Tag Archives: Kuantum

Ayrımcılık: Enformel, Fizikî, Formel, Elektronik

5+ yıl önce yazılmış kısa metin bu. Tek bir tabloda kocaman bir resme işaret edilmiş. Sansür örneğine gelinememiş. Bkz. Kanıtlanmış bir olguyu ikrar edemeyişin, bir yetkiliye müracaat ederek birisini (bu olayda beni) “ne yazık ki” gözardı etmeye çevrilmesi.

Bu ayrımcılıkların hepsinin genel özelliği, Üstben inşalarına alan açmalarıdır. Yani hayat şartlarındaki fizikîleşme, formelleşme ve elektronikleşme, Üstben inşalarında da fizikîleşme, formelleşme ve elektronikleşmeyi getirir, ve sonuç olarak “ilerleyip gelişen” toplumlar aynı kendileri gibi “ilerleyip gelişen” sınırhattı kişilik [borderline personality] yapıları üretirler.

(Narsisizm de aynı sınırhattına dayanır, tek farkı sınırhattıyla çizgileri çizilen temel zamirin ‘Ben’ yerine ‘Sen’ olmasıdır. Bkz. TODAP’ın cinsiyetçilik açıklaması. Bu iki halin de çözümü Dijital Oyunlardır çünkü orada sınırhattı bedenlenme mekanizmaları “avatar” aracılığıyla tasarlanabilir yani “socially constructed” olur. Bkz. Dialectics of Game Design. Oyuncu avatar ile aynı anda hem ben olur hem de sen olur, böylece “ayna evresi” sürdürülmüş olur, tasarlanmış bağlamlarda “ayna evresi” tekrarlanmış olur. “Twitch” sitesinin adını asgarî nöral parapraksisten almış olması “tesadüf değildir” ve “manidardır”. Hatta “ender kuş görme” anlamı da Cıvıltı diye başlayıp Yaygara’ya dönen Twitter’la ilişkilendirilebilir.)

Bu sınırhattının bilimsel paradigmadaki mecazı, hipotez testidir. Bkz. Bilirmiş gibi yapmak, 2’nci madde.

Aslı Erdoğan’ın “laboratuvar”la ilgili anlattıkları, bu 2’nci maddedeki hipotetik sınırhattının gerçek mecazı (yani sınırhattı kişilik üzerinde hipotez testi mecazını ayakta tutan bedenlenme) olan “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı”nın sosyoteknik altyapısına değiniyor. Günümüz Fizik paradigmasının bu binasını bir tür çağdaş kilise gibi düşünebilirsiniz. Kiliselerdeki bronz çanlar yerine orada Gaussian çanlar çalınır; ve maddî ve manevî borçları hatırlatmak yerine orada Bilirmiş gibi yapmak, 5’inci maddedeki kuantize edici kulaklar çınlatılır.

Kuantum Fiziğine farklı yaklaşımları kiliseler gibi ele alan Christopher A. Fuchs’un makalesini okuyunuz: Quantum Mechanics as Quantum Information (and only a little more).

Kuantumda kuantize edilen şey son tahlilde anlayışın sonluluğudur. Demek ki kuantum fiziğinin nesnellik mefhumu, akıl yürütmenin engellenmesine dayanır. Bkz. “İlişki tersine çevrilmiştir” (Hegel)

IBF

Ayrımcılığın dört biçimine dikkat çekmek istiyorum: enformel, fiziksel, formel ve elektronik ayrımcılık. Biz “ayrımcılık” deyince genelde ilkini anlıyoruz ve en çok tepkiyi ona karşı gösteriyoruz. Fakat şartlar değiştikçe ayrımcılık diğer biçimlere dönüşerek aynı işlevi görmeye devam edebiliyor, yani “farklı araçlarla sürdürülmüş” oluyor. Eğer kesin ve tam bir hak eşitliğini önümüze koyduysak, kafalardaki duvarlar kadar, sınırlarda bizi ayıran duvarlara, yasalar-kurallar ve veritabanlarında bizleri bölüp parçalayan kategorilere de karşı çıkabilmemiz gerekiyor. Bu dört biçimin her birini birbiri üzerine eklenerek işlev gösteren mekanizmalar olarak inceleyeceğiz. Daha sonra, Türkiye’de erişilen web siteleri üzerinde bir ayrımcılık olarak kurulmuş sansür mekanizmalarında bu biçimlerden üç tanesinin birbirini izlediğini tespit edeceğiz.

Öncelikle bütün bu biçimlerin ortak işlevi, yani “genel olarak ayrımcılık” nedir? Ayrımcılık, hak eşitsizliğidir. Olanaklar üzerine konmuş keyfi bir kısıtlamadır. Bazı insanların bir şeyleri yapabilirken diğerlerinin yapamamasıdır. Bu kısıtlama ister karşılaşılacak bir tepki olsun, ister fiziki engel, kuralların elvermemesi veya otomatik bir reddedilme olsun, sonuçta gördüğü aynı ayrımcı işlevdir. Fakat eğer bu işlevi ortadan kaldırabilmek istiyorsak, birbirine dönüşebilen bütün bu biçimleri bir arada gözönünde bulundurmak durumundayız.

Enformel ayrımcılık Fizikî ayrımcılık Formel ayrımcılık Elektronik ayrımcılık
Kaynak, Uygulayan: İnsan Nesne Görevli Makine
Nesnesi: İnsan-Simge İnsan-Nesne İnsan-Kişi İnsan-İşaret
Ortamı: İdeoloji Bina, Şehir Yasallık Sistem, İnternet
Statü belirleyen: Kanı Yerleşim Belgeler Veriler
Ayrımın bilgisi: Önyargı Yapı Kural, Uygulama Kategoriler
Ayrımın yeri: Kafa Mekân Mevzuat, Kılavuz Kod, Veritabanı
Ayrımın işleyişi: Davranış Varlık Süreç İşleyiş
Yeniden üretim yolu: Dil Plan Kurum, Şirket, Örgüt Yazılım, Donanım
Yeniden üretim alanı: Medya İnşa Yasama, Kararlaşma Tasarım, Kodlama

6 Yorum

Filed under Şey

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

Bohr’un davet etmesi üzerine Schrödinger Eylül 1926’da dalga mekanikleri hakkında ders vermek üzere Kopenhag’ı ziyaret etti. Ardından kuantum kuramının temelleriyle ilgili günler boyunca süren uzun tartışmalar yapıldı: Schrödinger, dalga mekaniğine dair yeni basit fikirlerinin ikna edici bir resmini verebiliyordu, Bohr ise kuantum sıçramaları olmadığında Planck Yasasının bile anlaşılmaz halde kalacağını ona izah etti. En sonunda Schrödinger:
— “Bu lanet olası kuantum sıçrama işine yapışıp kalacaksak, o halde kuantum kuramıyla herhangi bir alâkam olmuş olmasından pişmanlık duyuyorum,” diye çaresizlikle bağırdı, Bohr şöyle yanıtladı:
— “Ama geri kalanımız senin yaptıklarına müteşekkirdir, çünkü kuantum kuramının netleştirilmesine çok büyük katkılarda bulundun.”

(Heisenberg, 1955, Niels Bohr’un 70’inci doğum günü için hazırlanan kitap)

***

Schrödinger’in kuantum sıçramasına dair reductio ad absurdum’u: Bir kedi vidyosu

***

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

schrodinger-bohr

***

İngilizcesi

8 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Fizik ve kadın gerçeği üzerine

Kasım 2015 (English)

Kuantum fiziği doktoru arkadaşıma Twitter’da yönelttiğim bazı sorular.

“Tacizi teşhir etmek kadınların direnme biçimidir.”

