Tag Archives: Dany Nobus

Bilme öznesi ya da zulmün tanığı — Dany Nobus

11’inci seminerde Lacan psikanalizdeki aktarımı sujet suppose savoir işlevinin yerleştirilmesine dayandırdı, yani ‘bildiği varsayılan özne’ye, belki daha iyi bir ifadeyle, ‘varsayılan bilme öznesi’ne dayandırdı. Lacan şöyle dedi: ‘Ne zaman ki bu işlev özneye göre bir bireyde bedenlenir … o zaman aktarım kurulur’. Buna göre, kendi bilmezliğinden yola çıkan nevrotik hastanın analiste gelmesi, onu varsayılan bilme öznesi olarak sorgulamak içindir, bu da aktarımın başladığına işaret eder. Psikotik hastaların ise analiste –ya da başka herhangi birine– varsayılan bilme öznesi işlevi yüklemek için hiçbir nedeni yoktur, çünkü onlar zaten bilinecek tüm bilgiye sahiptirler (bu bilgi onları ele geçirmiştir). Nevrotikler kendilerinde eksik olan bilgiye hakim olan birini bulmak ve ondaki bilgiyi sınamak için herşeyi göze alırken, psikotikler zaten bildikleri şeylerden başka keşfedilecek hiçbirşey olmadığında inat ederler. Bir analisti muhatap aldıkları zaman, onun bilme öznesi olduğunu varsaymazlar, daha ziyade onların deneyimlerini anlayıp geçerleyecek birisi olduğunu varsayarlar. Kısacası, ‘zulmün tanığı’ olacak birini bulmaya çalışırlar.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri

Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil — Dany Nobus

Öteki’ni entegre ettikleri ölçüde, bireyin partnerleri de (ebeveynleri, akranları, sevgilileri, meslektaşları) arzu ve keyfiyet dinamiklerine göre işlev göstereceklerdir. O yüzden nevrotikler yalnızca kendilerinin neler arzuladıkları üzerine düşlemler kurmakla kalmazlar, aynı zamanda hem başka insanların –Öteki sıfatıyla– neler arzuladıkları üzerine, hem de kendilerini nasıl başkaları için arzulanır ve sevilir nesneler haline getirecekleri üzerine düşlemler kurarlar. 1950’lerin sonunda objet a‘yı kavramlaştırması öncesindeki Lacan’a göre annesini tatmin etmek isteyen bir çocuk, onun kaybettiğini düşündüğü imgesel fallus (ϕ) ile özdeşim kuracaktır; bunun gibi, çocuğunu yeni bir keyfiyet kaynağı olarak kullanan bir anne, ona imgesel fallus olarak yaklaşacaktır. Sonradan savunduğu görüşe göre ise, insanlar ancak Öteki’nin arzu nesneleri (objet a‘ları) ile, düşlem kurarak ve Öteki’ni tatmin etmeye çalışarak, ilişki kurabilirler. Objet a‘lar insanların özdeşim kurduğu nesneler değildir, onların başkalarıyla ilişki içine girerek hem kendilerini hem de partnerlerini tatmin etmeye kalkışmalarını sağlayan mübadele nesneleridir. Ama objet a‘lar kayıp keyfiyetin yerini dolduramadığı için bu tatmin olma isteklerinin hiçbiri gerçekleşmeyecektir. Lacan’a göre her nevrotik aşk-sevgi ilişkisinin bilinçdışı hakikatini şu formül verir: “Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil”. Çünkü sevenin sunduğu nesne sevilenin kayıp keyfiyetini geri getirmeyi beceremez.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Bkz “Mektubaşka: Teklifimi benden esirgemeni rica ediyorum” Jacques Lacan, “Merkezi Boşluk Etrafında Arzunun Kesişimsel Alanı”, “Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil”, “Patolojik Narkissos Çağımızın Toplumsal Mecburi Öznellik Tipidir” Slavoj Žižek, “Tam da ‘bu o değil’ midir mülhem?”

4 Yorum

Filed under Çeviri