Bazı insanlar vardır; vaktiyle halkın sesi olmakla övünmüş, mazlumun yanında saf tutmuş gibi yapmış, kalemini bir direniş bayrağı gibi sallamışlardır. Çocukluklarında, gençliklerinde; işçi sınıfına, yoksul köylülere, adaletsizliğe karşı sözüm ona bir başkaldırı ateşiyle yanmış gibi görünürler. Hele ki fotoğraflara, demeçlere, eski defterlere bakılsa, bir ömrü “emekten”, “özgürlükten”, “eşitlikten” yana adamış izlenimi bırakırlar. Hatta öyle ki bir dönemler İsveç sokaklarında sürgünde yaşayıp da “sosyalizm” adına şarkılar yazdıkları anlatılır, gözyaşı dökülerek.
İnsanlık tarihi, her zaman üretici güçlerdeki devrimlerle yeni çağların doğuşuna tanıklık etti. İlkel toplulukların kas gücüne dayalı üretiminden sanayi devriminin makineleşmiş ordularına kadar her sıçrama, yalnızca üretim biçimlerini değil, toplumun bütün ruhunu, inançlarını, ideallerini ve sanat anlayışını da dönüştürdü. Şimdi, tarihin yeni bir kıyısında duruyoruz: Yapay zekânın üretici güçlere katılması, yalnızca emek sürecini değil, insanlığın hayal gücünü, estetik algısını ve kültürel devinimini de altüst ediyor.
“DEV-GENZ” adı altında üretilen tüm içerikler, yalnızca yapay zeka destekli kelime oyunları ve kurgusal çalışmaların ürünüdür. Hiçbir şekilde devrimci bir önderlik, örgütsel yapılanma ya da iktidar iddiası taşımaz.
“Boomer, X, Y, Z kuşakları” gibi tanımlamalar, popüler kültüre hoş görünmek için değil; radyo, sinema, televizyon ve internet gibi burjuva medyalarının, farklı kuşaklar üzerindeki hegemonik etkilerini çözümleyebilmek amacıyla kullanılmaktadır.