf mantıksal zihinle ilgilenmekle kalmadı, insan evrimi ile bedensel düzeyde, cinsellikte olup bitenlerle de ilgilendi: saadet sadece Aristocu düşüncenin kendini düşünmesi değildi, aynı zamanda adeta dayanılmaz bir azamiyetle kendi kendinin keyfini çıkaran bir bedendi.
































