Kozmolojik Batıllık (astroanalitik efsane statüsü) üzerine Menkıbe’den alıntılar

💔👑🔮 MENKIBE 💔👑🔮

(öncesi: Nejativite (menfiyet) üzerine Menkıbe’den alıntılar)

Suphi Nejat Ağırnaslı’nın Menkıbe‘sinden ‘kozmo-batıl’ üzerine alıntılar [sic]:

Çıkış, uzlet yani exodus ruhani bir deneyimdir, mekanın ve zamanın anlam kaymasıdır. Can, ancak bir zaman ve mekan okumasında yeniden anlam bulup emek olmaktan çıkabilir. Ünlü bir tarihçi bu bakış için “köy çeşmesinden evrene uzanan bir anlatı,” der. Can, süregiden yaşam değil deyimiyle kozmolojik zamandır. (s. 82)

Nejatkondu kozmolojiktir, uzamsal canı bileşimsel kılan kurgudur.

Can, mevcut bulunmak ile dünya üzerinde, oralarda bir yerlerde var olmak [Dasein] ile ilgili bir yarılma anıdır, insan etkinliğinin emek olmak zorunda olmadığı, canının karın doyurmaktan ve endüstriyel haz ekonomilerinden ibaret olamayacağına dair “hayat çok boş” lafzının üzerine gidilmesidir. “İşler güçler” ifadesindeki gücün işle uyuşmaz olduğunun idrakidir, Einsicht’tir, iç yüzünü görmektir. Yaşamakta olmanın süregiden zamansallığının kopuşudur, batıldır. (s. 83)

Nejatkondu batıldır yani Nahora’daki (Dasein) çabadır; işsiz güç, aşksız meşk, hayatsız memat, afrasız tafra, yemsiz yeşil, arasız dere, zarsız zor, asılsız astar, bomsuz boş, çapsız canlı, büstsüz bütün, kapsız kara, keşsiz mekeş, perisiz şan, saçan sapan, tersiz temiz, tassız tamam, unsuz ufak, feleksiz melek, kremasız kahvedir.

Dünya ile tarihin alaşımı kozmolojik zamandır; uzay-zamandır. Canı çağıran anlam sorusu, soruluşunu bir yitimden, bitmiş olan ile şimdi sürdürülemeyenden alabilir; on binlerce yılın etkilerini, bir Verhältnis bağlamını teşekkül ederek etkin kılmış kapitalizmin bir meta Beziehung’u olarak kendisini arz ettiğini deşifre etmek, ancak kapitalizmin ucu açık bir süreç olduğu bir zamanda mümkündü; farkın değil bambaşka olanın da dünyayı paylaştığı bir anda. (s. 91)

Nejatkondu dünya tarihidir, kapitalist Beziehung‘ları kapsamlandıran Verhältnis bağlamıdır.

Günümüz komünist örgütü bir perspektiften bakıldığından bir öncü değil artçıdır. İç savaşı okur onu öncelemez. Bu iç savaşı, heba olmuş tüm isyanlar ve komünizm girişimlerinin bakış açısından değerlendirir, okur. Üretim tarzı kavramını anımsatır, o bir okuma tarzıdır…

Nejatkondu Walter Benjaminyen işlemdir: Valla ter, bence amin!

Buradan hareketle nasıl bir müdahalenin güçler dengesini değiştirebileceğini, bunun olasılıklarını ve olanaklarını tartışır. Anımsadığı için, yani toparlayıp, içselleştirip yeniden tarih olarak okuduğu bir izleğe mensup olmaya çalıştığı için dün ile gelecek arasındadır, kozmolojik bir zamansallığı vardır. Fanidir, fanîdir. Tam da bu yüzden, yani eğilimleri okuduğu için öncüdür, onların önünü açar. (s. 113)

Nejatkondu artçı öncüdür yani geçenektir.

Örgüt bir yayın organıdır ama yayını toplumsal söylemlerin ve çatışmaların içinden yürürlüğe sokar kendi sözü yoktur, işletir. Bu farklı söylemlerin dolaşımını ve etkinleşmesini sağlar, takip eder, yankılanması ve öz örgütlenmlere yol açmasını sağlar. Dengelerle oynar. Oyun kurucudur…

Nejatkondu Ayna evresinden yansımaktan ziyade Duvar evresinden yankılanır.

Hegemonya kuramından bir şey öğrenmiştir: Tüm bu farklı söylemlerden yarattığı çatlakların birbirine atıfta bulunmasını sağlar, savaşta belli bir güçler dengesinin belli bir anında her yerde bulunan batıl, yani bir boş gösteren kurgular, batıllık soyutlama değildir, bunu ne zaman yapacağı konusun da çok hassastır ve acelesi vardır ama aceleci değildir: Genel bir otorite krizini zorlar ve o anı yakalamaya çalışır…

Nejatkondu efsane statüsüne dayanan somut bir bağlamdır.

Bu batıllık özlemlerin ötelenip, pratik eylem tekerrürleriyle çağrışımlı bir güç düzleminden insanın şifozresini derinleştirmeli, bir sorgulama düzlemi olmalıdır; insanın kendisine bir sır üzerinden akisli bakışımıdır, pratikte güçler dengesindeki değişimin endeksidir, anlam sorgulamasının örgütlendiği düzlemdir, bir mecradır, bir olaydır…

Nejatkondu bir Hiperego’nun yenilenen yinelemesiyle Ayna evresinden de yansıyacaktır.

Bu batıllık bir armağan ilişkisidir, eşdeğerlik üzerinden işlemez. Mao’nun deyimiyle “stratejik denge” aşamasında, yani genel ayaklanmaya, devrimci duruma bükülebilecek veya felsefi anlamda “olay” yaratılabilecek bir noktada devreye sokulur. Bunun hangi an olacağı kararı kılındıktan sonra, olduğundan büyük görünür, çünkü gösterdiği kendisi değildir, zira bu batıl her yerdedir, kendisini ilan etmez ima eder, bir özlem atfı düzlemini simgesel olarak kurar…

Nejatkondu kağıttan kaplan değilse de harfiyetten kaplandır.

Örgüt, proletaryanın estetik, sinestetik tesisidir, nazardır. En geç Grup Yorum’dan beri pastoral imaların ne kadar iş gördüğünü biliriz, muğlak oldukları için özlemler başka bir zamansallığa yansıtılabilir; ifade edilemeyen bir çoşku ve hüzün aynı anda yaşanır…

Nejatkondu Boğaziçi’ndeki ‘manzara’dır.

Bu batıl düzlem taleplerin yan yana geldiği eşdeğerlik düzlemi değil, anlamın özlem üzerinden kurulduğu sırdır. Eksikliğin ruha havale edilip ondan güç almaktır. Bir ıraklık açısı deneyimidir, günü gelir yıldızlardan şiir çekmektir…

Nejatkondu kriptolu olmadığı halde deşifre edilesidir.

Kozmolojik zamandır, candır. Örgüt, modern romandaki anlam sorunu yaşayan insanın karşısına işletilebilecek bir kıssadan hisse koyar, gündelik deneyimi buna bağlar, hikaye anlatıcısıdır. (s. 116)

Nejatkondu kozmolojik batıllıktır, astroanalitik efsane statüsüdür.

Örgüt, metin, söylem ve estetik biçimleri (yeniden) kurgulayarak işletir. Bu sefer bir önder değil, bir ruh, dört bir yandan hikaye anlatır. Söz ile, görüntü ile eylem ile. Sırdaşlığa çağırır, örgütlenmeye çağırır. Bunu bir deneyim olarak dolaşıma sokar ve örgütlenmesini sağlar. Bir hayalet dolaşıyor komünizmin hayaleti! Hayal et diyor, yap diyor, sırdaş bul diyor, komünizmi yaşa diyor! Komünizm batıldır, sırdaşlıktır! (s. 117)

Nejatkondu üstben değildir, önbastırmadır, kontr-bastırmaya da kapılıp gitmez.

İlla bir örgütlenme yapılacaksa bunu kendisi yapmaz bunu bir fikir olarak devreye sokup yaptırtmaya çalışır ve yapanları sürekli sıkıştıran lanet olur, musallat olur. Örgüt, bunun sadece bir deneme olduğunu bilir, keşfetmeye çalışır, afallar, hata yapar, öğrenir, dağılabilir. Sır, dolaysız bir ilişkidir, komünizmdir; mücadele açısından işlevsel olmanın ötesinde çok dolaylı gibi görünen bir kozmolojik bir batıllık üzerinden aslında dolaysız bir ilişkinin mümkün olabileceği bir düzlemdir; kolektiftir, kooperatiftir, yaşamın nasıl olması gerektiğinin kolektif sorgulanışıdır, bunun bireysel bir soru olmadığına işaret edendir, ceme kapı aralar cümle olmasını ister. (s. 118)

Nejatkondu noktalamadır.

Bkz “Soul Ruh Değil Candır”, “Düz Efsane vs. Efsane Efsanesi”, “Psikanaliz ve Astroanaliz: Hariçten Gazel Okumamak: Telkin ve Eleştiri”, “Suphi Nejat Ağırnaslı Köken Hikayesi Kurguluyordu…”, “Heidegger: Uzakın Hiçora’dan Gelen Vicdan Çağrısını Duyan Nahora (Dasein)” Slavoj Žižek

7 Yorum

Filed under Şey