Tag Archives: Entropi

Fırsatçı Medya Ekolojisi Hukukun Yerini Almıştır — Işık Barış Fidaner

GettyImages-573106795

Charles Darwin’in Türlerin Kökeni‘ni yayınlamasından daha yedi yıl geçmişken Ernst Haeckel varoluş mücadelesi bilimi olarak Ekoloji’yi tanımlamıştır [1]. Onlarca yıl sonra ampirik bir bilime dönüşmeden önceki bu ilk tanımında bile Ekoloji varlığın çeşitlenerek serpilişini “doğallıkla” açıklamaya yönelik bir ideolojiydi.

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Rast Şaşar Şaşa Rastlar — Işık Barış Fidaner

⏳⛰️🛡️ Süreç Heval ⏳⛰️🛡️

Doğru ve Yanlış’a Kürtçede Rast ve Şaş deniyor. Bu yazının konusu Rast ve Şaş köklerinin Türkçedeki anlamlarıdır [1].

Türkçede hem Rast’ın hem de Şaş’ın belirsizlikle ilgili anlamlar taşıması şaşırtıcı bir rastlantıdır.

Önce küçük bir oyunla Rast ile Şaş’ı birbirinden ayıralım: Gözlerinizi kapatıp kollarınızı açın. Sonra gözleriniz kapalıyken iki elinizin işaret parmaklarını birbirine yaklaştırarak değdirmeye çalışın. Eğer işaret parmakları birbirine denk gelir ve dokunursa Rast olmuştur, yani parmaklar birbirine rastlamıştır. Yok eğer parmaklar denk gelmezse Şaş olmuştur, yani parmaklar birbirinden şaşmıştır.

Okumaya devam et →

14 Yorum

Filed under Şey

Düşlemsel Gerçekliğin Anlatımı ile Semptomatik Hakikatin Sahnelenmesi — Işık Barış Fidaner

Anlatı bileşimsel öğeleri bir zaman akışı içinde sentezleyerek bir gerçeklik inşa eder [1]. Sentetik anlatı inşasının karşıtı yapıbozum değil, hakikatin sahnelenmesidir (yapıçarpım). Gerçekliğin anlatımı ile hakikatin sahnelenmesi cinsel anlamda eril ve dişil yaratıcı süreçler olarak ilişkilenir [2]. Eril anlatının zamandaki ilerleyişi mühim bir hakikatin dışarılması (dışlanarak içerilmesi, ex-sistence) temelindedir [3]; erkek bilmezlik tutkusuyla hakikati sansürler ve bastırır. Dişil sahneleme dışarılan hakikati açığa çıkararak gerçekliğin eril ilerleyişini boşa düşürür ve böylece histerik/tarihsel (hysterical/historical) bir iz bırakır. Hakikatin sahnelenmesiyle bırakılan bu tarihsel iz (psik)analizin işlevini de teşkil eder.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Teori sahi sahiliğin entropisini sahneler — Işık Barış Fidaner

İnsan yetkilenen hayvandır. Dünyanın gerçekliği imleyenlerle yetkilenir; simgesel bir düzendir. İnsanın özgür iradesi gerçekliklerin yetkilenmesinin zemini olarak tespit edilir. Örnek: Marx’ın özgür iradesi “sınıf mücadelesi” imleyenini yetkilendiren zemin olarak tarihte varlığını sürdürür; bu siyasi iradeye Marksizm denir.

Gerçeklikler havada asılı duran soyutlamalardan ibaret değildir: Onların yetkilenmesine belli somut maddi sahilik bedenlenmeleri rehberlik eder. İnsan sistemi böyle sahilik bedenlenmelerinin zemini olarak kurulur. Örnek: Kapitalist sistem insan arzusunu ve emeğini sahiden yakalayan meta fetişizmi ve değer fazlası (artık-değer) bedenlenmelerinin zemini olarak tarihte varlığını sürdürür.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Pink Floyd: Duvar’da Kendi Tükenişini Seyretmek — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

vlcsnap-2020-12-03-19h50m12s152

Pink Floyd’un Duvar filminin (amiyane tabirle) “şifresini çözmek” için esas dikkat edilmesi gereken mesaj Duvar imgesinin gerçek statüsünü bildiren final bölümünde verilir: Üstben’i temsil eden mahkeme filmin kahramanı Pink’i suçlu bulur ve ceza olarak Duvar’ın yıkılması yoluyla Pink’in akranlarına ifşa edilmesine hükmeder [1]. Demek ki Duvar kesinlikle gereklidir! Film boyunca Duvar’ın ezici varlığından şikayet ediliyor gibidir ama en sonunda açıkça itiraf edilir: Herşeye rağmen en büyük felaket Duvar’ın varlığı değil, Duvar’ın kaybedilmesi ihtimalidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Dark’ta Yetkilenme Krizi — Işık Barış Fidaner

Dark dizisinin esas konusu, yetkilenme krizidir. Bu tema öyküde farklı şekillerde ele alınmıştır. Toplumsal cinsiyet rejimine göre yetkilenme rolünü üstlenmesi beklenen kişiler erkekler olduğu için [1] Winden kasabasındaki erkek çocukların kaybolması, yetkilenmeyi üstlenecek bedenlerin yok olması anlamına gelir ve genel bir yetkilenme krizine işaret eder.

Esas oğlan Jonas’ın babası Michael’in intiharı ise, yetkilenme krizini kişisel bir düzlemde ele alır. Michael’in intihar etmesinin sebebi, çocuk bedeni Mikkel’i gelecekten almış olmasıdır, yani Michael kendi bedeninin hesabını veremediği için yaşama yetkisini teslim eder ve esas oğlan Jonas’ı babasız bırakır. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Fallik Boşunalık ile Oval Boşunalık — Işık Barış Fidaner

Önceki yazıda “Fallus, boş imleyen olmadan önce boşunalığın imleyenidir” derken entropinin kaçınılmaz gerçeğini kastetmiştim [1]. Ama ‘fallik boşunalık’ ifadesi, benim o yazıda kastetmediğim bir başka imgeyi de çağrıştırdı: döllenmeye yol açmayan sperm. O zaman acaba bu anlamda ‘fallik boşunalığın’ yanısıra ‘oval boşunalık’tan da söz edebilir miyiz, ‘döllenmeden yok olan yumurta’ imgesini düşünerek? Bu iki boşunalığı ayırt etmek, entropiyi de eril ve dişil bileşenlere ayırmayı gerektirir.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Fallik Boşunalık, Post-Ödipal Gelişim, Üstben ve Canavar Olmak — Işık Barış Fidaner

Fallus, boş imleyen olmadan önce boşunalığın imleyenidir, ‘ne yapsan boşuna’ der. ‘Büyük Öteki yoktur’ beyanının en radikal ve gerçek anlamı fallik boşunalıktır. Boşunalık özünde entropidir ama çıplak hali rahatsız edici ve nefret uyandırıcı olduğu için simgesel düzende ‘bedel’ ve ‘feda’ şeklini alarak enerjinin desteği biçimine bürünür [1].

Eril kimlik taslama, fallik boşunalığın tahrik ettiği nefrete yönelim vererek onu kutuplaştırmayı amaçlar. Esas-İmleyen olarak yazılıp iktidar simgesi olduğunda fallik boşunalık ‘Bana karşı ne yapsan boşuna’ şekline sokulur. Fallik imleyen budur. Tanrı kavramı bu konumu işgal eder. Kimlik taslayan eril, kendisini fallik boşunalığın istisnası sayar ve saydırır, ‘bedel’ ve ‘feda’ kavramları bunu ispatlama işine yarar. Trajedilerde ‘yazgı’ böyle eril bir rol üstlenir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Simgesel Ayrılma ile Gerçek Ayrılma — Işık Barış Fidaner

Bağımsızlık ve koşullanma, siyasette iki temel kavramdır. Bunlar simgesel ilişkilerle, yani tasdiklenme ile ilgilidir. Bir kişi, kurum veya ülkenin bağımsız olduğu veya koşullanmış olduğu simgesel yolla tasdiklenebilir. Aslında aralarındaki fark tasdiğin yapılış şekliyle ilgilidir: Koşullanma, başkasının tasdiğine bağlı kalmaktır; bağımsızlık ise kendi kendini tasdik ettirmektir. Bu iki kavramın simgesel ilişkisi imleyenlerce (signifier) yönetildiği için, Lacan siyasal bağımsızlığı S1 simgesiyle, siyasal koşullanmayı ise S2 simgesiyle ifade eder. S1, bağımsız iktidarı ile kendisini tasdiklettiren Esas-İmleyen’dir. S2 ise S1 tarafından koşullandırılmış ve onun tasdiğine tabi olan bilgidir.

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Soul Ruh Değil Candır — Işık Barış Fidaner

İngilizcede “(insan olmayan) hayvanların canı var mı yok mu?” sorusu ciddi ciddi sorulur ve uzun uzun tartışılır. Bu dinsel bir tartışma konusudur, çünkü can’ın İngilizcesi olan “soul”, bizdeki “ruh” gibi dini bir anlamla yüklenmiştir; Hristiyanlara göre insan canı ölüme direnebilen bir şeydir, insanlara özgü “ölümsüz can”dan (immortal soul) söz edilir, İncil’de böyle bir kavram bulunmadığı halde. İncil’e göre insanların canı ile diğer hayvanların canı birbiriyle aynıdır (“nephesh”) ama insanlar Tanrı’nın suretinde yaratılmışlardır ve “denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen”dirler, yani Tanrı onları yetkilendirmiştir (Tekvin 1:26). İncil’de “can”dan ayrı olarak “ruh”tan (“ruah”) da söz edilir ama bugünkü anlamından farklıdır.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey