Tag Archives: Punctus Contra Punctum

Hepimiz Türkoyuz: İstanbul’da bekleyecek o seni — Işık Barış Fidaner

Barış Aydın Punctum’daki yazısında Tanıl Bora’nın kitabından hareketle Türkiye tarihinde linçlerin “haklı öfke” sayıldığını anlatır [1]. Bu vesileyle American Dream (Amerikan Rüyası) tabirinden yola çıkarak ülkemiz Türkiye hakkında üç temel soruyu soralım:

1) Turkish Trauma, haklı bir travma mıdır?
2) Turkish Drama, hakkını veren bir drama mıdır?
3) Turkish Dream, hak edilmiş bir rüya / hayal / ülkü / ideal midir?

Bu sorulara otomatikman olumsuz yanıt verip tarihten deliller saymadan önce sakın unutmayınız ki öyle ya da böyle bu sorulara olumlu yanıtlar verebilmemiz bir ülke ve toplum olarak bir arada durmamız için şarttır. Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Şey

Gelenek ve Geçenek: Eleştirel Tarih ve Eşleştirel/Analitik Bağlam — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Hüseyin Deniz Özcan’ın gelenek/tarih/eleştiri tartışması üzerine birkaç not düşelim [1].

Geçmişe ait olup geleceği karşılayan kültürel değerler toplamına Gelenek diyoruz.

Gelmişe ait olup geçeceği karşılayan kültürel değerler bileşimine de Geçenek diyelim [2]:

gecenek

Okumaya devam et →

12 Yorum

Filed under Şey

Drift/Yanlama: Bağlamda Dil Freniyle Sürüklenip Hakikat Virajını Dönmek — Işık Barış Fidaner

Cihat Duman’ın Punctum’da süperegoyu el frenine benzetmesini biraz işleyelim [1].

Süperego, sansür, otosansür, elinizin altında değildir, dilinizin altındadır [2], o halde süperegoya el freni yerine ‘dil freni’ demek daha isabetlidir, süperego susturucudur, sükut füzesidir, ve sizin denetiminiz dışında tetiklenir.

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Hermetik Deri — Işık Barış Fidaner

Begüm Kovulmaz Punctum’da siyah hip-hop sanatçısı Kendrick Lamar’ın dijital efektlerle deri değiştirir gibi farklı yüzlere büründüğü bir klibi anlatır [1]. Bu vesileyle deri konusuna bir bakalım:

Derinin işlevleri şunlardır:
1) Dışarıyı dışarıda tutmak
2) İçeriyi içeride tutmak

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Şey

Adorno: Öğrenç! Bu da bize ders olsun! — Işık Barış Fidaner

Elis Şimşon Punctum’daki Adorno yazısında umutsuzlukla dolaylanmaya mecbur kalan umuttan, olumsuzlukla dolaylanmaya mecbur kalan olumlamadan bahseder [1]. Bu mecburiyet hissiyatının en yalın halini nerede buluruz?

Başınıza gelen bir olumsuzluk üzerine kendi kendinize şöyle dediğinizi farzedin:

Bu da bana ders olsun!

İnsana bunu dedirten ruh hali nasıl okunmalıdır? İhtimalleri sayalım:

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

Bela arayan eleştiri mi yoksa semptom okuyan analiz mi? — Işık Barış Fidaner

Ülkemizin şanlı tarihinden bir yaprak gibi anlattığı eleştirmen Adnan Benk’ten “övgüsünü sakınmayan” Fatih Altuğ Punctum’daki yazısında eleştiri eyleminin başarı kıstası olarak “huzur bozma / bela arama” ilkesini öne sürer [1].

Bu pek şanlı eleştirel akıl yürütmenin yaslandığı soyutlamanın aleladeliği ne yazık ki biz okurları pek şaşırtmaz:

Huzurlu/belasız/kolay/aşina/ezberci olana karşı huzursuz/belalı/zor/yabancı/yenilikçi olanı seçmek.

Anlaşılan nasyonal mazimizden çekip alınmış bu halis kıstas moda tabirle “konfor alanından çık!” buyruğundan ötesi değildir. Bu buyruğun nihai neticesinin “konfor alanından çıkış yolları piyasası” olduğunu biliyoruz.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Aydınlanma: Sınırların Analizi Olmaz Çünkü Analiz Öz-sınırlamadır — Işık Barış Fidaner

Punctum’daki yazısında Kant-Foucault hattını izleyen Murat Erşen, Aydınlanmacı eleştirinin “sınırların analizi” olduğunu söyler [1]. Bu tabloda üçlü bir yapı belirir:

Biz, analiz, sınırlarımız: Biz sınırlarımızı analiz ediyoruz.

Biz’in “olgunlaşmak” için ileri atılımlar yapan bir tarihsel fail sayıldığı anımsanırsa burada çizilen tablonun popülizme epey elverişli bir kılıf olduğunu algılamak pek zor olmayacaktır:

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Severance: İçgil-Dışgil Lumoni Diyalektik — Işık Barış Fidaner

Süreyyya Evren’in Severance (2022) üzerine Punctum’daki tartışmasına eşlik edecek birkaç not düşelim [1]. Lumon işçilerinin yaşantısında gerçek/sahte sınırı nereye çekilmelidir? İlk akla gelen cevap şöyledir:

1) İş kapsamıyla sınırlanan içgil mahpus kişilik sahtedir.
2) İş dışına açılan dışgil nispeten serbest kişilik gerçektir.

Ama iki taraf arasındaki izafiyet hesaba katılınca bu denklem karışır:

1) İçgil kişi eğer sahteyse dışgil kişinin bakışına hizmet ettiği içindir.
2) Dışgil kişi eğer gerçekse içgil kişinin nazarıyla lekelenmiş olduğu içindir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

Hermes’in Arı Hanımları, Petek Petek Varken Balı — Işık Barış Fidaner

Punctum’da Cem İleri’nin küratör Selen Ansen ile yaptığı söyleşide arı ve bal imgeleri öne çıkar [1]:
1) Yazı arıları muhatap alan bir esere bağlanarak neticelenir: Çağrı (Arılara).
2) Küratör turistik ballar toplamayı sever ve bu tutkusuna sanatsal bir anlam yüklemek ister.
3) Söyleşideki tek hiperlink arı kovanı kafalı bir kadın heykeline işaret eder: Untilled (İşlenmemiş).

O halde biz de söyleşen taraflara yardımcı olalım ve aradıkları efsaneyi onlara altın tepside sunalım: Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Şey

İlim ve fennin nurlara müstağrak kıldığı hakikî medeniyet âlemi — Işık Barış Fidaner

Coetzee’nin Elizabeth Costello romanı üzerine Punctum’daki yazısını Emine Ayhan yüklemsiz (belki de öznesiz?) bir cümlenin eksiltisinde sorulmamış bir sorunun işaretiyle noktalayarak askıda bırakır [1]:

Zihnin reflekslerini askıda bırakan karşılaşmaların boşluğunda hazır değer ve anlamlardan azade bir şekilde kendini duyuran başka zenginlikler?

Bu askıdalık haline eşlik eden yargı, romanın son bölümünde temizlikçi kadına söyletilmiştir:

Yalnızca hafif can kalır askıda.
(İnanç/tutku/sadakat yükü taşıyan ağır can yere düşer)

Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey