Lacan’a göre beden ve can arasında, varlık ve Başkası arasında, erkek ve kadın arasında, fallik keyfiyet ve başka keyfiyet arasında ikili karşıtlık yoktur. Her seferinde iki terim arasında imkansız bir ilişkiyle karşılaşırız: Biri diğerine yetişmeye çalışır ama asla beceremez çünkü zaten biri diğerini dışarır (dışlayarak içerir, dışarım: ex-sistence). Her seferinde Aşil ve Briseis’in öyküsü tekrarlanır (Seminer 20, 13).
İkili karşıtlık ve ona eşlik eden sonsuz aynalama süreci yerine, hem Freud hem Lacan’da, diyalektik bir süreç vardır: Bütünlük içerdiği bir parçayla baş edemez ama bu işe tekrar tekrar kalkışmaya itilir. Birinci parça ikinci parçayı dışararak tamamsızlaşır. Sonlu bir evrende olduğunu hayal ederek içini rahatlatır çünkü birlik ilkesi ile işlemektedir. Başka parça ise daha farklı işleyerek sonsuzluk boyutuna doğru bir açılım sağlar. Kendini öne süren bütünlük, temsil edilen bir evren olur ve bilincin haz ilkesiyle örtüşmesini sağlar. Bütünlüğün tamamsız parçası ise temsil edilen evren gibi temsil edilemez ve bir başka keyfiyet üreterek temsil sisteminde travmatik bir işleyiş gösterir.
Bu bakımdan insani ontolojinin hiçbir özsel temeli yoktur. Öz olduğu umulan şeyin aslında bir iç bölünme olduğu ve açık uçlu bir diyalektiğe yol açtığı anlaşılır.
Paul Verhaeghe (2002) Klasik Zihin/Beden Açmazına Lacan’ın Yanıtı, 20’nci Semineri Okumak, der. Suzanne Barnard, Bruce Fink
Türkçesi: Işık Barış Fidaner






























Geri bildirim: Dışarım — çeviri derlemesi | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Abese İrca ve Abese İcra — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER