Category Archives: Şey

Remzi Şirin’le Söyleşi – 7 Mayıs 1989, Ankara, 2.Bölüm — Nuray Göktaş

Teyzem dedemle ilgili yazdı — IBF

Kaynak: Yol Hikayeleri

Bkz 1. bölüm

Remzi Şirin’le Söyleşi – 7 Mayıs 1989, Ankara, 2.Bölüm

İnsan tabii yıllar sonra kendisine, ailesine, yaşamına çok farklı açılardan bakabildiğini, anlayabildiğini, hatta tahlil edebildiğini düşünüyor. Bunun her seferinde sadece sizin düşünceniz olduğu fikrini unutmamanız gerekiyor ne yazık ki! Anneniz, babanız, eşiniz, evladınız, kardeşiniz veya arkadaşınız, hangisi olursa olsun herkes, hep size hak da verseler kendilerine inanacaklar ve hayat başka türlü mümkün değil belki de…

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Muhatap sayısını çoğaltmak, hakikati feda etmek için yeterli bir gerekçe değildir — Işık Barış Fidaner

‘Kaynakçı’ çeviriye karşı ‘hedefçi’ çeviriyi savunduğu yazısında [1] Savaş Kılıç, kaynak metin ‘doğru anlaşıldığı/yorumlandığı’ sürece, kaynak metindeki özgün inceliklerin ‘hedef-dilin retorik kabul edilebilirlik normları’ adına fütursuzca feda edilebileceğini savunmaktadır. Kılıç, bu savını desteklemek için, hedef dili yetersiz bulan ve kaynaktaki özgün inceliklerin korunmasını arzulayan çevirmenleri ‘yas tutmayı beceremeyen melankolikler’ diye adlandırır. Kılıç, mevcut kullanımdaki Türkçenin ‘retorik normlarını’ normatif anlamda savunmaktan da çekinmez: Çevirmenler Türkçenin mevcut normlarına hiç dokunmasalar iyi ederler; normları esnetmeye yeltenen çevirmenler ise muhtemel okurlarını kaybedip muhatapsız kalmaktan korkmalı ve bu beyhude çabayı terk etmelidirler. ‘Yas’ kavramına başvuran Kılıç, çevirmenlerin kaynak metnin ardından bir miktar üzüntü duymalarına neyse ki müsaade etmektedir. Ama bu mecaza göre, kaynak metindeki özgün inceliklerin ‘retorik normlar’ adına feda edilmesi, ‘ölüm’ kadar kaçınılmaz bir olaydır; Kılıç böylece Türkçenin ‘retorik normlarını’ adeta Allah katına yükseltir.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Remzi Şirin ile Söyleşi – 7 Mayıs 1989, Ankara – 1. Bölüm — Nuray Göktaş

Teyzem dedemle ilgili yazdı — IBF

Kaynak: Yol Hikayeleri

Bkz 2. bölüm

Remzi Şirin

Söyleşiyi yapalı 31 yıl olmuş. Ben tam 30 yaşındaydım. Deden o bayram günlerini bize, Hıdır’a ve bana, tabii ki benim için ayırmıştı. Niyetim bir yandan Cumhuriyet Gazetesi’nin Yunus Nadi röportaj yarışmasına katılmak, ama aslında bölük pörçük dinlediğim aile öykülerini tekrar ve bütün olarak dinlemekti. Babamın bir daha asla konuşmayacağını, konuşmakla ölümü eşdeğer kılacağını, “ben öldükten sonra kitaplarımı dosyalarımı açarsın işte” diyerek birkaç gazeteci söyleşisi dışında hiçbir şey söylemek istemeyeceğini o tarihte bilmiyordum elbette. Allahtan biz de gazeteciydik, teyplerimiz vardı, kaset, kayıt deşifresi biliyorduk . Böylece, şu anda bir anda evde dedenin, anneannenin sesinin yükseldiğini duyabiliyorsun. Babamı 30 Ocak 2018 tarihinde kaybettik.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Gerçekliğin Taşı, Sahiliğin Kağıdı, Suretlerin Makası — Işık Barış Fidaner

Gelin Lacan’ın şemasındaki (Encore sayfa 90) üç terimi taş, kağıt, makasa benzeterek yorumlayalım:

sema3

Gerçekliğin sert bir taş etkisi vardır, sahilik boş bir sayfa kağıda benzer, suretler simgesel makas işlevi görürler, Lacan’ın örneğindeki imleyen çifti Bay/Bayan gibi anlamdışını keserler [1]. Taş/kağıt/makas oyunundaki kurallar burada da geçerlidir:

K1) Gerçekliğin taşı suretlerin makasını kırabilir.

K2) Sahiliğin kağıdı gerçekliğin taşını sarabilir.

K3) Suretlerin makası sahiliğin kağıdını kesebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Simgesel Makas — Işık Barış Fidaner

Saussure “işaret”i aşağıdaki resimle temsil eder, bu resim “ağaç” imleyeninin imlediği ağaca tayin edilmesini gösterir (Kaynak: “The Instance of the Letter in the Unconscious” Jacques Lacan):

tree

Lacan bu temsile “sorunlu” ve “hatalı” der. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Dark’ta Yetkilenme Krizi — Işık Barış Fidaner

Dark dizisinin esas konusu, yetkilenme krizidir. Bu tema öyküde farklı şekillerde ele alınmıştır. Toplumsal cinsiyet rejimine göre yetkilenme rolünü üstlenmesi beklenen kişiler erkekler olduğu için [1] Winden kasabasındaki erkek çocukların kaybolması, yetkilenmeyi üstlenecek bedenlerin yok olması anlamına gelir ve genel bir yetkilenme krizine işaret eder.

Esas oğlan Jonas’ın babası Michael’in intiharı ise, yetkilenme krizini kişisel bir düzlemde ele alır. Michael’in intihar etmesinin sebebi, çocuk bedeni Mikkel’i gelecekten almış olmasıdır, yani Michael kendi bedeninin hesabını veremediği için yaşama yetkisini teslim eder ve esas oğlan Jonas’ı babasız bırakır. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Onarım Arzusu ile Bozunum Arzusu — Işık Barış Fidaner

Sahiliğin bir parçası her zaman gerçeklik uğrunda feda edilir; kaybedilen bu sahilik parçası, sahi sahiliktir [1]. Sahi sahiliğin kaybını suretler telafi eder. Suretlerin eril biçimi olan fallik imleyen, kaybedilen sahi sahiliğin anısına dikilmiş bir anıttır ve simgesel yas’a aracılık eder [2]. Suretlerin dişil biçimi olan eksik imleyen, sahi sahiliğin feda ile kaybedilmesini reddeder ama engelleyemez, fedanın törensel büyüsüne kapılır. Kaybın kaybı anlamına gelen gerçek yas ise fedanın kendisini feda eder ve suretlerin eril ve dişil biçimlerinin ötesine geçer. Fallik imleyen, eksik imleyen ve gerçek yas, sırasıyla, tamamlık, tamamsızlık ve tamamsızsızlıktır.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Kurumsal Siyaset, Başka Siyaset, Gerçek Siyaset — Işık Barış Fidaner

“Tarihi yazan hep galip gelenlerdir” diye ünlü bir söz var. Bunun bir versiyonu da şöyle: “Galip gelen her zaman yargıç olur, mağlup olan her zaman zanlı olur.” [1] Tarihsel akışta rol alan galip-mağlup ikilisini gerçeklik-hakikat ikilisinde yakalayabiliriz. Galip gelenler gerçekçi olmayı temsil ederler, mağlup olanlar ise hakikatin yükünü taşırlar. Bu yüzden galip gelenlerin kendilerini dayandırdığı referans noktası nefrettir, onlar mesela teröre karşı savaşırlar; mağlup olanların ise kendilerini dayandırdığı referans noktası sevgidir [2]. Sevgi, simgeleşmeyi tetikleyen özgün kaynaktır; nefret ise simgeleşmenin sınırlarını çizer, bazı şeyleri simgelenme ihtimalinden yoksun bırakır.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Şey

Planck İlkesi ve Geleceğin Gençlerin Elinde Olması — Işık Barış Fidaner

🧵⚙️💪🏻 TEZGÂH 🧵⚙️💪🏻

Bilimde Planck ilkesi denilen bir şey vardır. Max Planck bu ilkeyi şöyle ifade etmiştir:

Yeni bir bilimsel sahiliğin galip gelmesi rakiplerini ikna edip onlarda jetonu düşürmesiyle olmaz, daha ziyade rakipler eninde sonunda öldüğü için ve bu yeni sahiliğe aşina olan yeni bir kuşak büyüdüğü için galip gelir… Önemli bir bilimsel yenilik nadiren adım adım rakiplerini kazanıp kendi safına çekerek yolunu yapar: Saul’ün Pavlus olması enderdir. Gerçekte olan onun rakiplerinin birer birer ölmesi ve büyüyen kuşağın bu fikirlere en başından beri aşina olmasıdır: Geleceğin gençlerin elinde olduğunun bir örneği daha. (Max Planck, Bilimsel Otobiyografi)

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Bilimsel Doğrular Yoktur, Bilimsel Sahilik Vardır — Işık Barış Fidaner

Bilimsel doğruların hayatımızı yönlendiren (mesela ahlakçı veya faydacı) doğrulardan bambaşka şeyler olduğunu söylememiz yetmez. Truth’un Right’tan farklı oluşunu hakkıyla ifade edeceksek, ona ayrı bir Türkçe kelime tahsis etmeliyiz. Türkçede bu anlamı veren kelime de sahiliktir [1]. Bilime hakkını vereceksek “bilimsel doğrular yoktur, sadece bilimsel sahilik vardır!” demeliyiz.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey