Umman Hissinin İmkansız Teşhissiyatı — Sigmund Freud

(Robot şarkı)

İnsanların genelde fol/aldanımlı kıstaslarla hareket ettiği izlenimine kapılırsınız ister istemez: Güç, sükse ve para peşindedirler, bunları edinenlere hayran olurlar ve hayatta sahiden değerli ne varsa küçümserler. Gerçi bu tip genellemeler tehlikelidir çünkü insanların dünyasını ve manevi hayatını renklendiren alkımları size unutturabilir. Kimileri vardır ki çağdaşlarının hürmetine haiz oldukları halde geniş yığınların maksat ve ülkülerine pek yabancı vasıf ve başarılarla yücelmişlerdir. O üstün kişilikleri ikrar ve takdir edebilenlerin epey azınlıkta kaldığını ve ezici çoğunluğun onları hiç umursamadığını varsaymak kolay gelebilse de insanların çoksesli arzuları ve fikir-zikir uyuşmazlıkları böylesi hükümleri ertelememize müsaade eder.

İşte o istisnai kişilerden biri [Romain Rolland] mektuplarında kendisini dostum saymaktadır. Dinin yanılsama olduğunu anlatan kitapçığımı ona gönderdim; o ise dine ilişkin hükmüme tamamen katılmakla birlikte dinsel hissiyatın asıl kaynağının hakkını veremeyişime üzüldüğünü bildirdi. Ona kalırsa bu kaynak onda hiç eksik olmayan değişik bir hismiş, aynı hissiyat birçok başka kişide de teşhis edilmiş ve hatta milyonlarca insan onu teyit edebilirmiş. Dediğine göre ‘ezeliyet/ebediyet’ hissiymiş o, ilelebet, ilanihaye, sınırsızmış: ‘ummansı’ymış. Öznel bir olgudan ibaret olan bu umman hissi insanı imana getirecek hiçbir kişisel ölümsüzlük taahhütü barındırmasa da, o kaynaktan gelen dinsel enerjiye el koyan çeşitli Kiliseler veya dindarlık sistemlerinin bu hissi şu veya bu kanala akıtıp tükettikleri kesindir. Dostuma göre sadece bu umman hissi temelinde bile insan hakkını vererek dinibütün olabilir, o yanılsamalı imanların hiçbirine hak vermesine gerek kalmadan.

Yanılsamanın büyüsüne şiirler de yazan bu dostuma büyük hürmet beslesem de kendisi bu umman hissi bahsiyle beni az zora sokmadı doğrusu. Ben kendimde bu hissi teşhis edemiyorum. Hisleri bilimle işlemek kolay değildir. Belki o hissin fizyolojik işaretleri tarif edilebilir. Eğer hissin tarifi mümkün değilse, ki umman hissi korkarım tarifsiz kalacaktır, onun en yakından çağrıştırdığı temsillerin bağlamına tutunmak zorunda kalırız. Eğer doğru anladıysam, dostumun kastettiği his, pek orijinal ve biraz da değişik bir şairin [Christian Dietrich Grabbe] ölümü seçen kahramanına verdiği şu avuntunun aynısıdır:

Dünyadan kovulacak halimiz yok. (Hannibal)

Yani umman hissi kopmaz bir bağ hissidir, dış dünyadaki bütünlükle ileşim/beraberlik hissidir. Bana kalırsa bu hissin karakteri zihinsel bir içgörüye daha yakındır ve ona eşlik eden hissiyatın aynısı o içgörüye denk menzillere açılan başka düşünce eylemlerinde duyulabilir. Umman hissinin bir öntabiat olabileceğine ben şahsen kendimi ikna edemedim. Ama, veya tam da bu yüzden, aynı teşhissiyatı başkalarından da esirgeyemiyorum. Tek mesele umman hissini doğru yorumlamaktır, onun bütün dinsel gereksinimlerin kaynaklandığı memba (fons et origo) olup olmadığını anlamaktır.

Uygarlığın Huzursuzluğu’nun açılışı

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “İmam imandır, Umman ummamdır”, “İçgöremezlik Belgesi”, “Eleşim → İleşim → Üleşim”, “Kendinibütün, Kendindar, Kendinsiz”, “Doğru Haklı Olandır, Sahi Hakkını Verendir”

5 Yorum

Filed under Çeviri