Lacan’a göre post-Freudculuk üniversite söylemiydi, yani bilinçdışının gelişimini bir bilgiye, bir teoriye dönüştürme aracıydı. Buna verilen yanıt histeri söylemidir, yani bilginin yanıldığı noktaya delalet etmektir. Freud hep keşfetmeyi vurgulamıştı, özellikle de keşfin izleyebileceği yolu vurgulamıştı.
Lacan ise yeni bir toplumsal bağ olan analizin icadı ile bu işi özetledi, bu yeni söylem efendi söyleminin karşısına konarak anlaşılmalıdır. Bu yeni toplumsal ilişkide aktarım bilinçdışının kilidini açan keşif aracıdır (Seminer 11 ve 17). Nitekim bu Lacancı tez en iyi uygulamasını histeri alanında bulur. André bu konuda “Psikanaliz histeriye verilen bir yanıt mı?” başlıklı ifşasında ikna edici bir tez öne sürer.
Histerik, karşısına dikilen psikanalitik bilgi birikiminin son model gurusu olan analist karşısında efendiyle kurduğu geleneksel ilişkiyi yineleyecektir. Histerik bu oyunda –söyleminin yapısı gereği– çok daha tecrübeli olduğundan bu son model efendinin modasını çabucak geçirecek ve onu emekli edecektir. Okumaya devam et





























