Monthly Archives: Eylül 2021

Bir Çocuk Dövülüyor — Slavoj Žižek

Freud “Bir Çocuk Dövülüyor” yazısında fantazi sahnesinin (“bir çocuk dövülüyor”) nihai formunun daha önce gelen iki evreyi öngerektirdiğini söyler. İlk, “sadistçe” evre “babam çocuğu (ağabeyimi, benim rakip ikizim olan birini) dövüyor”dur: ikincisi bunun “mazoşistçe” tersine çevrilmesidir: “Babam tarafından dövülüyorum”; fantazinin üçüncü ve nihai formu ise, “bir çocuk dövülüyor”un edilgin çatısı içinde özneyi de (kim dövüyor?) nesneyi de (hangi çocuk dövülüyor?) belirsizleştirir, nötrleştirir. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

Bir hesap bloklanıyor — Işık Barış Fidaner

AdsızBu yazıda Freud’un “Bir çocuk dövülüyor” formüllerini rehber alarak Sanal Ağalığın yaslandığı mazoşist düşlemi açığa çıkaracağız [1].

Sanal ağalığın mütemmim cüzü (tamamlayıcı bileşeni) grup adına insan bloklama davranışıdır [2]. Sanal ağalık kazanılmamış ve hak edilmemiş bir yetki olduğu için bu bloklama davranışının bir miktar haksızlık içerdiği kesindir. Ama haksızlığı tasvip etmeyip kaş çatmaktansa (ahlakçı üstbeni öne sürmektense) bu davranışla üretilen zevki anlamak daha önemlidir, özellikle de bloklayan sanal ağanın sadist zevkinden çok onun bu davranışına tanıklık eden diğer grup üyelerinde üretilen mazoşist zevki anlamak önemlidir. Böyle bir analiz, iptal kültürü, linç, günah keçisi gibi meselelerde de yol gösterici olacaktır [3].

Okumaya devam et →

18 Yorum

Filed under Şey

Grup Adına İnsan Bloklamak Sanal Ağa Davranışıdır — Işık Barış Fidaner

Sosyal medyada hem kişi hem grup sayfalarının ayrılmaz bir unsuru olan bloklama, ilişkilerimize zemin aldığımız kamusallığı aşındırmak isteyen bozguncu trollerden kendimizi korumak için gerek duyduğumuz meşru bir güç sayılıyordu, fakat zamanla anlaşıldı ki:

1) Sosyal medya kaygan bir zemindir, kamusal yerine kamusalımsı sayılması daha isabetlidir.

2) Davranış ve silah olarak bloklamanın kabul görmesinin pratik sonucu, zaten kamusalımsı olan sosyal medyanın iyice özelleştirilmesi ve Admin-Ağa denebilecek feodalimsi kurumlaşmalara teslim edilmesidir.

Okumaya devam et →

9 Yorum

Filed under Şey

Rüyalar ve Çince üzerine — Sigmund Freud

Çok çok eski olmasına rağmen hala 400 milyon kişinin kullandığı bir dil ve yazı Çincedir. Çinceyi anladığımı düşünmeyin, Çinceyle ilgili biraz bilgi topladım çünkü rüyaların tanımsızlığı ile Çince arasında bir analoji bulmayı umdum, ve beklentim karşılıksız kalmadı. Çin dili bizde telaş yaratabilen tanımsızlık örnekleriyle doludur. Bilindiği gibi Çince bir dizi hece sesinden oluşur, bunlar ya tek başına ya da çiftler halinde telaffuz edilirler. Temel lehçelerden birinde bu seslerden 400 tane vardır. Fakat bu lehçenin kelime haznesi tahminen 4000 sözcükten oluştuğuna göre bu seslerin her birinin ortalama on farklı anlama gelmesi gerekir – bazı sesler daha az anlama gelir, bazı sesler daha çok anlama gelir. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri

Gerçek her zaman yerindedir — Jacques Lacan

Bir şey nasıl yerinde olmaz, olmadığı bir yer nasıl onun yeri olur? Gerçeğin bakış açısına göre bu kesinlikle anlamsızdır. Gerçek olan her şey her zaman ve ister istemez yerindedir, ona müdahale edildiğinde dahi. Gerçeğin en başat özelliği kendi yerini ayakkabısının topuğunda taşımasıdır. Gerçeği istediğiniz kadar bozun, bedenlerimiz paramparça olsa bile, o parçalar yerlerinde olmayı sürdüreceklerdir, her parça kendi yerinde olacaktır.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri