Güzel Can: gönderilen mesajı tersyüz edilmiş sahi haliyle gerisingeri iade almak — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

1) Mektup/harfiyet her zaman istikametine varır.
2)
Gönderilen her mesaj tersyüz edilmiş halde gerisingeri iade olunur.
3)
Bastırılan her zaman geri döner.
4)
Çerçeve içerdiği parça ile çerçevelenmiştir (zarf mazrufunca zarflanmıştır).
5)
Simgesel borçtan kaçamayız, onun her zaman kararlaşması gerekir.
6) Üst-dil yoktur.

Birinci cümle simgesel seviyede diğer cümleler zincirini yoğuştursa da (Wittgensteincı bir ‘aile’ olarak) zincirin tamamı altıncı (öncül) cümlenin varyasyonlarından ibarettir. O halde gelin üst-dilin imkansızlığını Hegelci ‘Güzel Can’ figürü bağlamında açıklayalım.

Güzel Can ‘masum tarafsız kurban’ konumundan dünyada işlenen kötülüklere yazıklanan birisidir, saf bir üst-dilde konuştuğuna –dünyadaki çürümeden muaf olduğuna– sizi inandırarak kendi şikayet ve yakınmalarının tam da yazıklandığı yozlaşmada faal bir rol oynadığını gizliyordur.

‘Aktarıma Müdahale’ makalesinde Lacan ‘Güzel Can’ diyalektiğine dayanarak histerik öznel konumun fol/yalan olduğunu bildirir: Freud’un ünlü analizanı ‘Dora’ öznelerarası mübadeleler oyununda düz bir nesneye indirgenmekten şikayetçidir (iddiasına göre babası onu Bay K’ye sunarak Bayan K’yle flörtöz kaçamaklarını telafi etmek istiyordur), yani Dora bu mübadele vaziyetini kendisini çaresiz düşüren nesnel bir ahval gibi sunar; Freud’un cevabına göreyse zalim koşullar altında edilgen kurbanlaşma tutumuyla Dora aslında kendi suç ortaklığını gizliyordur – öznelerarası mübadeleler dörtgeni ancak Dora kendi kurbanlık rolünü bilfiil üstlendiği sürece devam edebilir; Dora mübadele nesnesi olmakta libidinal tatmin bulmaktadır zira bu konuda yazıklanmak ona sapkınca bir keyif fazlası getirmektedir.

Bir histerik mütemadiyen zalimane manipülasyonlara kendini uyduramamaktan şikayetçidir. Psikanalizin buna vereceği cevap birincisi değil ikincisidir:

1) Boş hayallerden vazgeç, hayat zalimdir, onu olduğu gibi kabullen!
2) Şikayet edip yakınmaların fol/yalan çünkü onlar aracılığıyla manipülasyon ve sömürü gerçekliğine fazlasıyla uyum sağlamışsın zaten!

Çaresiz kurban rolünü oynayan histerik günümüz jargonuyla ‘çevresine duygusal şantaj yapabilen’ bir öznel konuma yerleşmiştir.

‘Güzel Can’ı dünyada işlenen kötülüklerde oynadığı rolle yüzleştiren bu Freudcu cevap muhaberat devresini kapatır: O cevapta özne/muhatip muhatabından kendi mesajını sahi haliyle gerisingeri iade alır, yani kendi şikayet ve yakınmalarının asıl anlamını iade alır.

Yani öznenin dolaşıma soktuğu mektup/harfiyet o cevapta ‘istikametine varır’ ki o istikamet en başından beri muhatipin kendisiydi: Özne nihayet kendi faaliyetinin asıl neticelerini üstlenmeye mecbur kaldığı zaman mektup/harfiyet istikametine varmıştır.

1950’lerin başında Lacan gerçekliğin makuliyetine dair Hegelci düsturu böyle yorumlamıştı (‘Makul olan şey gerçektir ve gerçek olan şey makuldür’): Öznenin söz ve amellerinin asıl anlamı –sahiden neden öyle dediği ve yaptığı– onların gerçel/aktüel neticelerince açığa vurulur, öyle ki öznenin o neticeden geri kaçılıp ‘ama ben onu kastetmedim, niyetim bu değildi!’ deme hakkı yoktur.

Bu anlamda denebilir ki Hitchcock’un İp filmi (Rope, 1948) içten içe Hegelci bir filmdir: Eşcinsel ikili yakın arkadaşlarını boğarak ‘üst-insanların işe yaramaz zayıfları çöpe atma hakkını’ vaaz eden profesör Caddell’in gözüne girmek isterler; Caddell kendi öğretisinin birebir gerçekleşmesiyle yüzyüze geldiği zaman –yani başkasından kendi mesajını tersyüz edilmiş sahi haliyle gerisingeri iade aldığı zaman, kendi ‘mektubunun’ (öğretisinin) asıl boyutu esas muhatap olan kendisine iade olunduğu zaman– epey sarsılır ve sözlerinin neticesinden geri kaçılır, yol açtığı neticede kendi hakikatini tanımaya hazır değildir.

Lacan’a göre bir ‘kahraman’ Caddell’in aksine Ödip’e benzer, kendi eyleminin neticelerini tamamen üstlenen bir öznedir, yani attığı ok 180 derece dönüp kendi kendisini vuracağı zaman kenara kaçılmayan birisidir – kahraman olmayan bizim gibi sıradan vatandaşlar ise arzuları bedelsizce gerçekleştirmeye çabalamaktadır, ‘devrimsiz (kansız) devrim’ isteyen devrimciler gibi.

Hitchcock’un iyicil-sadist tarzda seyirciyle uğraşması tam da arzudaki bu yarım bırakıcı tabiatı hesaba katar: Hitchcock seyircisini kendi arzusunun eksiksiz neticesiyle yüzleştirerek geri kaçılmaya sevkeder (‘Bu kötü adamın ölmesini mi istedin? Peki ölecek, suskunca gözardı etmek istediğin mide bulandıran ayrıntılar eşliğinde…’). Yani özetle Hitchcock’un ‘sadizmi’ tam olarak Üstben’in ‘kötücül yansızlığına’ tekabül eder: O yansızca hakikati iletiyordur olsa olsa, ne istediysek onu veriyordur bize, ama gözardı etmeyi tercih edeceğimiz kısımları da pakete dahil ederek.

Öznenin mesajında bu ‘öbür yüz’ bastırılmıştır; böylece üst-dilin imkansızlığını bastırılanın geri dönüşüne bağlamak zor olmaz. ‘Üst-dil yoktur’ çünkü konuşan özne hep-zaten konuşturulur, yani söylediklerinin etkilerine hakim değildir: Her zaman ‘söylemeye niyet ettiğinden’ daha fazla bir şeyler söyler, niyet edilen anlamın sınırını aştırarak bilfiil söylenen bu fazlalık da bastırılmış içeriği dile getirmektedir – ‘bastırılanın geri döndüğü’ yer orasıdır.

‘Bastırılanın geri döndüğü’ semptomlar ‘mektubu/harfiyeti istikametine vardıran’ –yani büyük Ötekinin özneye kendi mesajını sahi haliyle gerisingeri iade ettiği– böylesi dil sürçmelerinden başka nedir ki? Mesela ‘toplantıyı açıyorum’ demek yerine ‘toplantıyı kapatıyorum’ dediğim zaman harfiyen kendi mesajımı tersyüz edilmiş sahi haliyle gerisingeri iade almış olmaz mıyım?

Semptomunun Keyfini Çıkar’dan

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Zarf kendi mazrufunca zarflanmıştır” Slavoj Žižek, “Fedakar anneyle ağlaşan aile” Slavoj Žižek, “Psikoz Tanrısında Harfiyetin Sözcülüğü” Slavoj Žižek, “Gerçek Olan Şey Makul Müdür?”, “İçerikleri İçeren Bilirbilmezlik Balonu: Yazılama ve Yazıklanma”, “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”, “Memnunsuz Müşteri Performansı Talih Kuşu Kılığına Bürünmektir”

~~ Güzel Can ve onu kukla gibi oynatan Memnunsuz Müşteri ~~

🥹

🙄

12 Yorum

Filed under Çeviri