(Giriş: 2)
1. İlkel ve Dinsel Düşünüşte Örgütlenimsel Bakış Açısı
Evrensel örgütlenimsel bilim henüz olmamasına rağmen, bu bilimin temel bakış açısı insanlığın şafağında, konuşma ve düşünmenin başlangıcıyla doğmuştur.
İlk kelime-kavramlar [1] insanî emek eylemlerine müracaat etti, doğaldılar çünkü çaba veya emeğin sebep olduğu ünlemlere eşlik eden seslerdi. O çabanın yokluğunda tekrar-üretildiklerinde, çabanın niyetini, çağrısını ya da imgesini ifade ettiler. Demek ki onu anımsatan herşey onları kışkırttı. Mesela Hint-Avrupa dillerindeki kaynak kök “rhag” ya da “vrag”, “kırmak” anlamına gelir; Yunanca ς’ηγλνμσ (“kırmak”), Latince “frango” (aynı anlamda), Almanca “brechen”, veya Fransızca “rage” ve Rusça “Враг” (“düşman”), “развить” (“gelişmek”) ve “раз” (“bir zamanlar”) kelimeleri ve “раз”- fiil öneki, hepsi ondan türemiştir. Kaynakta bu kök muhtemelen bir darbe vurma anında dudaktan kaçan bir kükremeden ibaretti; ama sahneye getirilmesi sadece o eylem ya da o eylemin çağrısı süresince değil, onu andıran sayısız başka durumda da olabiliyordu: bir düşmanın görülmesi ya da onun üstüne düşünülmesinde, ya da darbe yapan bir silahın ya da neticelerinin, yani kırılmış, parçalanmış bir şeyin düşünülmesinde, vb. Bütün bu şeyler spontane [2] olarak aynı sesle adlandırıldı yahut işaretlendi: kelime-köklerinin kaynağındaki anlam belirsizliği, dallı budaklı ve tanımlı anlamlar taşıyan binlerce başka kelimenin gelişimine doğru bu köklerin her birisinin bir çıkış noktası olmasına yardım etti.
Okumaya devam et →