https://www.turkcealtyazi.org/sub/712908/the-pervert-39s-guide-to-cinema.html
Tag Archives: Slavoj Žižek
Kamuoyuna kötü haberleri verme hakkı kimdedir? — Slavoj Žižek
Slavoj Žižek — 23 Ağustos 2018 — rt.com
On yıl önce WikiLeaks bomba gibi düştüğünde, internetin hakikaten açık bir toplum yaratabileceği zannedildi kısa bir süreliğine. O zamandan beri Ağbi [Big Brother] ona karşı savaşıyor.
Dijital medyada artan denetime ilişkin şikayetler işitiyoruz artık her gün, çoğu zaman da konseptin kaynağında regülasyonsuz herkese-serbestlik olduğuna inandığı görülen insanlardan.
Fakat gelin internetin kaynağını hatırlayalım. 1960’larda BE [Birleşik Eyaletler] Ordusu, eğer bir küresel nükleer savaş olur da komuta merkezini yok ederse, hayatta kalan birimler arasında haberleşmenin nasıl sürdürüleceğini düşünüyordu. Sonuçta (yok edilen) merkezi atlayıp dağınık birimleri yanal olarak birbirine bağlama fikri ortaya çıktı.
Isı dalgasında filozof olmak neden özellikle dayanılmazdır — Slavoj Žižek
Hava sıcaklığından dikkatinizi uzaklaştırmak için kuramsal spekülasyonlarda kendinizi kaybettiğinizde klasik bir Freud vakası olduğunuzu fark edersiniz.
Slavoj Žižek — 3 Ağustos 2018 — independent.co.uk
Isıdan nefret ederim. Bugünlerde Norveç’in kuzeyinde Kuzey Kutbu tarafındaki Svalbard adalarında olmayı hayal ediyorum. Ama evimde kaldığım için yapabildiğim tek şey klimayı açmak ve okuma yapmak … tabi ki süren ısı dalgaları ve küresel ısınma hakkında.
Tam da okunacak konu. 50°C’ı aşan sıcaklıklar artık çok haber olmuyor, Emirlikler’den güney İran’a kadarki hilal üzerinde, Hindistan’ın bazı yerlerinde, Ölüm Vadisi’nde süreklileşmiş, şimdiyse öğreniyoruz ki gidişat çok daha karanlık, sadece çöl bölgelerini tehdit etmiyor. Vietnam’da birçok çiftçi dayanılmaz ısı yüzünden gündüz boyunca uyuyup gece çalışmaya karar veriyor.
Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan-Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar — Slavoj Žižek
Slavoj Žižek — 20 Eylül 2018’de yayınlanacak — penguin.co.uk

Son yıllarda tekno-bilimsel ilerleme dünyamızı tümüyle değiştirmeye –neredeyse tanınmayacak hâle getirmeye– başladı. Bu sıradışı yeni kitapta ünlü filozof Slavoj Žižek Büyük Teknoloji’nin cesur yeni dünyasına dönüp bakıyor ve her yeni inovasyon dalgasıyla kendimizi Marx’ın ‘katı olan herşey buharlaşıyor’ tahmininin harfiyen gerçekleşmesine daha da yakınlaşmış bulduğumuzu ortaya koyuyor. Çalışmanın otomatikleşmesi, paranın görcülleşmesi [virtualisation], sınıf topluluklarının dağılması ve maddi olmayan entelektüel emeğin yükselişiyle birlikte küresel kapitalist yapı parçalanmaya başlıyor, öncekinden daha bile hızlı bir şekilde – ve şimdi tamamen yok olmanın eşiğinde.
Ama bunun ardından ne gelecek? Sürekli toplumsal-teknolojik çalkantı karşısında herhangi bir sahici değişim nasıl gerçekleşebilir? Böyle bir bağlamda, Žižek’e göre, hiçbir büyük toplumsal galibiyet olamaz – çünkü süren devrim, güpegündüz hırsız gibi, zaten sahneye çıkmıştır, gözümüzün önünde çalmaktadır. Şimdi yapmamız gereken uyanmak ve onu görmektir.
Her zamanki aciliyetle, Güpegündüz Hırsız Gibi günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemeleriyle ortaya atılan yeni tehlikelerin yanısıra radikal imkanları da aydınlatıyor, bunun hepimiz için elektrikleyici imletimlerini aydınlatıyor.
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Marx Bugün: Son Yakındır… Ancak Bizim Hayal Ettiğimiz Gibi Değil — Slavoj Žižek
Slavoj Žižek — 30 Nisan 2018 — thephilosophicalsalon.com
Erivan radyosu hakkında eski ve lezzetli bir Sovyet fıkrası vardır: dinleyici sorar “Rabinoviç’e piyangodan yeni bir araba çıktığı doğru mu?”, radyo da yanıtlar: “İlke olarak evet, doğru, ancak yeni bir araba değil eski bir bisikletti, ve ona çıkmadı ondan çalındı.” Bugün, doğumundan 200 yıl sonra, Marx’ın öğretisinin kaderi için de aynısı geçerli değil mi?
Erivan radyosuna soralım: “Marx bugün hâlâ gerçel [actual] midir?” Yanıtı tahmin edebiliriz: ilke olarak evet, kapitalist dinamiklerin onun çok iyi tarif ettiği çılgın dansı ancak bugün doruk noktasına ulaşmıştır, aradan geçen bir buçuk yüzyıl sonra, fakat… Gerald A. Cohen klasik Marksist işçi sınıfı mefhumunun dört özelliğini saymıştır: (1) toplumun çoğunluğunu teşkil eder; (2) toplumun zenginliğini üretir; (3) toplumun sömürülen üyelerinden oluşur; (4) üyeleri toplumdaki muhtaç insanlardır. Bu dört özellik bileştiği zaman iki özellik daha çıkar: (5) işçi sınıfının devrim ile kaybedeceği hiçbir şeyi yoktur; (6) işçi sınıfı toplumun devrimci dönüşümüne kalkışabilir ve kalkışacaktır. [1] İlk dört özelliğin hiçbiri bugünkü işçi sınıfına uymaz, o yüzden 5. ve 6. özellikler de çıkamaz. (Kimi özellikler bugünkü topluma kısmen uymaya devam etse bile artık tek bir failde toplanmazlar: toplumdaki muhtaç insanlar artık işçiler değildir, vb.)
Literatür ve artı-Bir üzerine — Slavoj Žižek
Ele alınan bir şey (ya da süreç) kendi başlangıç noktasına dolaysızca denk geldiğinde (geri düştüğünde), kendi kaybı ile tamamen örtüştüğünde Mutlak olanın bakış açısına ulaşırız.
İşte bu yüzden mutlak geritepmenin ortamı simgesel düzendir: her varlık ancak kendi kendisinden “geritepme” yoluyla kendi olduğu şey olurken, simgesel düzen doğrudan doğruya bu geritepmenin yapısıdır – orada, bir şey kendi işaretinde yok olmak yoluyla kendi olduğu şey olur. Eğer literatürü mümkün olan en geniş anlamda, her tür anlatıya alenî veya örtük bütün başvuruların alanı olarak tanımlarsak, diyebiliriz ki literatür olmayan hiçbir şey yoktur – literatür bir tür evrensel ortam hizmeti görür, en yoğun ve şiddetli siyasî ve askerî mücadeleyi bile ideolojik efsanelere başvurular kateder ve sürdürür. Fakat, tam da her şey literatür olduğu ölçüde, literatür aynı zamanda kendi içinde hiçbir şey değildir: asla literatür olarak mevcut olmaz, her zaman geri çekilmiş, saflığından yoksun bırakılmıştır, toplumsal ve siyasî mücadeleler, ekonomik çıkarlar, erotizm vb. onu katetmiş ve çarpıtmıştır. Toplumsal hayatın her sahası hakkında benzer bir iddiada bulunabilirmişiz gibi gözükebilir (ekonomi de evrensel değil midir ve aynı şekilde tüm diğer çeperlerce –hukuk, ideoloji, hususî travmalar ve çıkarlar– sarılmış değil midir, öyle ki ekonomik olmayan hiçbir şey yoktur, “saf” ekonomi diye bir şey yoktur?); fakat, “literatür” (anlatıların simgesel çeperi) burada biriciktir çünkü ekonomi veya hukuk gibi özel bir çeper değildir, toplumsal hayat alanının tamamını yapılandıran bir ortamdır.
“Mutlak geritepme”deki “mutlak” sıfatının, Mutlak olana hiçbir doğrudan erişimin olmadığını söyleyen, ona ancak geritepme içinde, bir mesafe üzerinden, hep kavrayışımızı aşan aşkın X olarak yaklaşılabildiğini söyleyen standart görüşün aksine, katı Hegelci anlamda alınması mühimdir. Hegelci bakış açısından, Mutlak olanın bu geritepmeden başka hiçbir şey olmadığını, geri çekildiği şeyi yaratan bu karşı-hareketten başka hiçbir şey olmadığını eklemek gerekir sadece – “mutlak” olan işte bu ondan geri çekilme ile onu yaratma arasındaki denk gelmedir. Bir’in özdeşliğine dair Hegelci mefhumu da işte böyle anlamalıyız, işte bu yüzden Hegel’e göre özdeşlik “düşünümlü/yansımalı bir belirlenim”dir. Bir hakkında bir yapısökümcü, kendini bir olarak gerçelleyemeyeceğine dair, indirgenemez çokluğun izlerince çoktan katedilmiş olduğuna dair, Bir’in hep “Bir’den fazla” (ama İki olmadan) olduğuna, onun Bir’liğini boşa düşüren bir özellik veya iz eklendiğine vb. dair sonu gelmez çeşitlemeler sunacaktır. Böyle bir yapısökümcü prosedüre spekülatif Hegelci yanıt, Bir’in yine de tüm çokluğu “dolaylayan” ve “kapsayarak aşan” kapsayıcı birlik olduğu değildir, çok daha radikal bir hamledir: Bir kendi içinde bir “artı-Bir”dir (ya da daha çok bir “fazla-olan-Bir”dir, le-plus-Un), ek bir özelliktir, birleştirdiği şeye kendini ekleyen bir şeydir.
Slavoj Žižek 2014 Mutlak Geritepme
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Not: İsteyen “literatür” yerine “edebiyat” diye de okuyabilir.
Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi? — Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi IJŽS
IJŽS-Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi
Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi?
Konuk Editör: Slavoj Žižek
Gönderimler:
Kaynakçalı özetler, 16 Mart; Tam makaleler, 15 Haziran 2018.
Son birkaç yıldır Slavoj Žižek’e yönelen saldırılar ve kaynakları giderek çoğaldı. Siyasette Donald Trump’la ilgili konumu yüzünden, mültecilere dönük insanî yaklaşımı eleştirmesi yüzünden, LGBT+ hareketine dönük daha nüanslı yaklaşımı vb. yüzünden kınandı. Psikanaliz alanında Jacques-Alain Miller etrafındaki Lacancılar Žižek aleyhine şiddetli bir kampanya başlattılar, onu düzenbazlıkla itham ettiler. Felsefe alanında yeni gerçekçilik biçimleri (“nesne-yönelimli ontoloji”) Žižek’in düşüncesini hâlâ aşkınsal öznelliğe dayandığı için reddediyor. Žižek’e dönük saldırılarda çoğu zaman neredeyse hiç duyulmamış şahsî acımasızlık karakteri var (Chomsky; Žižek’i kamusal uzamdan “silme” kampanyası), ayrıca bu saldırılara Žižek’in kamusal medyadan giderek daha çok dışlanması eşlik ediyor – artık onun yorumları ve yazıları LRB’de, Guardian’da, In These Times’da vb. okunamıyor.
Küçük şahsî atışmalara kaptırıp gitmek yerine, şu soru sorulmalı: Bu süren çatışmada gerçek mesele nedir? Felsefî ve siyasî olarak bu çatışma neyi imletir? Fikir, Žižek’in sorunlu ve bölücü bir figür olarak ortaya çıkışının farklı yönleriyle iştigal etmeye Žižek’in meslektaş ve eleştirmenlerini davet etmek, sonra da Žižek’in kendisinin bu toplanan metinlere yanıt vermesine izin vermektir. Böyle bir IJŽS sayısı çok önemli bir rol oynayabilir çünkü günümüz felsefesi ve Solcu düşüncesini kateden esas çatışkıları görünür kılacaktır.
Şayet bir makale göndermeyi düşünürseniz lütfen “CFP: WHAT WENT WRONG WITH ŽIŽEK?” yazarak IJŽS’ye bir Özet gönderiniz.
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bir Leninist gözüyle işaretler — Slavoj Žižek
Kriz & Eleştiri dergisinin 7 Kasım 2017’de yayınlanan “Bolşevik devriminin yüzüncü yılı” sayısında Slavoj Žižek’le yaptığı röportajdan küçük bir kısım.
IBF
Kriz & Eleştiri: Tarihsel maddecilik genelde her bir tarihsel dizilişin maddeci temelinin eleştirel analizini yapmakla ilgilenir, devrimci eylem imkanını açacak toplumsal çelişkileri arar. Ama toplumsal-tarihî durumların maddeci belirlenimlerinin analizi her bir konjonktürdeki tarih tecrübesinin –yani şu veya bu tarihsel döneme özgü imkansızlıkların– analizini de içermelidir, çünkü yeni (olası) politik öznelerin ortaya çıkması verili bir devrimci özneleşme imkanını faaliyete geçirmeye yetmez. Geç kapitalist söylemin hegemonyasının ve “tarihin sonu” ideolojisinin ötesinde, Rus Devrimi’nden sonra tarihsel zaman tecrübemizin değiştiğine dair işaretler var mıdır? Bu devrim hakiki bir tarihsel kırılmayı ve kopuşu temsil eder mi? Öyle ki günümüzde tüm özgürleştirici politik faaliyet ve stratejide dikkate alınmak zorunda mıdır? Okumaya devam et
Kadın sorunu, tam keyif ve lathouse’lar — Slavoj Žižek
Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.
IBF
Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir ifadenin ilkelerden türetilemeyeceğini biliyordu. Türetilemeyen şey anlatı hâline getirilmeli.” [1] Schelling’in gerçekliğin mantıksal yapısından (mefhumlar sistemi gibi sunulabilir) çıkıp ilksel dürtülerin Gerçeğine (orada çıkarımlar yoktur, ancak bir öykü anlatılabilir) ulaşması, yani logos‘tan mythos‘a doğru yaptığı hamle, Dişil olanın da öne sürülmesidir. Schelling bu düşünce çizgisini aşırıya götürdü: onun önermesine göre (ya da Sloterdijk’ın Schelling’e atfettiği önermesine göre) [2] dişil orgazm, cinsel hazzın bu en esrik anı (antik Yunanlar bunu zaten biliyordu) insan evriminin en yüksek noktasıdır. Sloterdijk hatta bu deneyimin Tanrı’nın ontolojik kanıtı rolü oynadığını iddia ediyor: orada biz insanlar Mutlak ile irtibata geçeriz. Schelling idealist kapalı çemberden çıkmayı denedi, maddeyi, organizmayı, hayatı, gelişimi getirdi, yani sadece saf mantıksal zihinle ilgilenmekle kalmadı, insan evrimi ile bedensel düzeyde, cinsellikte olup bitenlerle de ilgilendi: saadet sadece Aristocu düşüncenin kendini düşünmesi değildi, aynı zamanda adeta dayanılmaz bir azamiyetle kendi kendinin keyfini çıkaran bir bedendi.
İşaret Değeri Üzerine — Slavoj Žižek
Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.
IBF
Şimdiye dek, temelini ya da sınırlamasını sorgulamadan farklı fazlalık biçimlerine ve farklı fazlalıkların birbirleri içine örülmelerine [intertwinement] başvurduk. Mesela metaların mantığı ile imleyenin mantığı arasındaki benzeşimi sorunlu kılan şey, en başından beri teşkil edici bir kısım olmasına rağmen, Marx’ın kavramlaştırmasında eksik olan bir şey kılığında imleyici boyutun metaların çeperine nakşedilmiş olmasıdır. Marx’ın başlangıç noktası bir metanın ikili tabiatıdır, kullanım değeri ile mübadele değeri arasındaki bölünmedir; fakat kullanım değeri – mübadele değeri çifti bütün kapsamı içermez: bir başka değer boyutu gerekir, Lacan buna “kült değeri” demiştir. Gelin taşlanmış kot metasını ele alalım: onda bir kullanım değeri (onları pantolon olarak giyebiliriz) ve mübadele değeri vardır (fiyat ile ifade edilir), ama bir de ilk ikisine indirgenemeyen üçüncü bir değer vardır, metaya hale olarak yapışan yoğun bir anlam ağı vardır: taşlanmış kotun imlettiği “yaşam tarzı” nedir; gerçekliğe yönelik tutum nedir, onu giydiğimde kendimi nasıl bir imajla sunarım? PD (politik doğrucu) zamanlarımızda çevresel kült değeri öne çıkıyor: yarısı çürük ve daha pahalı “organik” elmaların gerçekten daha sağlıklı olduğuna kim inanır? Öyle ki, onları satın almakla sadece bir ürünü satın alıp tüketmiş olmayız—aynı zamanda anlamlı bir şey yapmış, çevreye duyarlılığımızı ve küresel farkındalığımızı göstermiş, geniş bir küresel projeye katılmış oluruz. … Lacan bu boyuta “kült değeri” derken Thomas Presskorn-Thygesen ile Ole Bjerg buna basitçe “işaret değeri” diyor. [1]





























