Tag Archives: Jacques Lacan

İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır — Jacques Lacan

Gerçek burada kendisini ayırt eder. Gerçek ancak bir formelleştirmenin açmazı temelinde nakşedilebilir. Bu yüzden matematiksel formelleştirmeyi kullanarak gerçeğe dair bir model sunabileceğimi düşündüm, zira matematiksel formelleştirme imleyişi üretmek için sahip olduğumuz en gelişmiş çalışmadır. İmleyişin matematiksel formelleştirmesi anlama aykırıdır – anlam-karşıtıdır (çelişkidir) dedim neredeyse. Günümüzde matematik filozofları matematik için “hiçbir anlamı yok” derler, Russell gibi bizzat kendileri matematikçi olsalar bile.

Encore’dan bir paragraf.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Bruce Fink’in signifierness dediği signifiance’a “imleyiş” dedim. Bu terim, imlenen anlamdan bağımsız olarak imleyiş olayının kendisini belirtiyor.

Matematik:

1) Matem: X’in yalnız bırakılması
2) Tema: X cinsinden yazılan herşey
3) Tik: X’in sadeleşmeden kalması

1) Mat: Eril yengi/yenilgi (loser)
2) Em: Dişil yengi/yenilgi (sucker)
3) Atik: Her ikisinden de kaçınmak

yas tutmayı tamamlayıp çevikleşmek : matem-atik

formel, daha formel, enformel

8 Yorum

Filed under Çeviri

Fallusun İmletimi — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

“Fallusun İmletimi” makalesinin McGowan alıntısında geçen paragraflarını çevirdim:

“Öteki’nde o konuşur” dediğimde, “Öteki” sözcüğü ile, konuşmaya başvurunun rol oynadığı herhangi bir ilişkide bu başvurunun uyandırdığı yeri adlandırıyorum. Öteki’nde onun konuşmasının nedeni, özne onu kulağıyla işitse de işitmese de, öznenin kendi imletici yerini, herhangi bir imlenenin uyanışının mantıken öncesinde, burada bulmasıdır. Onun o yerde (yani bilinçdışında) ifade verdiği şeyin keşfi, onun nasıl bir bölünme (Spaltung) pahasına teşkil edildiğini kavrayabilmemizi sağlar.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Anne ve kaygı — Jacques Lacan

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Bilmez misiniz ki kaygıyı kışkırtan şey annenin memesine duyulan özlem değil, memenin yakınlığıdır? Kaygıyı kışkırtan şey, kucağa geri alınacağımızı bize duyuran, bize belirten herşeydir. Söylendiğinin aksine, annenin varlık ve yokluk arasındaki gelgitinin ritmi değildir. Küçük çocuğun varlık ve yokluk oyununa bayılması bunu kanıtlar. Varlığın güvenliği yokluk imkanıdır. Küçük çocuk için en sıkıntılı şey, onun kendini dayandırdığı ilişkinin –onu arzuya dönüştüren eksikliğin– bozulma anıdır; ve bu ilişkiyi en çok bozan şey, hiçbir eksiklik imkanı olmamasıdır, annenin hep çocuğun tepesinde olmasıdır, özellikle de çocuğun kıçını sildiğinde.

Jacques Lacan, 10’uncu seminerden

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

İmleyen olarak hiyeroglif — Jacques Lacan

Peki bir imleyen nedir? Size bunu defalarca söylediğim için burada bir kez daha ifade etmem gerekmiyor. İmleyen özneyi temsil eden şeydir. Kimin için? Bir başka özne için değil, bir başka imleyen için. Bu aksiyomu örneklemek üzere, çölde hiyeroglifle kaplanmış bir taş bulduğunuzu düşünün. Bu hiyerogliflerin ardında onları yazmış bir özne bulunduğundan hiç kuşkunuz olmaz. Ama her bir imleyenin sizi muhatap aldığına inanmanız hata olurdu – bunun kanıtı, onların hiçbirini anlayamamanızdır. Öte yandan onları imleyen olarak tanımlarsınız, çünkü bu imleyenlerin her birinin diğerleri ile ilişkili olduğundan eminsinizdir. Öznenin Ötekinin sahası ile ilişkisindeki mesele de budur.

Jacques Lacan, 11’inci seminer kitabından

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz “Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli”

107604017_1590154697810073_6949812977975329953_o

4’üncü Ramses’in mezarındaki hiyeroglifler. Krallar Vadisi, Thebes, Luxor, Mısır.

3 Yorum

Filed under Çeviri

Jacques Lacan ile Söyleşi

fl

Aşağıda yer alan metin, Emilio Granzotto’nun Jacques Lacan ile Panorama dergisi için 1974’te yaptığı söyleşinin bir bölümünün çevirisidir. Söyleşi, Şubat 2004’te Magazine Littéraire’in 428’inci sayısında da yayımlanmıştır.

19 Haziran 2017’de Birtakım İşler sitesinde yayınlanmıştır.
Türkçeleştiren: Banu Barış

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

İş-bilgisi’nden Episteme’ye — Jacques Lacan

Felsefe, evriminin tamamı boyunca neyi adlandırır? Şudur – hırsızlıktır, kaçırmadır, efendinin manevralarıyla kölenin bilgisinin çalınmasıdır … İletilebilir bilgi olduğu belirtildiği ölçüde episteme’nin işlevinin tamamı… her zaman zanaatkarların –yani kulların– tekniklerinden alınmıştır. Bu bilginin özünü çıkartarak onu efendinin bilgisine dönüştürme meselesidir. (21)

Felsefenin tarihsel işlevi bu öz çıkartmadır, denebilir ki adeta kölenin bilgisine ihanet edilmesidir, böylece efendinin bilgisine dönüştürülmesini sağlamaktır. (22)

Bilginin başlangıcında kölenin dünyasına işlenmiş, oraya gizlenmiş olan şeyin aktarımı, yağmalanması, talan edilmesi meselesidir … Daha yakından bakarsak, kölenin bilgisinin ondan çıkarılması, Hegel’in adım adım izlediği tarihin tamamını kapsar. (91)

Köle… en başta bilgiydi. Efendinin söyleminin evrimi buradadır. Felsefe, efendinin bilgisini teşkil etme rolünü oynayarak, kölenin bilgisinin özünü çıkarmıştır. Bilim… bu işlev dönüşümünden oluşur, böyle ifade edilebilirse…

Öyle de olsa, bilgide kesinlikle bir zorluk vardır: Bilgi, iş-bilgisi (savoir-faire, know-how, iş-başında-bilgi) ile tam anlamıyla episteme olan şeyin karşıtlığında bulunur. Episteme, bilginin sorgulanmasından, damıtılmasından oluşmuştur. (173-74)

(17’nci seminer kitabından)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

hep isteme!

6 Yorum

Filed under Çeviri

Özgür insanlar delilerdir — Jacques Lacan

Özgür insanlar, sahiden özgür insanlar, delilerdir. Onlarda küçük a nesnesi talebi yoktur, o kendi nesnesini elinde tutar, o onun duyduğu seslerdir mesela. […] Deli, a nesnesiyle Öteki’nin mahalline tutunmaz, a nesnesini kendi kullanımında tutar. Deli sahiden özgür bir varlıktır. Deli, bu anlamda, bu gerçekdışılıktır, bu absürt şeydir, absürt… dahası absürt olan herşey gibi muhteşemdir. Filozofların tanrısına “causa sui” denirdi, yani kendi kendisinin sebebi; diyebiliriz ki deli kendi sebebini cebinde taşıyordur ve bu yüzden o delidir.

Jacques Lacan 1967 “Sainte-Anne psikiyatristleri için kısa konuşma”

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. “Hatırlamak & Unutmak” Russell Grigg

2 Yorum

Filed under Çeviri

Bastırma ve defterden silme — Jacques Lacan

Özne deneyimlemiş olduğu bir şeyin kendi simgesel dünyasına erişimini reddedebilir, bu şey iğdiş tehdidinden başka bir şey değildir. Öznenin bu olayı izleyen gelişiminin tamamı bu şey hakkında hiçbirşey bilmek istemediğini gösterir, Freud buna “bastırılmış” (Verdrängt, repressed) adını verir.

Bastırma etkisi altına giren şey geri döner, zira bastırma ve bastırılanın geri dönüşü aynı madalyonun iki yüzüdür. Bastırılan şey her zaman oradadır, semptomlar ve bir dizi başka fenomen yoluyla kusursuzca ifade edilir. Buna karşılık, defterden silme (Verwerfung, foreclosure) etkisi altına giren şeyin yazgısı bambaşkadır…

Defterden silinerek simgesel düzenden dışlanan [dışarılan] şey, gerçek’te yeniden belirir.

Jacques Lacan 1955-56 Psikozlar

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

12 Yorum

Filed under Çeviri

Dördüncü imkansız meslek: Bilim — Jacques Lacan

Bilimciler için kaygılanma zamanı gelmiş gibidir. Steril laboratuvarlarında, kolalı beyaz önlüklerle, bilinmeyen şeylerle oynayan, giderek daha karmaşık aygıtlarla uğraşan ve giderek daha komplike formüller icat eden bu ihtiyar çocuklar, hep yeni olan araştırmalarının neler getirebileceğini ve gelecekte neler olabileceğini kendilerine sormaya başlamaktadır. Nihayet, diyorum. Ya şimdiden çok geç kalındıysa? Biyologlar, fizikçiler, kimyacılar, diyorlar onlara. Ben deliler diyorum!

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kadın tamamsızdır — Jacques Lacan

Erkek, imleyenden başka bir şey değildir. Kadın, erkeği imleyen olarak arar. Erkek ise kadını –burası size tuhaf gelecek– sadece söylem aracılığıyla konumlanan şey olarak arar; çünkü iddiam doğruysa, yani kadın tamamsızsa, kadında söylemden kaçan bir şey vardır her zaman.

Jacques Lacan, Yine/Hâlâ

Not: Paragrafı Murat Erşen’in Metis çevirisinden (sf. 41) alıp kısmen değiştirdim (“bir” tanımlıklarını attım, “imleyen” ve “tamamsız”ı ekledim).

Pas-tout için “tamamsız” çevirisini öneriyorum. İngilizce’de not-all ya da not-whole deniyor. All bir kümenin tamamıdır, whole ise bir şeyin tamamıdır. O yüzden “tamamsız” sözü pas-tout’yu karşılıyor. Žižek ve Zupančič’in söz ettiği ontolojik tamamsızlığı da belirtiyor. Ayrıca eyvallahsız olmak, kimseye eyvallahı olmamak çağrışımı da çok iyi bence.

Işık Barış Fidaner

17 Yorum

Filed under Çeviri