Tag Archives: Işık Barış Fidaner

On what-is and what-ought-to-be

The surest way to lose sight of the unseverable link between us and what-is is to attempt to place a what-ought-to-be up against and independent of what-is. This effort conceals our link with what-is under a negation.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey

Bir Çevrede Yürümeye Dair Bakış Açıları

Işık Barış Fidaner

Yürümek temelde bir şahsın ileriye doğru gitmesini sağlayan bir beden hareketleri dizisidir. Yürüyüş çevrimi belli fazlardan oluşan periyodik bir yapıdadır; bu fazların her birisi kendi alt-fazı olan hareketlerin bileşimidir. Bu yapı ile hareketin her fazında uzuvların aldıkları izafî açı ve konumları sınırlandıran genel bir kısıtlama getirilir. Ne ki, yürüyen şahıs çevresiyle sürekli etkileşim içindedir ve yürüyüşünü buna uygun olarak ayarlar. Yürüyüşe çevreden gelen tesirler çeşitli girdi ve çıktı kanalları yoluyla gerçekleşen bir haberleşme gibi ele alınabilir.

2009’da Boğaziçi Üniversitesi’nde Can Yücesoy’un Biyomekanik dersi için İngilizce yazılmış rapor ve sunum.

İngilizce özet bilim sayfamda.

~~~

Ayrıca bkz.

Ayar yürüyüşü

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

To prepare the revolution

The spark that starts the revolution. The forms of relations whereby the revolution can propagate. The people, the communities that can carry the revolution. The power and want to take and implement such an enormous decision, the manner, the attitude, the personality that it takes. To be able to bring such a personality to maturity, the blows undergone, the impasses fallen into, the turnings back, the givings up. The decisiveness. The ability and want to be decisive, to know and to assert this possibility. Not to be buried in fear, to recognize fear on sight, to be able to overcome fear.

To recognize each and every false hope and to abolish them, but not to take refuge in despair. The courage to confront the void that shall emerge in the peeling off of all of those false hopes. To hang on not to the world but to one’s spirit, to hang on to the spirit of one’s own and to the common “holy spirit”. To abandon the seeking for guarantees. To be liberated from the subordinating needs like confirmation, authorization, sanctification. The present world conditions subordinate us to the hegemony of this or that will in the short term, but our power to change ourselves, our power to change totally as a community, is also a power that abolishes this subordination and makes us independent in the long term. In fact, I don’t know whether terms like power or ability are appropriate. Can we see one’s will as an energy? In that case, what is a state, an attitude, a manner, a personality? When are the experiences permanent and when are they temporary? When is this permanence positive and when is it negative? It might not be proper to use Physics metaphors, so we may move to other scientific domains to borrow terminology, like probability.

The Turkish version was written by Işık Barış Fidaner on April 12th 2011.

The English version is a translation by Light Peace Treeman for #WritersResist on January 11th 2017

1 Yorum

Filed under Çeviri

The Eyes of History — Işık Barış Fidaner

Published in Turkish in the e-book compilation Brave New Media (April 2011) by Alternative Informatics Association

tarihingozleriCamera had long been deemed as marking a secure and obscene enthusiasm that’s inclined to interesting sights. War photographer journalists whose occupations were deemed sacred were a more specific party exempted from these weaknesses. But the cameras that were turned into a device of action by the people participating in the Arab rebellions of 2011, marks the collapse of both of these privileges. The world approaches a point where we might not need journalists to witness what goes on far away, where we can get out of this sanctity also by all citizens becoming journalists, a point where the camera watching over world streets cease to be an intruding foreign eye to become the world peoples’ own eyes.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Karga ile Tilki // The Fox and The Crow — etkileşimli kurgu uyarlaması

foxcrow(18 sayfa — PDF — LaTeX — Twine)

La Fontaine’in fablından iki dilde Interactive Fıction (IF) yani Etkileşimli Kurgu halinde uyarlanmıştır (Mayıs 2014).

Orhan Veli Kanık’ın Türkçe çevirisinden ve Michael Star’ın İngilizce çevirisinden dallandırılan “Sonlu Hâl Makinesi / Finite State Machine” dökümü yayınlanan PDF’teki sayfalarda verilmiştir.

Diğer kitaplar

3 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap, Kurgu, Oyun

Dijital aktarım: Enerji ve Entropi

(İngilizcesi)

Ne yapacağımı size söyleyeyim: Çabucak bu gönderiyi yazıp sonra süpermarkete gideceğim. Anlatacaklarım, Boston Lacan Çalışma Grubu’nun (BSLG) bugünkü “Lacan, Seminer kitabı 8: Aktarım, ders 12″ konulu toplantısına giderken yolda beliren düşüncelerdir. Toplantıda bu düşünceleri dile getirmem için hiçbir sebep yoktu, zira büyük Ötekimiz yoktuysa da tartışacak başka konularımız vardı. İyi ki de vardı.

20160910_163336

Sizi telefonumla tanıştırayım, gerçi o bir telefon sayılmaz çünkü onda SIM kart yoktur (daha doğrusu mikro-SIM kart yoktur, çünkü öbür telefonumda ikamet eden bir başka SIM kart vardır, nitekim o gerçek bir telefondur) ama şimdiki mesele bu değil. Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Şey

Paskalya Adasının Esrarı — macera tüneli kitabı

paskalya-adasinin-esrari-kapakDosya tarihlerine bakılırsa 1996’da yazılmış. İzmir’de bir belediyenin düzenlediği öykü yarışmasına gönderilmiş ve Türk yetkililerce tarihte emsali görülmüş bir janra ait olması nedeniyle ödül verilmeye layık bulunmamıştı.

(57 sayfa — PDF — LaTeX — Twine)

DİKKAT!

Bu kitap genel macera kitabı anlayışının dışında yazıldı. Kitabı okurken karşınıza sık sık seçenekler çıkacak; siz de yaptığınız seçimlere göre kendi maceranızı oluşturacaksınız. Yani maceranın kahramanı bir başkası değil, SİZSİNİZ!..

Bu kitabın tam on tane ‘son’u var, macera farklı farklı şekillerde bitebiliyor. Her seferinde başka seçenekleri deneyerek macerayı çeşitli şekillerde yaşayabilirsiniz.

Zaten, gerçek yaşamda da kişiler yaptıkları seçimlerle yollarını belirliyorlar. Kitabın hayal sınırları içinde de olsa gerçek bir macera yaşamak umarım size ilginç gelir.

Haydi, şimdi birinci sayfadan kitabı okumaya başlayın. Daha sonra hangi sayfalara gideceğinizi siz belirleyeceksiniz…

Diğer kitaplar

anahtar

4 Yorum

Filed under Kitap, Kurgu, Oyun

Barış ve Bilgisayar — derleme

baris-ve-bilgisayar-kapakCaner Fidaner

(54 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

— Redundancy üzerine bir not (IBF)

— Sınırı nerede koymalıyım?

— Barış’ın artık bir Amiga’sı vardı

— Niçin çocuklarımızın kitap okumasını istiyoruz?

— Okulun yaşamımızdaki rolünü çok abartmayalım

— “Bu konuyu okullarda ders olarak okutalım!”

— Bilgisayar insan ilişkilerini öldürmeyecek

— Barış’ın Norveçli oyun arkadaşı

— İngilizce öğrenmek

— Bilgisayarcı nasıl birisi?

— Kadınlar ve bilgisayar

Diğer kitaplar

6 Yorum

Filed under Kitap

Kaşınık! — Işık Barış Fidaner, Uğur Güney

Kaşınık’ta [Itchy!] dev bir canavarın derisinde dolaşarak onu kaşındıran bir böcek olursunuz. Böcek, besinleri yemeye çalışırken canavarın kaşımaya gelen elinden kaçar.

Oyun haritası Voronoi şeması halinde otomatik üretilir. Bazı oyunlarda Voronoi şemaları doğal gözüken doku ve arazilerin üretiminde kullanılmıştır. Bu şemanın görüntüsü bir sürüngen derisini andırır, aynı zamanda da hareket kısıtlaması gibi kullanılabilecek hücreli karmaşık bir yapı biçimindedir. Kareli ya da altıgen mozaiğin kullanıldığı satranç ya da hex’te bütün hücreler birbirine benzer. Voronoi şemasında ise her hücrenin farklı bir şekli ve değişen sayıda komşusu bulunur. Voronoi hücrelerini böceğin geçerli konumları olarak kullandım.

Haritada böceğin her seferinde durduğu hücreden komşu hücrelerden birine yürümesine izin verilir. Tepeden bakan oyuncu haritanın üstüne sol tıklayarak böceği komşu bir hücreye doğru yürütür. Bazı hücrelerde oyunu bitirmek için böceğin yemesi gereken besinlerden bulunur. Böcek, üstünde yürüdüğü hücrelerde kaşınganlık yaratır.

Canavarın varlığı, kaşıntıdan duyduğu rahatsızlıkla çıkardığı homurtuları işiterek hissedilir. Her inlemenin ardından kaşımak için canavar elini uzatır. Esas gerilim, besin yemeye devam etmek ve beklenen kaşıma faaliyetinden (ezilip ölmemek için) kaçmak arasındadır. Böcek ya besin yer ya da etrafta koşturur.

Kaşınık’ta ilerleyen bölümler yok, ama oyuncunun oyun zorluğunu ayarlayabildiği bir serbest mod bulunuyor, şunları değiştirerek: (1) canavarın kaşıma faaliyetinin sıklığı ve hızı (2) derinin kaşınganlığı, ve (3) haritada bulunan toplam besin miktarı. (Detaylar)

Uğur Güney fizikçidir, ben de bilgisayar bilimcisiyim. Bu oyunu ilk düzenlenen Global Game Jam 2009’un Ankara, Türkiye ayağında yaptık.

Kaşıntı.io [itch.io] sitesini Kaşınık oyununu dağıtmaya uygun bulduk

Ve 1.01 versiyonunun fiyatını 1.01 $ olarak belirledik.

cfbnf2

Oyuna dair postmortem yazısını Postmortem derlemesinde okuyabilirsiniz.

2 Yorum

Filed under Çeviri, Oyun

Çevirenin önsözü — Işık Barış Fidaner

İlk yayınladığım çeviri derlemesine yazdığım önsözün güncel versiyonudur.

Bu e-kitap yersizseyler.wordpress.com’da yayınlanmış dört McKenzie Wark çevirisinden oluşuyor. Çevrilecek makale seçimi, çeviri yaparkenki sözcük seçimine benzer. Sözcüklerin dilleri dikişleyecek olması gibi, çevrilen yazarın ismi de diller arasında bir köprü olacaktır.

Bu çeviriler, yabancı bir kaynağın Türkçe konuşan insanlara ulaştırılmasından ziyade, İngilizce tasavvurumuzla Türkçe tasavvurumuz arasında kanallar açma çabasıdır. Yabancılık konuşulan dilin yabancı dil ya da anadil olmasında değil, bu dillerin birbirlerine çevrilmeyi reddetmelerinde, birbirlerini susturmalarında, dışarmalarındadır. Ama konuşmayı susturan, sözü dışaran şey, aynı zamanda konuşmayı gerektiren şeydir, tasavvur ettiren şeydir, dildeki anlamın kendisidir.

Demek ki çeviride karşılaşılan zorluk, psikanalizdeki belirti [symptom] gibidir: hem direnç gösterir, hem de bu direnç yardımıyla gidilecek yöne doğru iter. Biri yokken bir diğerinin konuşması gibi, ya da biri konuşurken bir diğerinin beklemesi gibi; bir dildeki sessizliğe başka bir dilde ifade vermek, hatta ona el koymak, ve bunun gibi, bir dilin döküldüğü çukurdan başka bir dilde kaçmak ve geri çekilmek mümkündür.

Bu el koyma ve bu geri çekilme, içine düştüğümüz oyunlara kapılıp gitmeyeceksek, bu oyunlar artık geçmiş olacaksa, onun yerine kendi çizdiğimiz büyülü çemberler geçerli olacaksa, mümkün olmanın yanısıra zorunludur da.

İyi günler.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Şey