Son zamanlarda Türkiye’de sanki herkes çok merak ediyormuş gibi “Terapist nedir?” sorusuna yönelik fantastik cevaplar havada uçuşuyor. Bunlardan küçük bir örneklem çekelim:
Cemal Dindar: Terapist tarihin kurumsal babasıdır [1].
Atakan Yorulmaz: Terapist iletişimci dijital flörtologdur [2].
Tülin Erinç: Terapist hüzünlü kahraman orospudur [3].
Belli ki fantastik bir figür olarak “terapist” bu yazarların kendi kimlik bunalımlarını sahneledikleri bir perdeye dönüşmüştür; kah terapisizlikten kıvranan kadersiz halkımıza yardım eli uzatan sevecen bir baba olacaktır, kah partnersizlikten kıvranan gençleri kavuşturan mahir bir çöpçatan olacaktır, kah tatminsiz vatandaşı doyurmak için saçını süpürge eden anaç bir fahişe olacaktır.
Okumaya devam et