Üniversiteli kadınlardan erkek medyaya açık mektup

Barış: Uğur sence bunu Fizik yasası gibi aksiyomatik bir temel sayabilir miyiz? Yani kadın-oluşu bireysel ve biyolojik belirlenimlerinden soyutlayıp her türlü taciz teşhiri olayını toplumsal kadın öznelliğinin olumsal bir tezahür görüngüsü olarak karakterize edebilir miyiz? Böylece evrimsel dinamiklerle cinsiyetin diyalektik bağı kurulabilir.

Uğur: Teşhir etmek kadınların başvurduğu önemli direnme biçimlerinden biridir diyebiliriz tabii. Ama aksiyom yerine olgu derdim ben. Kadınlığı böyle negatif, reaksiyoner bir yerden değil de daha etken bir yerden tanımlamak daha mı iyi olur sanki?

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Karımı seviyorum. Karım ölmüş. — Richard Feynman

Richard Feynman kendi kuşağının en meşhur ve en nüfuzlu fizikçilerinden birisiydi. 1940’larda atom bombasının geliştirilmesinde rol oynadı; 1986’da Rogers Komisyonu’nun anahtar bir mensubu olarak Challenger [Meydan Okuyan] Uzay Mekiği felaketini soruşturdu ve sebebini buldu; 1965’te iki meslektaşıyla birlikte ona “kuantum elektrodinamik konusunda öğesel parçacıklar fiziğine derin neticeler getiren derin çalışmaları” dolayısıyla Nobel Ödülü verildi. Ayrıca çok sevilesi bir karakterdi ve kendi sahasında yaptığı sayısız ilerlemelerin karmaşıklığını ben asla anlayamayacağım.

Haziran 1945’te karısı ve lise sevgilisi Arline vereme yakalandıktan sonra vefat etti. 25 yaşındaydı. 16 ay sonra Ekim 1946’da Richard eski karısına yürek parçalayan bir aşk mektubu yazdı ve mühürlü bir zarfa koydu. Bu zarf 1988’deki ölümünden sonrasına kadar açılmamış halde kaldı.

(Kaynak: The Letters of Note book – Richard Feynman’ın varislerinin müsaadesiyle aktarıldı)

17 Ekim 1946

D’Arline,

Seni çok seviyorum, sevgilim.

Bunu duymanın çok hoşuna gittiğini biliyorum – ama bunu sadece hoşuna gitsin diye yazmıyorum – bunu yazıyorum çünkü içim sıcacık oluyor bunu sana yazınca.

Sana son yazdığımdan beri feci zaman geçmiş – iki yıla yakın ama beni mazur göreceğini biliyorum çünkü sen beni anlıyorsun, inatçı ve gerçekçiyim; ve yazmanın hiçbir anlamı olmadığını zannettim.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Bilimciler geçmişte ne olduğunun gelecek olaylarla kararlaştığını gösterdi — Stephen Morgan

Stephen Morgan — 3 Haziran 2015 — digitaljournal.com

Avustralyalı bilimciler parçacıklara geçmişte ne olduğunun ancak gelecekte gözlemlenip ölçüldükleri zaman kararlaştığını kanıtlayan bir deney yaptı. O zamana kadar gerçeklik bir soyutlamadan ibaret.

lhc

Hadron Çarpıştırıcı

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Proton davranışına yeni ışık tutan araştırma bilimsel topluluğun övgüsünü kazanıyor — Thea Singer

Thea Singer — 24 Ağustos 2016 — northeastern.edu

Paul Champion

22 Ağustos 2016 – BOSTON, MA. – Fizik Bölümü başkanı ve profesör Paul Champion Kuzeydoğu Üniversitesi Egan Araştırma binasında 22 Ağustos 2016’da poz veriyor. Fotoğraf: Matthew Modoono/Kuzeydoğu Üniversitesi

Kuzeydoğu’dan Paul Champion’un yürüttüğü araştırma ekibinin yaptığı keşif proton davranışına dair yüzyıllardır benimsenen anlayışı altüst etti. Araştırmacılar –Kuzeydoğu’da tasarlanan ultrahızlı atımlı lazer sistemini kullanarak– protonların termodinamik engellerin üzerinden geçmek yerine aslında bunların içinden tünellediklerini ortaya çıkardı. Sonuçları çarpıcı bulan Science dergisi “Editör’ün Tercihi” bölümünde bu araştırmanın altını çizdi. Fotoğraf: Matthew Moodono/Kuzeydoğu Üniversitesi

Düşünün: Kuzey New Jersey’den New York şehrine seyahat etmenin tek yolunun George Washington köprüsü yoluyla Hudson nehrinin üzerinden geçmek olduğunu varsayıyordunuz. Sonra bir gün bir haberle öğrendiniz: Hudson’un içinden geçen Lincoln tünelinden geçmek aslında çok daha verimli.

Kuzeydoğu profesörü Paul Cham­pion ve meslektaşları derin atomaltı dünyada protonlara dair bununla kıyaslanabilecek bir keşif yaptılar. Protonlar her atom çekirdeğinde olan pozitif yüklü parçacıklardır.

Makale Çarşamba günü Nature Kimya‘da yayınlandı. Sonuçları çarpıcı bulan Science dergisi, çevrimiçi yayınlanmasıyla birlikte “Editör’ün Tercihi” bölümünde araştırmanın altını çizdi. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Işık hakkında muhtemelen bilmediğiniz sekiz şey — Matthew R. Francis

photon1

Matthew R. Francis — 19 Nisan 2016 — symmetrymagazine.org

Işık her yanımızı sarmış, peki yanınızdan geçip giden fotonları gerçekte ne kadar tanıyorsunuz?

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Makale

O Parçacık Hiç Olmadı — Dennis Overbye

Dennis Overbye — 5 Ağustos 2016 — nytimes.com

06cern-superjumbo

CERN’deki Geniş Hadron Çarpıştırıcısı, 2014. Kaynak: Pierre Albouy/Reuters

Evrene dair koca bir ‘ya öyle olsa’ Cuma günü yok oldu, en azından evreni çalışanlar açısından. [*]

Geçen Aralık ayı, CERN‘in Geniş Hadron Çarpıştırıcısı‘nda çalışan iki grup fizikçi, görmüş oldukları izlerin, doğadaki yeni bir asli unsura ait olabileceğini, elli yıldır parçacık fiziğine hakim olan Standart Model’e ait olmayan temel bir parçacığa ait olabileceğini bildirdiler.

Grafikte fazladan gama ışını çiftleri olduğuna işaret eden bu çıkıntının istatistiksel bir tesadüf olması ihtimalinin baskın olduğu söylenmişti. Ama fizikçiler o günden beri nefeslerini tutmuşlardı.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Planck ölçeği — Rashmi Shivni

Rashmi Shivni — 19 Mayıs 2016 — symmetrymagazine.org

Planck ölçeği evrenin asgari sınırını koyar, bu sınırın ötesinde fizik yasaları çöker.

1890’ların sonunda fizikçi Max Planck fizik yasalarının ifadesini basitleştirecek birimler kümesini öne sürdü.

Yalnızca doğanın beş sabitini (ışık hızı ve yerçekimi sabiti de dahil) kullanarak, siz, ben ve hatta Alpha Centauri’li uzaylılar bile bu aynı Planck birimlerine ulaşabilirdi.

Basit Planck birimleri boy, kütle, sıcaklık, zaman ve yüktür.

Gelin Planck boyu birimini ele alalım. Proton Planck boyundan yaklaşık 100 milyon trilyon kere daha büyüktür. Şu perspektiften bakalım: Protonu gözlenebilir evren kadar büyültseydik, Planck boyu Tokyo’dan Chicago’ya bir seyahat kadar olurdu. 14 saat uçuş size uzun gözükebilir, fakat evren bunun farkına bile varmazdı.

Planck ölçeği evrensel birimler kümesi olarak icat edildiğinden, bu sınırların aynı zamanda bilinen fizik yasalarının geçerlilik sınırları olduğunu anlamak sarsıcı oldu.

Örneğin Planck boyundan daha küçük bir mesafe bir anlama bile gelmez — fizik çöker.

Fizikçiler Planck ölçeğinde fiilen ne olup bittiğini bilmez, ancak spekülasyon yapabilirler. Kimi kuramsal partikül fizikçileri dört temel kuvvetin hepsinin –yerçekimi, zayıf kuvvet, elektromanyetizma ve güçlü kuvvetin– sonunda bu enerjide tek bir kuvvette birleşeceğini tahmin ediyor. Kuantum yerçekimi ve süpersicim gibi görüngülerin de Planck enerji ölçeğinde baskın çıkması mümkün.

Planck ölçeği evrensel sınırdır, bu sınırın ötesinde halen bilinen fizik yasaları çöker. Onun ötesinde kalan şeyleri kavrayabilmek için, yeni, çökemez bir fiziğe ihtiyacımız var.

final_planck_050516

5 Yorum

Filed under Çeviri

Tek bir Sansar Dünyanın En Güçlü Parçacık Çarpıştırıcısını Çökertti — Rachel E. Gross

Rachel E. Gross — 29 Nisan 2016 — slate.com

463690336-picture-taken-on-february-10-2015-in-meyrin-near-geneva_1-crop-promovar-mediumlarge

Geniş Hadron Çarpıştırıcısı bütün ihtişamıyla. Fotoğraf: Richard Juilliart/AFP/Getty Images

Cenevre’deki Geniş Hadron Çarpıştırıcısı [collider] insanlığın en güçlü bilimsel enstrümanı. Kurulması 7 milyar dolara malolmuş, 17 millik (27 km) yörüngede ışık hızına yakın süratle çarptırılan protonlar sayesinde ele avuca gelmeyen Higgs bozonu parçacığının incelenebilmesini sağlayarak evrenimizin fiziki doğasını daha iyi anlamamıza yardım edecek bir çaba bu. Sansar [weasel], minik, meraklı gözüken bir memelidir ve genelde bir pounddan (0.45 kg) daha hafiftir. Fakat Perşembe gecesi, Geniş Hadron Çarpıştırıcısı karşısında galibiyet kazanan, bir sansar oldu.

Goliath’a karşı David’imsi bir marifetle bu sinsi yaratık güç kablosunu kemirdi, kendini elektrikledi ve kendisiyle birlikte çarpıştırıcıyı da geçici olarak saf dışı bırakmayı başardı, NPR’ye göre.

(Çarpıştırıcının Mayıs ortası itibariyle çalışıyor olması bekleniyor.)

Sansarlar bilimsel sorgulamadan nefret mi ediyor? Öyle gibi gözüküyor. Sanki bu ölüm makineleri dertleri bilinsin diye makineleri bile öldürüyor gibi. Bu kışkırtılmamış intihar saldırısının bütün insanları uyardığı çok net: Eğer böyle güvensizce evrenin gizemlerini sorgulamaya devam ederlerse onları vahim neticeler beklemektedir.

Daha kötüsü, sansarlar, teknolojiye karşı birleşmiş hayvanlardan oluşan daha geniş bir ittifakın parçası olabilirler, ki bu ittifakın kapsamı henüz kavrayışımızı aşmaktadır. NPR’ye göre “Daha önceden de hadiseler yaşanmıştı, mesela 2009’daki hadisede bir kuşun kritik elektriksel sistemlere bir baget attığına inanılıyor.” Bu kuşun nerelerde bulunduğu halen bilinmemektedir.

Henüz bu son saldırının motivasyonu tespit edilmiş değil, ama sansar cinsinin [weaselkind] kendi türlerinin [species] yıllarca güvenilmez alçaklıkla eşanlamlı gibi kullanılması karşısında intikam aldığından kuşkulanılmakta. O halde, dikkat: Bir sonraki intikam piç sıçanlardan [rat bastards] gelebilir.

3 Yorum

Filed under Çeviri