İç dünya veya duyu-üstü öte, belirmiştir: onu dolaylayan görünüş dünyasından gelmiştir; yani görünüş onun özüdür, hatta dolgusudur. Duyu-üstü, duyulan ve algılanan öğenin sahiden konuşudur; ama duyulan ve algılanan öğenin sahiliği görünüş olmaktır. O halde duyu-üstü, görünüş olan görünüştür.
Eğer duyu-üstü dünyanın bu yüzden duyulan dünya olması gerektiğini veya dolaysız duyu-kesinliği ve algıya göre varolan dünya olması gerektiğini düşünürsek bunu çok yanlış anlarız; zira görünüş dünyası, konumlanmış duyu-bilgisi ve algı dünyası değildir, aksine o bu dünyanın aşıldığının konuşudur, veya onun sahiden bir iç dünya olduğunun konuşudur.
Duyu-üstü dünyanın görünüş olmadığı sıkça söylenir; ama burada görünüş sayılan şey görünüş değildir, duyulan dünyanın bizzat gerçekten gerçel oluşudur.
G. W. F. Hegel (1807) Tinin Fenomenolojisi, §147
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Mündemiç Kıstas — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Yansı ve Yankı, Koyuş ve Konuş — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Vamplık ve Zomluk — Slavoj Žižek | YERSİZ ŞEYLER