Öz görünüş olan görünüştür — Slavoj Žižek

Hegel’e göre hakikat her zaman ne dediğindedir, “ne demek istediğinde” değildir. Daha Tinin Fenomenolojisi‘nin en başındaki “duyu kesinliği” örneğinde bile söylenenin harfiyeti niyet edilen imletimi devirir (bilinç mutlak anlamda özgül bir burada-ve-şimdi’yi “söylemek ister”; oysa en büyük soyutluğu, rastgele herhangi bir burada-ve-şimdi’yi söylemiş olur). Hegel bilir ki hep ya çok şey söyleriz ya da az şey söyleriz, hep demek istediğimizden başka bir şey deriz. Bu uyumsuzluk diyalektik harekete güç veren enerjidir; her önermeyi deviren bu uyumsuzluktur.

Öznenin “ne demek istediği / ne kastettiği” ile “fiilen söylemiş olduğu” arasındaki bu mühim ayrım –ki Lacan’ın imletim-imleyiş (signification-signifiance) ayrımına kusursuzca tekabül eder– öz ve görünüş diyalektiği yoluyla açıklanabilir:

“Bize göre”, yani süreci sonradan gözleyen diyalektik bilince göre, öz görünüş olan görünüştür, yani görünüşün kendini aşma hareketidir, görünüşü görünüş olarak –”görünüşten ibaret” olarak– konduran harekettir. Fakat “bilince göre”, yani sürece dalmış özneye göre, öz görünüşün ötesinde bir şeydir, aldatıcı görünüşlerin ardında gizlenen tözlü bir varlıktır.

Dolayısıyla özün “imletimi”, yani özden bahseden öznenin “demek istediği şey”, görünüşü aşan bir varlık olur. Ama “fiilen söylemiş olduğu şey”, “imleyişi”, görünüşün kendini ortadan kaldırma hareketine indirgenebilir. Dolayısıyla özün “imleyişi” öznenin katettiği yola indirgenebilir, görünüşün onun nazarında Öz’ün görünüşüne dönüşmesi sürecine indirgenebilir.

Slavoj Žižek (2011) En Yüce Histerik: Lacan ile Hegel

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri