Tekrar ve kılık değiştirme — Gilles Deleuze

Ölümün maddî bir modelle hiçbir alakası yoktur. Aksine ölüm içgüdüsü maskeler ve kostümlerle ilişkili olarak anlaşılabilir. Tekrar aslında kendisini teşkil ederken kılık değiştiren, sadece kılık değiştirmekle kendisini teşkil eden şeydir. Maskelerin altında bulunmaz, bir maskeden diğerine biçimlenir, adeta bir ayrık noktadan diğerine, ayrıcalıklı bir andan diğerine, varyasyonlarla ve onların içinde biçimlenir. Maskeler diğer maskelerden başka hiçbir şeyi gizlemez. Tekrarlanan bir ilk terim bulunmaz… Kılık değiştirmenin kendisinden soyutlanabilecek ya da çıkarımlanabilecek yalın bir tekrar bulunmaz. Aynı şey hem değişen kılık, hem de kılığı değiştirilendir. Freud’un, kılığı değiştirilen nihai terim rolünü oynayan gerçek çocukluk olayı hipotezinden kimi bakımlardan vazgeçmesi, psikanalizde bir dönüm noktası olmuştu. Freud, bunun yerine, ölüm içgüdüsüne dalmış düşlemin gücünü koydu, burada çoktan herşey maskelenmiş ve herşeyin kılığı değiştirilmiştir. Kısacası, tekrar, özünde simgeseldir; simgeler ve simülakra bizatihi tekrarın harfiyetidir. Fark, kılık değiştirme yoluyla ve simgenin düzeniyle tekrarda içerilir.

…

Bastırdığımız için tekrar etmeyiz, tekrar ettiğimiz için bastırırız –aynı anlama gelmek üzere– bastırdığımız için kılık değiştirmeyiz, kılık değiştirdiğimiz için bastırırız; kılık değiştirmemiz, tekrarın belirleyici merkezi sayesinde olur.

Gilles Deleuze 1968 Fark ve Tekrar

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. Jennifer Friedlander’ın söz ettiği dişil kılık değiştirme stratejisi.

Alıntının kaynağı Subject Lessons kitabındaki Zupančič yazısıdır.

2 Yorum

Filed under Çeviri

Fetişçi “Kavrayış” ile Semptomatik Kavrayış — Işık Barış Fidaner

Dilde de “sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır”: Dil, imleyenlerin ifade verilmiş bir bedenlenmesi yoluyla bir muhatapı yetkilendirerek işler. Muhatapın yetkilenmesinin zemini, konuşma iradesidir, imleyenlerin bedenlenmesinin zemini ise dil sistemidir. Konuşmada ne olacağını bedenlenme ile yetkilenmenin eşzamanlılığı belirler.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Sadece bedenlenmeler ve yetkilenmeler vardır — Işık Barış Fidaner

Alain Badiou’ya göre iki temel düşünce yönelimi vardır. Egemen kapitalist yönelime “demokratik maddecilik” denir, onun aksiyomu şudur: “Sadece bedenler ve diller vardır.” Badiou’nun benimsediği devirici yönelime “maddeci diyalektik” denir, onun aksiyomu şudur: “Sadece bedenler ve diller vardır, ayrıca hakikatler de vardır.” Ama bu ifade bir soruyu düşündürüyor: Ayrıcalıklı-istisnai hakikatler egemen düzenin bedenleri-dilleri ile nasıl ilişkilenir?

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Şey

Adalet ve Açık Tartışma Üzerine Bir Mektup

7 Temmuz 2020 — Harper’s

Kültürel kurumlarımız bir imtihan anı ile yüz yüzedir. Irksal ve toplumsal adalet için güçlü protestolar, hem polis reformuna dair gecikmiş talepleri, hem de toplumumuzun her yanında, yüksek eğitimde, gazetecilikte, hayırseverlikte ve sanatlarda, daha çok eşitlik ve içerilme çağrılarını yükseltmektedir. Fakat gerek duyulan bu hesaplaşma aynı zamanda ideolojik konformizm lehine açık tartışma ve farklara tahammül normlarımızı zayıflatmaya meyleden kimi yeni ahlakî tavır ve siyasal bağlılıkları da yoğunlaştırmıştır. İlk gelişimi alkışlarken, ikinci gelişime karşı sesimizi yükseltmekteyiz. Dünyanın her yerinde güç kazanan özgürleşme karşıtı (illiberal) kuvvetlerin güçlü bir müttefiki olan Donald Trump, demokrasi karşısında gerçek bir tehdittir. Ama direnişin dogmatik ve baskıcı yola saparak katılaşmasına izin verilmemelidir – sağcı demagoglar bunu suistimal etmeye başladılar bile. İstediğimiz demokratik içerilme ancak her tarafta gelişen tahammülsüz iklime karşı çıkarak başarılabilir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(İmleyen (signifier))

Lacan’da İmleyen Üzerine (Nümerik Söylemler) 🎙️

Uzun zamandır Lacancı çevre-çevirilerde signifiant-signifier için çoğunlukla “gösteren” kelimesi kullanılıyor. Ben de ilk başta bunu böyle öğrenmiştim ve Yersiz Şeyler’deki ilk çevirilerimde “gösteren” kelimesini kullandım. Ama daha sonra bazı kitap çevirilerinde (mesela Cinsiyet Belası‘nda) kullanılan “imleyen” kelimesinin signifier’ı daha iyi karşıladığına karar verdim ve signifier’a “imleyen” demeye başladım. Nedenini açıklayayım.

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Çeviri, Şey

Frantz Fanon beyaz düşmanlığına karşı çıkıyor

Bir insanın ruhun haysiyetinin zaferine katkı yaptığı her seferinde, bir insan başka insanlara boyun eğdirilmesine her hayır dediğinde, onun eylemiyle dayanışma hissetmişimdir. Benim temel görevimin renkli insanların geçmişinden çıkarılması asla gerekmez. (…) Benim siyah tenim belli değerlerin deposu değildir. (…) Renkli bir insan olarak benim, ırkımın geçmişiyle ilgili olarak beyaz insanın suçluluğunun kristalleşmesini ümit etme hakkım yoktur. Renkli bir insan olarak benim eski efendimin gururunu ezmenin yollarını aramaya hakkım yoktur. Boyun eğdirilmiş atalarım ve analarım için tazminat talep etme hakkım ya da görevim yoktur. Siyahın ödevi yoktur; beyazın sırtında yük yoktur. (…) Bugünün beyaz insanlarından 17’nci yüzyılın köle tacirleri için hesap mı soracağım? Elimdeki tüm araçlarla onların ruhlarında suçluluk tomurcuklanması için mi çabalayacağım? (…) Atalarımı ve analarımı insanlıktan çıkaran köleliğin kölesi değilim.

Frantz Fanon 1952 Siyah Ten, Beyaz Maskeler

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Alıntının kaynağı

Not: Erkek düşmanlığına karşı da bunun bir benzeri söylenebilir.

1 Yorum

Filed under Çeviri

Jacques Lacan ile Söyleşi

fl

Aşağıda yer alan metin, Emilio Granzotto’nun Jacques Lacan ile Panorama dergisi için 1974’te yaptığı söyleşinin bir bölümünün çevirisidir. Söyleşi, Şubat 2004’te Magazine Littéraire’in 428’inci sayısında da yayımlanmıştır.

