Category Archives: Şey

Çelişki ve Çatışkı — Işık Barış Fidaner

Çatışkı ve çelişki hiç de aynı şey değildir. Sosyalizmde birincisi yok olacaktır ama ikincisi varlığını sürdürecektir. (Vladimir Lenin, kaynak)

Çelişki-çatışkı farkının sezgisel betimlemesi çelme-tekme farkıdır: Çelişmek birbirini çelmektir, çelme henüz tekme değildir ama bugünkü örtük çelişki (kendinde-çelişki) yarınki tekmelerin yolunu yapar. Çelişki şiddetlenip birbirini tepmeye dönerse çatışkı çıkmıştır. Çatışkı kendini besleyerek şiddetlenen çelişkidir (kendi-için-çelişki). Maocu teori bu farka dikkat çeker ve düşmanlarla yaşanan çatışkılı çelişkiler (antagonistic contradiction, 矛盾) ve müttefiklerle yaşanan çatışkısız çelişkileri birbirinden ayrı tutar.

Çelişki sütur ile karşı-süturun burun buruna gelmesidir, çatışkı ise südur ile karşı-südurun birbirini bozundurmasıdır [1]. Çelişen taraflar karşılıklı dikilirler, birbirine batan iğnelerdir. Çatışan taraflar ise karşılıklı cepheleşirler, birbirini iten karşıt yayılımlardır. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Uzakın Burgu: Dışadönüşle Burulma ve İçedönüşle Açılma — Işık Barış Fidaner

Evrenin can atımı topaç gibi döner [1]. Eğer zaman akmasaydı, sadece uzay olsaydı, topacın her tam dönüşü özdeş tek bir adımı yinelerdi ve topacı en başa döndürürdü, yani topaç cansız ve mekanik bir tekrarlama olurdu.

Ama zaman akar ve topaç canlıdır. Topacın bir tam dönüşü eşsiz ve biricik bir adımdır, topacı yeniler ve canlandırır, ama bununla kalmaz: Topacın ikinci tam dönüşü özdeş cansız tekdüze adımı mekanik olarak yinelemeye devam eder.

Topacın birinci dönüşü dünyadır, ikinci dönüşü öbür dünyadır, sonra en başa dönülür. Dolayısıyla her tam dönüşte (360°) başa dönen cansız topaçtan farklı olarak canlı topaç ancak iki tam dönüşte (720°) başa dönebilir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Gümleyiş ve Gürleyiş: Yay ve Ok: Eğri ve Doğru — Işık Barış Fidaner

Simgesel düzen imleyenlerle örülen bir duvardır. İmleyenin hayali bileşeni simleyen, simgesel bileşeni imlendiren, gerçek bileşeni ise imletendir. İmleten, ilksel sıfırtının yankısıdır, evrende atılan her adıma kök olan can atımıdır [1].

İmleten, enerji ve entropi bileşenlerinden oluşur, bunlara sırayla Gürleyiş ve Gümleyiş diyelim. Gürleyiş olmazsa Gümleyiş de olmaz ama her zaman Gümleyiş Gürleyişi kararlaştırır. Bu kararlaşma iki kutup arasında sahnelenir: Gerçek ve Salbırak [2]. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Düşlemi katetmek düşüş düşünü düşürmektir — Işık Barış Fidaner

Bir zemin üzerinde adım adım ilerleyen birisi orada yürüdüğünü düşünür: Kendisi etkindir, zemin edilgendir.

Oysa her adımda kişi ve zemin çarpışır: Ayağın zemine çarptığı her seferinde zemin de ayağa çarpar. Adım, atım ve karşı-atımın çarpışmasıdır [1].

Çarpışmanın Etki-Tepki anında her iki taraf aynı anda hem etkin hem edilgendir. Sürece tersten bakılırsa adım atan tarafın aslında zemin olduğu ve zeminin kişinin “altında yürüdüğü” bile söylenebilir. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Adım ve Atım: Adım atımın atımıdır, Atım imletimdir — Işık Barış Fidaner

Lacan 5’inci seminerde mecaza anlam-adımı (step-of-sense, pas-de-sens), mecaz-ı mürsele ise anlam-tanesi veya anlam-kırıntısı (bit-of-sense, peu-de-sens) adlarını vermişti, ayrıca şöyle demişti: Mecaz-ı mürsel olmadan mecaz olmaz [1]. Peki mecazsız mecaz-ı mürsel olur mu?

Gelin aradaki diyalektiği netleştirmek için mecaz-ı mürsele anlam-atımı (beat-of-sense, cut-of-sense, coup-de-sens, anlam-kesmesi, anlam-vuruşu, anlam-darbesi) diyelim. Mecaz yeni bir adım atar, mecaz-ı mürsel ise sadece atımdır, adım atmaz, başka/eski bir adımın elçisi veya yankısıdır. Adım ve atımı “varlık” (being) ve “oluş” (becoming) gibi düşünebilirsiniz. Okumaya devam et →

25 Yorum

Filed under Şey

Üstben Üniforması ve İd Kostümü — Işık Barış Fidaner

Kimi Netflix dizileri mem gibi yayılan kurgusal modalara ev sahipliği yapmaktadır. Böyle iki tane kılık tespit edip sunacağız:

1) Üstben Üniforması: Maske + Kızıl Tulum + Tüfek + Kod Ad

Üstben Üniformasının amacı kapalı bir mekanda toplanmış belli bir grup insana komutlar verip belli şeyleri cebren yaptırmaktır. La Casa De Papel‘de Üstben Üniforması giyen soygun çetesi üyeleri rehin aldıkları kişileri denetlerler, rehinelere de kamuflaj amacıyla aynı üniforma giydirilmiştir. Bu dizide üstben karakterlerin ancak kısmi bir yanıdır. Soyguncular sık sık maskelerini çıkarıp dramaya katılırlar.

meme1 Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Sol ve Sağ — Işık Barış Fidaner

solsag

Boğazınıza bıçağı dayayıp “Ya paranı ya canını!” diyen bir soyguncuya cebinizdeki parayı verip canınızı kurtarsanız bile bu tecrübe size eski canlılığınızı kaybettirir [1]. Toplumsal yabancılaşmayı kuran bu ikilemde seçeneklerden bir tanesi mecburidir: Bedeninizin iyiliğini ve sağlığını korumak için canınızdan bir parçayı feda etmeniz şarttır. Bu ikilem insan boğazının yerine getirdiği iki işlevin darboğazıdır: Toplumsallaşan birey kontrollü sindirim yapmak için nefesini (nefsini) tutmayı öğrenmiş bireydir. Bu sağlık-soluk ikileminin politik-siyasal yansıması Sağ-Sol ikilemidir.

Okumaya devam et →

10 Yorum

Filed under Şey

Filozof ve Sefeci, Feleğin Silsillesi: Yerindelik → Yerin Delik — Işık Barış Fidaner

Felsefe yerindelik duygusundan yola çıkar ama anlam çerçevesini kırıp ötelere doğru yayılacaktır [1]. Yerindelik duygusunu ötelere doğru yönelten eksiklik hissine yerin delik duygusu diyelim. Psikanalizin konusu bu ikinci duygudur.

Yerindelik duygusu hayallere tutunarak dikkatle adım adım ilerler, yerin delik duygusu ise gerçekle yüzyüze gelip kaygıya kapılır. Bu ikisini gül ve dikenine benzetebiliriz. Felsefenin amacı güle kavuşmaktır, psikanalizin derdi ise gülden çok dikenledir [2].

Yerindelik hayali ile yerin delik gerçeği arasında kurulan her simgesel dolayım bir bilgidir. Gerçeği örterek hayali destekleyen bilgi rahatlatıcıdır. Çarpıcı bilgi ise hayal kıran bir gerçektir. Bu ikincisine silsille diyelim; bu terim bilginin imletim silsilesinin (zincirinin) muhatabına çarptığı silleyi (tokadı) ifade eder. Yerindelik duygusu yaşayan birisi silsille yediği zaman yerin delik kaygısına düşer. Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Duvar ve Eduvar: Kendindar Zayıf Halka — Işık Barış Fidaner

Gelin Duvar kavramını biraz soyutlaştıralım ve bu terimle herhangi bir dijital yayın organını kastedelim [1]. Duvar aslında bir imleyenden ibarettir, yani o yayın organını adlandıran ve onun internet adresini belirleyen kelimedir. Bu isim bazen marka gibi algılanır, bazen kurum gibi algılanır. Her halükarda bu ismin asıl işlevi belli bir simgesel yapıyı çıpalayan Esas-İmleyen olmaktır. Kendine dair algılara kayıtsız kaldığı ölçüde bu imleyen Duvar adını hak eder.

Şöyle diyelim: Her Duvar’ın arkasında bir Eduvar bulunur. Eduvar “servet muhafızı” anlamına gelen Eduard isminin Türkçe okunuşudur. Ona kısaca Edi de diyebilirsiniz. Eduvar Duvar’da barınan simgesel servetin muhafızıdır. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

İmlendiren ve İmleten: Kısır Sonsuz ve Nostaljezik — Işık Barış Fidaner

İmleyen üç bileşenden oluşur: Hayali bileşeni simleyen, simgesel bileşeni imlendiren, gerçek bileşeni imletendir. Simleyeni önceki yazıda ele aldık, şimdi diğerlerini tanıyalım [1]:

İmlendiren, öznenin başka imleyenlerdeki söylentisidir.

İmleten, öznenin başka imleyenlerdeki yankısıdır.

İmlendirme, imrendirmeyi ve iğrendirmeyi yankılar. İmletme, inletmeyi ve çınlatmayı yankılar. 

Türkçede “Söyleyene değil söyletene bak” diye bir özdeyiş vardır. Bu söz dikkati simgeselden alıp gerçeğe doğru yöneltir. “Sergilenen meşkin büyüsüne kapılma, asıl kime ilan-ı aşk edildiğine bak” anlamına gelir. Dikkat çekilen maşuk mesela bir kadın veya Tanrı olabilir. Bunun yankıbilime uyarlaması şöyledir: İmleyene değil imletene bak! [2] Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey