Category Archives: Çeviri

Syriza: Deneyimler — çeviri derlemesi

lenin-kapakv1 güncellenme tarihi: 24 Temmuz 2015

Dünyadan Çeviri, Yersiz Şeyler ve Hayal Gücü İktidara sitelerinin müşterek yeniden üretimidir.

(267 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

— Yunanistan’ın kısa tarihi (BBC)

— İdeolojinin Marazi Patlaması (Flesh Machine)

— Korkunun Anatomisi (Immanuel Wallerstein)

— Sintagma Meydanı’ndan dünyaya (Sintagma Halk Kurulu)

— Bahar Kışla Yüzleşiyor (Mike Davis)

— Yunanistan: Syriza’yı anlamak (John Mason)

— İşte Avrupa Aşırı Sağı (Nick Malkoutzis)

— Sol ve sağın sözde ’aşırılık’ları arasında bir bakışım bulunmuyor

— Syriza nerede duruyor? (Baptiste Dericquebourg)

— Roller değişirken (Nick Malkoutzis)

— Kapitalizm vs. iktidar seçeneğini parçalamak (John Holloway)

— Avrupa’nın yeni sol popülist hareketi (Paul Mason)

— Yunan Komünistlerini Anlamak (Nikos Lountos)

— Yunanistan: Birinci Aşama (Stathis Kouvelakis)

— Yunanistan’ın dayanışma hareketi (Jon Henley)

— Çipras Başbakanlık Yolunda (Yiannis Baboulias)

— Borçlu Evet, Ama Suçlu Değil! (Slavoj Žižek)

— Kobane için kutlama ve dayanışma mesajı (SYRIZA)

— Syriza ve Podemos üzerine (David Harvey)

— Syriza stratejisinin sonuna gelindi (Costas Lapavitsas)

— Yunanistan: İkinci Aşama (Costas Lapavitsas)

— Çipras-Juncker ortak açıklamasına yanıtımız (PAME)

— 12. Tarihsel Materyalizm Konferansı

— GCAS Demokrasi Yükseliyor Konferansı

— HDP’nin Büyük Başarısını Kutluyoruz! (SYRIZA)

— Nobel ödüllü ekonomist Stiglitz Troyka’yı suçladı

— Yunanistan kaosta (Paul Mason)

— Bu Avrupa için bir uyanma şansı (Slavoj Žižek)

— Syriza üzerine (Slavoj Žižek)

— Artık Bakan Değilim! (Yanis Varoufakis)

— Referandumda neden HAYIR demeliyiz? (Yanis Varoufakis)

— Yunanistan kanaatkârlığı reddediyor (James Meadway)

— Almanya Yunanistan’dan acıyı esirgemeyecek, çünkü yıkımımız işlerine geliyor (Yanis Varoufakis)

— DWN: Anlaşma AB’nin siyasi birliğinin sonu

— Sorun sadece trajedi değil, asıl sorun yalan (John Pilger)

— Yunanistan, Güneye Bakan bir Aynadır (Ryan Harvey)

— Küresel Ekonomi (Ryan Harvey)

— Yunanistan avro borç anlaşmasını kazandı ama kaybeden demokrasi oldu (Paul Mason)

— Bir makro ve mikro fiyasko (Mariana Mazzucato)

— Almanya’nın Yıkıcı Öfkesi (Jacob Soll)

— Syriza MK çoğunluk üyeleri, Brüksel anlaşmasını reddediyor

— Yunanistan: Mücadele Devam Ediyor (Stathis Kouvelakis)

— AB el altından darbe tezgahlıyor (Robert H. Wade)

— Alexis Tsipras’ın Anti-Politikası (Stathis Kouvelakis)

— Suruç’ta ölenlerin başlattığını biz devam ettireceğiz (SYRIZA Gençliği)

Diğer kitaplar

~~~

Ayrıca bakınız:

Kapital ve Politika — çeviri derlemesi

6 Yorum

Filed under Çeviri, Bildiri, Deneyim, Görüşme, Kitap

Sapkınlık üzerine — Joan Copjec

Sınırlanmış sapkınlık mefhumunun psikanalizde ne gibi bir anlamı olabilir o halde? Bu soruya yanıt vermek için ilk önce, cinselliği bir özne ile bir diğeri arasındaki bir ilişki, yahut doğru veya yanlış, normal veya sapmış addedilen bir nesne-seçimi olarak düşünmeyi bırakmak gerekiyor. Bu yeni sınırlama altında, mesela eşcinsellik kendiliğinden bir sapkınlık olarak sınıflandırılamaz. Nevroz ile psikoz arasındaki fark, sadece kişinin nesne-seçimiyle veya belli bir ötekiyle ilişkisiyle değil, büyük Öteki ile veya toplumsal varoluşu yöneten muhtelif yasa ve kurumlarla ilişkisiyle de ilgilidir. (…)

Yapılması gereken ilk ayrım, Kantçı öznenin elinde olan isyan imkanı ile sapkın öznenin üzerine düşen isyan mecburiyeti arasındadır. Burjuva toplumunun yasaklarını açıktan ihlal eden (ömrünün üçte birini hapiste geçiren) Sade darağacına göz kırpmaya devam etmiştir, ama bu ihlalleri etik bağımsızlık olarak görmek saçmalık olur. Sade’ın meydan okuyan eylemleri, yasayı parçalama girişiminden ziyade, yasanın “kendisine düşen” işlevi, yani onu cezalandırma işlevini yerine getirmesi amacını taşır. Her şeyden önce yasanın tam gücünü ve iktidarını üstlenmesini ve yasanın bu kuvvetini kendi teninde sınamak istemiştir.

Kant ile Sade’ın, ya da etik eylem ile sapkınlığın birleştirilmesinin büyük ölçüde ihlal konusundaki teorik bir gevşeklikten kaynaklandığına şüphe yok. (…)

Joan Copjec 2002 Imagine There’s No Woman; Barış Engin Aksoy 2015 Tut ki Kadın Yok, s.214

Yorum bırakın

Filed under Çeviri

Bilimde Kusursuzluk Üzerine — Jorge Luis Borges

… O İmparatorluk’ta Haritacılık Sanatı o denli Mükemmelik’e ulaşmıştı ki, Tek bir eyaletin Haritası bir Şehir’i ve İmparatorluk’un kendisinin Haritası bütün bir Eyalet’i kaplıyordu. Zaman içerisinde, bu Ayrıntılı Haritalar biraz eksik bulundu ve Haritacılık Okulu, İmparatorluk’la bire bir Ölçekte bir İmparatorluk Haritası geliştirdi, öyle ki, harita, noktası noktasına gerçeğiyle çakışıyordu. Haritacılık Bilimine daha az önem veren sonraki Kuşaklar, bu Boyuttaki bir haritanın kullanışsız olduğuna karar verdiler ve biraz saygısızlık da ederek onu Güneş ve Yağmur altında yıpranmaya terk ettiler. Batı Çölleri’nde haritanın yırtılmış Parçaları bugün bile bir Hayvana ya da bir dilenciye Barınak olabiliyor; Coğrafya Biliminden Tüm Ulusa kalan yalnızca budur.

[Jorge Luis Borges, Alçaklığın Evrensel Tarihi. (Çev. Zeynep Çağlayan, Telos, 1995), s 123.]

Yorum bırakın

Filed under Çeviri

Syriza üzerine — Slavoj Žižek

6 Temmuz 2015 Pazartesi, Maddeci Dinbilimde Olumsuzluk (1:19)

Syriza’nın en azından problemle yüzleşmekteki kahramanlığını sonsuz değerli buluyorum. Bu Yunanistan’da, Atina’da yapılanlar umurumda değil — evet harika, insanlar gösteri yapıyor, ağlıyor, bağırıyor, gene bu dokunaklı sahneler. Ama bilirsiniz, Lacancı-Marksist terimlerle Kapitalin Gerçeği dediğim şey vardır. İşte bu ezeli öyküdür: demokratik, popüler, özgün bir hükümet seçilir, Mandela’dan Lula’ya — sonra büyük, büyük umut vardır, ama nihayetinde Kapitalle bir anlaşma yapmanız gerekir. Kapital ciddi Gerçektir. Ve bana göre problem budur. İşte bu yüzden, kimilerinin iddia ettiği gibi, eğer çok fazla taviz verilirse SYRIZA istifa etsin falan diye düşünmüyorum. Hayır, ben bu noktada Maocuyum. Bilirsiniz, Mao “ne yaparsanız yapın, iktidara tutunun” demişti. Yerinizde kalın, solcu çevrelerinize biraz basınç yüklemeniz gerekse bile bütün tavizleri verin ve sessizce çalışın. Tanrım! Syriza Stalin’den öğrenmeli. Ne mi yapabilirler? Siktirsinler! Devlet aygıtına kendi insanlarıyla nüfuz edebilirler, bilirsiniz işte, örgütlenimsel temeli koyabilirler. Böylece yalnız olmayacaklardır. Şimdi korkunç halde olmalılar — korkunç hal derken yani polis… [kesildi] … Diğer herşey müzakere edilebilir — ama kapitalist gerçeklikle, Kapitalin Gerçeğiyle nasıl başa çıkılacak? Onu gerçekten nasıl aksatabilirsiniz? … Oradaki meydanınız Sintagma Meydanı, Anayasa. Belki de (böyle bir şaka yapıyorum) Sintagma’dan Paradigma’ya geçmemiz lazım … gündelik yaşamın yeni bir paradigmasına ihtiyacımız var.

1 Yorum

Filed under Çeviri

Karl Marx Nedir? — Alexander Bogdanov

Uzun zaman önce öldü… ama gariptir “ölüm” sözü onun adına uygun düşmez. Ardında kalan, başka herhangi birinde olacağı gibi, temelde tek bir şeydir — davası. Ve bu dünyada hiçkimse şimdiye dek ardında bu kadar devasa bir kalıt bırakmamıştır.

Bu kalıt yaşamın fikri, örgütlenimi, örneğidir.

Fikir… Politik ekonomiyi, tarihi ve bütün toplumsal bilimler alemini dönüştürmüştür o; felsefeye yeni bir can vermiştir. Yalnız arkadaşları değil düşmanları bile tekrar tekrar onun düşünce ve bilgi zenginliğinden kullanmaktadır ve bu daha uzun süre böyle sürecektir. Hepsinin temelinde herşeyi birleştiren canlı bir fikir yatar. Kendi içinde çok basit bir fikirdir ama ne herkes* bu fikrin büyüklüğünü anlar.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Ey sen — Pink Floyd

Ey sen! Soğukta gezinen
Yapayalnız eskiyen, duyar mısın beni
Ey sen! Koridorda duran
Ayağı kaşınan, gülüşü solan, duyar mısın beni
Ey sen! Yardım etme ışığı defnetmelerine
Teslim olma savaş vermeden

Ey sen! Orda tek başına çıplak
Telefon başında oturan, dokunur musun bana
Ey sen! Kulağın duvarda
Çıkış çağrısı bekleyen, dokunur musun bana
Ey sen! Bir el ver de şu taşı taşıyalım
Aç kalbini, eve geliyorum

Ama bu salt bir fantaziydi
Duvar çok yüksekti gördüğün gibi
Ne kadar uğraşsa da özgürleşemedi
Ve solucanlar kemirdi beynini

Ey sen! Yolun ortasındaki
Ne denirse onu yapan, bana yardım eder misin
Ey sen! Duvarın ötesindeki
Şişeleri sağa sola fırlatan, bana yardım eder misin
Ey sen! Hiç umut yok deme bana
Berabersek dururuz, düşersek paramparça

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Robot şarkı, Şarkı

Tektolojiye Giriş: 2. Örgütlenimsel Yöntemlerin Birliği — Alexander Bogdanov

(Giriş: 1)

İşte örgütlenimsel bakış açısı budur. Mutlak basitliktedir ve basitliği içinde feshedilemezdir. Bu bize ne verir, ve hangi ihtimalleri gösterir?

Kendimizi “her şey örgütlenimdir” felsefi beyanıyla kısıtlamakla kalsaydık, bunun kuram ve pratiğe pek bir faydası olmazdı. Kuram ve pratik açısından gerekli ve önemli olan şey, yöntemlerdir. Onlar açısından bunun içerimi aşikardır: “Bütün yöntemler örgütlenimseldir“. Yani görev, bütün yöntemleri örgütlenimsel olarak anlamak ve incelemektir. Bu büyük bir ilerleme olabilir, ancak bir koşul sağlanırsa: örgütlenimsel yöntemler bilimsel genellemeye yatkın olmalıdırlar.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Küresel Ekonomi — Ryan Harvey

Bir fincan kahve, bir buçuk dolar eder
Kahveyi toplayan adam üç dolar kazanmadı
Midesine saplanıp kaldığı endüstrinin
Umurunda değildir insanlar

Çalıntı arazide tepelerde çalışarak
Nasırlı çıplak eliyle toprağı eşerek
Kâr etsin diye ter döktüğü zengin adamın
Umurunda değildir insanlar

Süpermarketten satın alacağın meyveyi
Guatemala, Şili, El Salvador’da yetiştiren
Çocukları öksüz bırakan iç savaşı
Meyve şirketleri fonlamıştır

Küresel ticaret sistemini geçindiren
Duvarsız barakalara sıkışmış ailelere
Saldırı korkusu yaşatan ölüm mangalarını
Meyve şirketleri fonlamıştır

Bir deste tişört, dört buçuk dolar eder
Tişörtleri diken kız üç dolar kazanmadı
Onun tutunmaya çalıştığı endüstrinin
Umurunda değildir insanlar

Bangladeşte fabrika, 16 saat vardiya
Ne fazla mesai, ne mola, ne bir başka hak
Ve hamile kalsa onu işten kovacaklardır
Çünkü umurlarında değil insanlar

New York bankası Tayland bahtında artış gördü
Ve muazzam miktarda baht kredisi aldı
Eve dönerken bahtları dolara çevirdi
Ve milyonlar bu yüzden yoksullaştı

Borcunu ABD parasıyla ödedi
Kârını ABD bankasında cebe indirdi
Ve Güneydoğu Asya pazarları çöktü
Ve milyonlar bu yüzden yoksullaştı

Bir elmas yüzük, birkaç binlik eder
Elmas madenindeki çocuğun elini keserek
Mesaj veren arazi işletmecisi askerleri
Elmas şirketleri fonlamıştır

Köleliğin kanayan yaralarından
Yoksulluk yoluyla türeyen zenginliği
Bir ihracat ekonomisi halinde
Elmas şirketleri kontrol ederler

Emperyalizmin bu modern formudur
Borca sokan serbest pazar ekonomi reformudur
Küresel Güneyi tropik fırtına gibi kasıp kavurur
Kültürü dikiş yerlerinden sökerler

Parça tesirli bombadan tüfek dipçiğine
Altın madeninden ağaç kesimine
Kapitalizm dünyayı kilit altına almıştır
Ve kültürü dikiş yerlerinden sökerler

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

İki ölüm arasında

İki ölüm arasında (Lacan): Lacan’a göre simgesel ölüm ile gerçel ölüm arasında bulunan, arzusuz saf ölüm dürtüsünün uzamıdır. Lacan bu uzamı koşulsuz, ısrarlı bir taleple alakalandırır (Hamlet’in babasının hayaletinin “öcüm alınsın” diye ısrar etmesi gibi). Pop kültürde bu konumda sıklıkla yaşayan ölüler (hayaletler, vampirler, zombiler, vb.) yer alır, Žižek’in deyişiyle “ölü kalmak istemeyip tekrar tekrar geri dönerek yaşayanlara tehdit doğurmak isteyen bir kişi fantazisi” yer alır. (Yan Bakmak 22).

Kaynak

1 Yorum

Filed under Çeviri

Neoliberalizmin son yılları: Yunanistan kanaatkârlığı reddediyor — James Meadway

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

JAMES MEADWAY | Yunanistanın söylediği şey her şeyden önce kavga etmenin -ve kazanmanın- imkanlı olduğudur. Geniş dersler daha bir süre tartışılacaktır. Hepimizin öğreneceği çok şeyler vardır. Ama solun artık kalıcı ve kaçınılmaz yenilgi tutumunu kabullenmesi gerekmiyor. Avrupa’da neoliberalizmin son birkaç yılındayız. Bu sefer kazanabiliriz.

OXI
*James Meadway, Çeviri: Işık Barış Fidaner
6 Temmuz 2015

Yunanistan’da Hayır kazandı. Kanaatkarlık kesinkes reddedildi, oy verenlerin %61’i Troyka karşısında Syriza hükümetine arka çıktı.

Bu zaferin büyüklüğünü abartmamız zordur. Kazanmak imkansız gözükmüştü; nitekim bahisçi Paddy Power hafta başında Evet zaferi ihtimaline para yatırmıştı. Avrupa’nın bütün politik liderliği Syriza’nın karşısında dizilmişti, Angela Merkel’den Matteo Renzi’ye, Jean-Claude Juncker’e kadar. Washington onlara karşıydı. Yunanistandaki bütün özel televizyon kanalları, ve Syriza’nınki hariç bütün gazeteler Evet diyordu. Zenginler, Yunanistan Gucci’leri, Evet diyordu. Egemen sınıf Evet diyordu.