19 Haziran 2017’de Birtakım İşler sitesinde yayınlanmıştır.
Türkçeleştiren: Banu Barış

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Sözcüklerden yapılmış dünyalar: MUD’lar — Işık Barış Fidaner

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

(MUD’da Sembolik Düzenin Müzakeresi ve Onarımı)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Bilmediğiniz bir dünyadaki bir yaratığın zihnine hapsolduğunuzu düşünün. Bu yaratık görüyor, duyuyor, yaşıyor, ama siz sadece onun zihninden geçenleri izleyebiliyorsunuz. Ayrıca siz bu yaratığın “içindeki ses” olarak iradesini yönetiyorsunuz, ne komut verirseniz onu yerine getiriyor. MUD işte böyle bir dünya. Ne bir renk, ne bir ses var, çevrenizle ilgili bütün algılayışınız hazır cümleler olarak size iletilmekte. Eylemleri de doğrudan değil, yönettiğiniz yaratığa emirler vererek gerçekleştirmektesiniz. İlk MUD geliştiricilerinden Richard Bartle, bir MUD’a dalmanın üç düzeyinden bahseder [1]. İlk aşama olan “avatar”, komutlarla yönettiğimiz bir yaratık gibi, sadece bizim emirlerimizi yerine getiren bir kukla, oyuncunun oyun dünyasındaki etkisini göstermesinin basit bir aracıdır. “Karakter” ise oyuncunun bir uzantısı, onu oyun dünyasında temsil eden bir kişiliktir. Karakter ile, avatarda olmayan duygusal bir bağ kurulur. “Persona” aşaması ise bu aracıların ortadan kalktığı, oyuncunun doğrudan kendisi olarak oyunun içine daldığı düzeyi ifade eder.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Makale, Oyun

Mod yapımı: Oyun ile oynayanlar — Işık Barış Fidaner

(Détournement olarak Modlamak)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

Her oyun bir çerçeve, bir bakış açısı sunar. Bu çerçeve, karşınıza çıkanı vurmanız gereken bir at gözlüğü ya da kocaman şehirleri göz kırpmadan darmadağın ettiğiniz bir “tepeden bakma” da olabilir, kendi seçimlerinizle yön verdiğiniz bir macera da. Aslında ekrandaki görüntülerin arkasında tamamen algoritmik yapıda çalışan bir program vardır. Eğer oyuncu puan-odaklı ise, yani kendini sadece puanı yükseltmek gibi işlevsel bir hedefle kısıtlıyorsa, oyundaki görsel ve işitsel etkilerin üzerinden atlayabilir, böylece oyunu elindeki arayüz ile izleyip müdahale ettiği otomatik bir sistem olarak algılayabilir. Ancak çoğu oyuncu “inançsızlığını bastırır” [1] ve bilgisayar arayüzünü oyun dünyasına açılan bir pencere gibi algılar. İnce ince işlenmiş görüntüler ve senaryoların da desteğiyle, oyuncu bu yeni dünyanın içine dalar [2]. Böylece oyunu oluşturan bakış açısı, oyun dünyası yoluyla kurulan bir bağlama oturur ve bilgisayar başındaki kişinin konumundan çıkıp sözgelimi adalet savaşçısı bir şövalyenin, soğukkanlı bir generalin ya da bir kanun kaçağının bakış açısı oluverir.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Makale, Oyun

Makinelerin anlattıkları — Işık Barış Fidaner

(Sahnelenen Gayret: Aletten Sisteme İçeyansıtmanın Dört Evresi)

2008 – Işık Barış Fidaner – Boğaziçi Üniversitesi

İnsanın makineleri kullanma biçimi, yanıp sönen ışıklardan LCD ekranlara doğru genişleyen “çıkış aygıtları” ile giderek daha karmaşık ve dolaylı bir sürece dönüşmüştür. İlk baştaki mekanik kullanım biçimi, önce istek-cevap biçiminde bir diyaloğu, daha sonra ekranda kurulan kurgusal mekanizmaların yönetimini ve nihayet sanal dünyalardaki bedenlerin etkileşimini doğurarak zenginleşmiştir.

Chaplin'in Modern Zamanlar filminde de insan-makine ilişkisinden sahneler görülebilir
Chaplin’in Modern Zamanlar filminde insan-makine ilişkisinin ilk ve en temel (mekanik) biçimi ele alınmıştır.
Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Makale, Oyun, Programlama