Maurice Blanchot Punctum’da “Eleştiri ne âlemde?” başlığıyla yayınlanan yazısında edebiyat eleştirisini dokunduğu aşırı hassas çanı titreştirirken kendisi eriyip giden bir kar tanesine benzetir [1]: İyi bir eleştiri ele aldığı edebi eserin bünyevi sinerjisini tetiklediği esnada kendisi sahneyi terk etmelidir.
Fakat Blanchot’a göre eleştiri aynı zamanda eleştirdiği eseri vasıflandıran “üstün nitelikli boşluk”tur. Dikkat ederseniz zerre/çan etkileşiminde boşluk zerreye değil çana aittir, çan boşluk sayesinde titreşir, çan bütün hassasiyetini onu titreştiren boşluğa borçludur.
Okumaya devam et




























