Bilmezliğin Şairi — Anne Sexton

yengec

Arz süzülüyordur belki,
Bilmem ki.
Yıldızlar kağıttan pullardır minik minik
dev bir makasın kestiği,
Bilmem ki.
Ay donuk bir gözyaşıdır belki,
Bilmem ki.
Tanrı pes bir sestir ancak
sağırların işittiği,
Bilmem ki.

Kimse değilim belki.
Evet var bir bedenim
ve ondan firar edemezim.
Kafayı bulup havalanmak isterim,
ama olmaz ki öyle bir şey.
Yazgı defterine yazılmıştır
bu biçiminsanala takılıp kalmışlığım.
İşte arzuhalim budur
Ve derdime dikkatinizi çekerim.

Bir hayvan var içimde,
Sıkıca kavramış kalbimi,
dev bir yengeç.
Bostonlu doktorlar
sonunda pes ettiler.
Neşterlemeyi denediler,
iğnelemeyi, zehirli gazları falan.
Kaldı yengeç öylece.
Çok çok ağır yüküyle.
Onu unutup kendi işime bakmaya çalışıyorum,
brokoli pişirmeye, açıp kapatmaya kitapları,
dişimi fırçalamaya ve bağlamaya pabuçlarımı.
Dua etmeyi denedim,
ama dua ettikçe daha çok kıstırıyor yengeç.
ve ağrı yayılıyor.

Rüya görmüştüm bir keresinde,
O rüyada belki de,
Tanrının bilmezliğiydi o yengeç.
Ama ben kimim ki inanayım rüyalara?

(The Poet of Ignorance)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

>>> Robot şarkı 🤖🌈 <<<

🦀 Immortal Carcinisation 🦀

Bkz “Uç” Sylvia Plath, “Zodyak Yolculuğu: 12 Burç 12 Adım”, “Boston Raporu”, “Virtue, Erdem, Görce”, “Bilmeyiş bilginin ufkunda sahilik alanını açar”, “Ignorance’a Cehalet Değil Bilmezlik Denmelidir”, “Bilgi ve Bilebilgi: Bilen Bilemez Ancak Bilmeyen Bilebilir”, “Doğruyu Bilme İsteği ve Sahiyi Bilebilme Arzusu”, “Sanal Anayurt Savunmasını Amayurt Savunmasına Çevirelim: Bilen Özneden Bilebilen Özneye”

The Poet of Ignorance

Perhaps the earth is floating,
I do not know.
Perhaps the stars are little paper cutups
made by some giant scissors,
I do not know.
Perhaps the moon is a frozen tear,
I do not know.
Perhaps God is only a deep voice
heard by the deaf,
I do not know.

Perhaps I am no one.
True, I have a body
and I cannot escape from it.
I would like to fly out of my head,
but that is out of the question.
It is written on the tablet of destiny
that I am stuck here in this human form.
That being the case
I would like to call attention to my problem.

There is an animal inside me,
clutching fast to my heart,
a huge crab.
The doctors of Boston
have thrown up their hands.
They have tried scalpels,
needles, poison gasses and the like.
The crab remains.
It is a great weight.
I try to forget it, go about my business,
cook the broccoli, open and shut books,
brush my teeth and tie my shoes.
I have tried prayer
but as I pray the crab grips harder
and the pain enlarges.

I had a dream once,
perhaps it was a dream,
that the crab was my ignorance of God.
But who am I to believe in dreams?

7 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şiir