ECB Yunanistandaki bankaları bir hafta boyunca kapattırarak yaşanan basıncı iyice yükseltti. Sıradan Yunanistanlılar yaşanacak çok daha büyük acılar üstüne kan donduran tehditlerle korkutuldular ve terörize edildiler.

Syriza ve destekçileri bütün bunları göğüsledi ve kazandı – şıklığın da ötesinde müthiş kazandılar. Yunanistandaki bütün bölgelerde çoğunluk açık farkla Hayır oyu verdi, en muhafazakar bölgede bile. Syriza kazanabildi çünkü sahada zorlu kampanyalar yürütmüşlerdi. Kimi tahminlere göre Atina’da 1 milyon kişinin katıldığı Cuma geceki muazzam referandum yürüyüşlerinde bu kampanya doruğa ulaştı.

AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF “Troyka”sının niyeti, Syriza’yı bölmekti. Avrupa Parlamentosunun orta-solcu başkanı Martin Schulz oylamadan hemen önce Syriza’ya istifa çağrısı yaparak bunu çok açık etti. Demek ki planladıkları, Syriza hükümetinin Ocak’ta kuruluşundan beri olduğu gibi, Syriza’yı sol-kanadından koparmaya yetecek bir basınç uygulayarak (Schulz’un sözüyle) “teknokratik” ulusal birlik hükümetini biçimlendirmekti.

Bu sabah Syriza ve destekçileri, bölünmekten çok öte, her zamankinden daha birliktelerdi. Bölünen ise Troykanın kendisi olmuştur. Eski başkan Dominique Strauss-Kahn altında 2010 Avrobölge fiyaskosuyla kendini bozan IMF, kirlenen ününü cilalama niyeti ile, Dışişleri Bakanlığının ve gelişmekli ülkelerden geniş olanlarının eleştirel basınçları altında şimdi bu işten kendisini kurtarmaya muhtaçtır. (Christine Lagarde’ın makamı için seneye seçim yapılacak. Şimdi buraya bir gelişmekli ülke adayı önerilerek Avro-Atlantik tekelinin kırılması muhtemeldir.) Fon [IMF kastediliyor], ECB basıncına rağmen, hafta ortasında Syriza liderliğinin savını tamamen onaylayan bir rapor neşretti: GDP’nin %180’leri civarında dolaşan hükümet borcu iyice kayıttan düşülmeden Yunanistan’ın devam edemeyeceğine dair bir rapordu bu.

Bugün Yunanistanlıların istisna olduğunu iddia edenler olacak: kibarlar kendi tarihlerini ilan edecek, önyargılılar ise Balkan mizaçlarının onları Avrupa’nın geri kalanından farklı kıldığını iddia edecek. Yunanistan’ın Troyka’nın elinde benzersiz acılar çektiği elbette gerçektir. Oradaki kanaatkarlık İngiltere’de henüz hayal etmekte zorlanacağımız ölçülerdedir. Ekonomi %25 düşmüştür, ortalama aylıklar %30 düşmüştür. Bugünkü Syriza uzun bir gebelik sürecinin ürünüdür, kökleri Yunanistan’ın kanlı iç savaşına, diktatörlük karşıtı mücadeleye bağlanır – ve Cunta düştükten sonraki sol-kanat politik argümanlara bağlanır.

Fakat sonuçta Avrupalı bir örüntüye uyar. Dalga kanaatkarlığa karşı dönmektedir, özellikle de çevre bölgenin borçlu ülkelerinde. Avrupalı kurumlardaki yapılar kıtanın her köşesinde sorgulanmaktadır. Fransa, neoliberal Avrupa Anayasasını 2005’te referandumla reddederek bütün süreci sekteye uğrattı. Bundan on sene sonra, büyük toplumsal kriz koşulları altında, Yunanistan bu tekere daha büyük bir çomak sokmuştur.

Şimdi üç mesele var. Birinci mesele Yunanistanda Syriza hükümetinin geri kaymasını önlemektir. IMF borç duyurusu yaparak açıkça Syriza sağ-kanadına yönelik bir yol teklif etmiştir, müzakereler başarıyla tekrar açılabilirse.

Kanaatkarlığın biraz zayıflatılması için mübadele karşılığında borcun biraz rahatlatılacağı görece zayıf bir sözleşmenin ortaya çıkışını gözlemlemek mümkündür. Syriza sağ-kanadı buna şevkle yapışacaktır. Halen, müzakereleri tekrar açma basıncı, Avrogrup ve “partnerlerinin” endişeleri gereği maliye bakanı olarak Yanis Varoufakis’in kaybına yol açmıştır. Bu değişikliğin mevcut durumda kavgacı sayılması pek muhtemel değildir. Syriza’nın sol-kanadı yoluyla alttan gelen basıncı şimdi bu hükümet üzerinde sürdürmek gerekir – verilen oyun gerçekte olduğu haliyle tanınması için, yani bir taviz çağrısından ziyade kanaatkarlığın açık ve kesin bir reddi olarak tanınması için.

Zorluklar küçümsenmemelidir. Yunanistan bankaları halen kapalıdır, ECB –avro bankacılık sistemi muhafızı rolüne aykırı bir duruşla– ek destek sağlamayı reddetmektedir. Bazı işverenler para noksanlığıyla baş etmek için “scrip” denilen özel paralar neşrediyor. Yunanistan’ın zaten bir ayağı avro kapısından çıkmıştır; eğer Troykanın kanaatkarlık şantajı devam ederse, dışarıya son adımın atılmasına bütün hareketin hazır olması gerekir.

İkinci mesele bütün Avrupa üzerinedir. Şimdi bu oylama kanaatkarlığın karşısına dizilmiş bütün o kuvvetlere verilmiş muazzam bir gazdır, özellikle de “çevre bölge” dediğimiz alanda bulunanlara. İspanya’da Podemos, geçen ayki istisnai yerel seçim sonuçlarının da sırtına binerek, Aralık seçiminde açık farkla zafer kazanmak için bunu kullanabilir. Kıta çapında birlik önemlidir, ama bu Avrupa kurumlarıyla değil, onlara karşı birliktir. Alttan gelen bir birliktir, işçiler ve müttefiklerinin birliğidir, altın yıldızlarla Brüksel harcama hesaplarının yalancı birliği değildir. Birleşik Krallık için bu, AB üyeliğinin kendi referandumumuzda kesinkes reddedilmesi demektir: geçen hafta dişlerini görmemizden sonra, soldaki hiçkimse şimdi bunların desteklenecek kurumlar olduğunu makulce tartışamaz. Varoluşlarının en köküne kadar neoliberaldirler ve buna yönelen her ciddi karşı duruşu ezmeye niyetlidirler (ve ezmektedirler). “Toplumsal Avrupa”ya giden yol şimdi kapanmıştır. Başka bir Avrupa mümkündür.

Üçüncüsü, kanaatkarlık karşıtı hareketi burada Birleşik Krallıkta inşa çabalarını katlamak demektir bu. Haziran gösterisi, yeni harcama kesintileri karşısında Halk Meclisinin birleşik, ulusal kampanya olarak kendisini tesis etmekte olduğunu göstermiştir. Haftaya yapılması planlanan gösteriler var, yaz sonunda Muhafazakar Parti konferansında da protesto günleri olacak. Hükümetin momentumu şu anki haliyle kırılabilir. Halk Meclisinin yanısıra, Jeremy Corbyn’in Emek lideri olmaya dönük kampanyası da hayatidir. Britanyanın en büyük sendikası Unite’ın da şimdi destek sunmasıyla birlikte, bu kazanım fazlasıyla mümkündür. En azından makul bir oy verilmesi, Emek’te kanaatkarlık ihtiyacı üzerine Blairci argümanın belini kıracaktır. Soldaki herkes bundan kazanım sağlayacaktır.

Yunanistanın söylediği şey her şeyden önce kavga etmenin -ve kazanmanın- imkanlı olduğudur. Geniş dersler daha bir süre tartışılacaktır. Hepimizin öğreneceği çok şeyler vardır. Ama solun artık kalıcı ve kaçınılmaz yenilgi tutumunu kabullenmesi gerekmiyor. Avrupa’da neoliberalizmin son birkaç yılındayız. Bu sefer kazanabiliriz.

Kaynak: http://www.counterfire.org/articles/opinion/17897-the-last-years-of-neoliberalism-greece-rejects-austerity

*James Meadway:
Radikal ekonomist James Meadway kanaatkarlık ekonomisinin önemli bir eleştirmeni olarak bir alternatif öne sürülmesi çabalarının ön cephesindedir. James, Avrobölgede Kriz (2012) ve Bugün İçin Marx’ta (2014) eş-yazarıdır.

1 Yorum

Filed under Çeviri