Tag Archives: Slavoj Žižek

Žižek’in Antigone’si bu gece Novo mesto’da açılışını yapıyor

Novo mesto, 11 Nisan – Sloven yıldız filozof Slavoj Žižek’in ilk oyunu, Antigone’nin üç sonlu versiyonu, bu gece Novo mesto’da avangart Anton Podbevšek Tiyatrosu (APT) yapımıyla açılışını yapıyor. [*]

Antigone’nin Üçlü Yaşamı yapımını ilk talep eden Hırvat Ulusal Tiyatrosu, bir dizi yapımla Rus Devrimi’nin yüzüncü yılını kutluyor.

İlk yapım olan Žižek’in oyununu yöneten APT yönetmeni Matjaž Berger, filozofun Antigone yorumuna odaklandı.

Sofokles’in Antigone’sinin “hale”sini ortadan kaldıran Žižek, onu iki kahraman Kreon-Antigone ve koronun prizmasından sunulan “kusursuzca normal varoluşsal konumlara” sokuyor.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Olasılık ve Görcüllük — Slavoj Žižek

Olasılıklar, verili bir kanun (tesadüfî ya da değil) şartı altında endekslenmiş bir imkânlar kümesinin gerçellenmemiş olaylarıdır. Şans, bir olasılığın, başlangıçta verilen şartlar temelinde hiçbir tekanlamlı belirlenim uğrağı olmayan herhangi bir gerçellenmesidir. Buna göre benim olumsallık diyeceğim şey, endekslenmiş bir olaylar kümesinin (endekslenmiş kümeye ait bir olayın değil) kendisinin bir olaylar kümesi olayı olmaması özelliğidir; görcüllük diyeceğim şeyse, herhangi bir olaylar kümesinin, önceden teşkil edilmiş herhangi bir mümkünler bütünlüğü hakimiyetinde olmayan bir dönüşme içinde belirmesi özelliğidir.

Quentin Meillassoux, “Olasılık ve Görcüllük,” Çöküş: Felsefî Araştırma ve Geliştirme 2 (2007), s. 71–2.

Olasılığın net bir örneği, bir zarın atılmasıyla mümkün olmuş olan bir olayın gerçek bir olaya dönüşmesidir: önceden varolan imkânlar düzeni onu belirlemiştir, altı sayısının gelme şansı altıda birdir, o yüzden altı sayısı gerçellendiği zaman, önceden varolan bir mümkün gerçekleşir. Görcüllük, aksine, mümkünler kümesinin bütünlenemediği bir durumu adlandırır, öyle ki yeni bir şey belirir, önceden varolan mümkünler kümesinde hiçbir yeri olmayan bir olay gerçekleşir: “zamanın mümkünü yaratması tam da geçtiği anda olur, zaman gerçek olanı öne sürdüğü gibi mümkün olanı öne sürer, zaman kendini tam da zarın atılmasının içine sokarak yedinci bir olayı öne sürer, ilkede bu öngörülemezdir, olasılıkların sabitliğini kırar.” (s. 74) Meillassoux’nun buradaki isabetli formülü fark edilmeli: Yeni’nin ortaya çıkması, önceden varolan bir imkânı gerçellemekle kalmayan, ama gerçellenmesi içinde kendi imkânını yaratan (geriye dönük olarak açan) bir X belirdiği zaman olur.

Slavoj Žižek 2012 Hiçten Az

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

Probability’yi İhtimâl diye çeviriyorum. Olası olmak ve Olasılık artık Potential ve Potentiality oldu.

Becoming’e Dönüşme dedim, Transformation’dan daha lâyık bir İngilizce karşılık.

Case’i Olay diye çeviriyorum, İngilizce’de Event denen şeyler zaten bizim Olay dediğimiz şeylere karşılık gelmiyor.

Actual ile Virtual’ı zaten Gerçel ile Görcül diye çeviriyordum.

https://www.facebook.com/groups/Zatss/permalink/803888386425386/

4 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Yücenin iki şekli — Slavoj Žižek

Bilindiği gibi, Yücenin iki şeklinin [mode] karşıtlığının altında yatan kavramsal matris Saf Aklın Eleştirisi‘nde, saf aklın iki tip antinomisi arasındaki fark kılığında, kurulmuştu (CPR, B 454-88). Aşkınsal kategorileri kullanımında Akıl, imkânlı deneyim nesneleri asla olamayacak varlıklara (Bütün hâlinde evren, Tanrı, can) bu kategorileri uygulamak yoluyla imkânlı deneyim alanının ötesine geçtiği zaman, bu antinomilere ayağı dolanır, yani necessarily iki çelişkili sonuca ulaşır: evren sonludur ve sonsuzdur; Tanrı varolur ve varolmaz. Kant bu antinomileri iki grupta toplar: matematiksel antinomiler, kategoriler evrene bir Bütün hâlinde (sonlu sezgimize asla verilmeyen görüngülerin toplamı hâlinde) uygulandığı zaman belirir; dinamik antinomiler ise bu kategorileri görüngüler düzenine ait bile olmayan nesnelere (Tanrı, can) uyguladığımız zaman ortaya çıkar. İki antinomi tipinin farklı mantıkları izlemesi çok önemlidir. Bu fark, en başta, antinomiyi ortaya çıkarmak üzere sentezi yapılan dizideki öğeler arasındaki bağın şekliyle [modality] ilgilidir: matematiksel antinomilerde duyusal sezginin erişebildiği bir çoklukla (das Mannigfaltige) uğraşırız, yani sezgide verilmiş öğelerin basit eş-varoluşlarıyla uğraşırız (buradaki mesele onların bölünebilirliği ve sonsuzluğudur); dinamik antinomilerde zekâyla uğraşırız, salt duyusal sezginin ötesine ulaşan bir sentez gücüyle uğraşırız, yani öğeler arasındaki necessary mantıksal bağlantı (Verknuepung) ile uğraşılır (sebep ve etki mefhumlarıyla).

Slavoj Žižek 1993 Negatifle Oyalanmak

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

Necessarily ve necessity‘yi çevirmeden bıraktım. Buradaki anlamı Türkçesinde karşılayamıyorum. Türkçede “gereklilik” denen şey bu değil.

English

1 Yorum

Filed under Çeviri

Bağdaşım yanılsaması — Slavoj Žižek

Mücadeleye girişen öznenin düşman diye algıladığı şey, başa çıkması gereken dış engel diye algıladığı şey, öznenin kendi içkin bağdaşmazlığının maddeleşmesidir: kendi bağdaşım yanılsamasını sürdürmek için mücadele veren özneye düşmanın çehresi gerekir, onun kendi özdeşimi bu düşmana karşı çıkmaya dayanır, o kadar çok dayanır ki (sonunda) zafere ulaşması kendi yenilgisi ve çözülüşü anlamına gelir. Hegel’in sevdiği ifadeyle, dış düşmanla savaşan kişi (bilmeden) kendi özüyle savaşır. Demek ki mücadeleye girişmeyi kutlamanın çok ötesinde Hegel, daha çok, her kavgalı konumun, her taraf tutmanın gerekli bir yanılsamaya (düşman imha edildiği zaman tam varlığımın gerçekleşeceği yanılsamasına) yaslanmak zorunda olduğunu söyler. Bu da bizi Hegelci ideoloji mefhumu olabilecek şeye getirir: imkân koşulunun (konumumuzun aslî unsuru olan bir şeyin) imkânsızlık koşulu gibi (tam gerçekleşmenizi önleyen engel gibi) algılanmasına getirir – ideolojik özne kendi özdeşiminin tamamen bozucu engel diye algıladığı şeye yaslandığını kavrayamaz.

Slavoj Žižek 2012 Hiçten Az, s. 200

İngilizcesi

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri

Cinsel olan siyasidir — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

Ayrı tutulan tuvalet kapıları günümüzde büyük bir hukuk ve ideoloji mücadelesinin merkezindedir. 29 Mart 2016’da Silikon Vadisi ağırlıklı 80 işveren patron, vitrinde Facebook patronu Mark Zuckerberg ve Apple patronu Tim Cook olmak üzere, Kuzey Carolina Valisi Pat McCrory’ye bir mektup yazarak transgender insanların karşıcinse ayrılmış kamusal hizmetleri kullanmasını yasaklayan yasayı kınadılar. “Bu ayrımcı yönetmeliği yasaya çevirme kararınız bizi hayal kırıklığına uğrattı,” diyor mektup. “İşverenler topluluğu her düzeydeki yasa yapıcılara böyle yasaların hem çalışanlarımıza hem de işverenlerimize kötü geldiğini [are bad for] sürekli olarak söylemiştir.” O halde büyük sermayenin ne tarafta olduğu açık. Tim Cook, Çin’de Apple ürünlerini kölelik koşullarında montajlayan yüzbinlerce Foxconn işçisini kolayca unutabilir; ayrıcalıksız kalanlarla büyük dayanışma jestini yapmıştır, gender ayrımının kaldırılmasını talep etmiştir… Çoğu zaman olduğu gibi, büyük işverenler siyaseten doğrucu kuramla yan yana durmaktan gurur duyar.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 12 Ağustos 2016 — newsweek.com

Alfred Hitchcock “Filmler kötü adamları kadar iyi olurlar” demişti — yani buna göre neredeyse ideal “kötü adam” (Donald Trump) sayesinde önümüzdeki ABE seçimleri iyi mi geçecek? Evet, ama çok sorunlu bir anlamda. Liberal çoğunluğa göre 2016 seçimleri açık ve net bir tercihi temsil ediyor: Trump figürü gülünç ve aşırıdır, görgüsüzdür. En kötü ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarımızı sömürür, nezaketten öylesine yoksun bir erkek şovenisttir ki önde gelen Cumhuriyetçiler bile onu topluca terk ederler. Eğer Cumhuriyetçi aday Trump olacaksa bu hakikaten “mutlandırıcı bir seçim” olacaktır – bütün sorunlarımıza ve küçük dalaşmalarımıza rağmen, gerçek bir tehdit karşısında hepimiz temel demokratik değerlerimizi savunmak üzere omuz omuza verebiliriz, Ocak 2015’de Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılardan sonra Fransa’da olduğu gibi.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Putoğan Hayaleti — Slavoj Žižek

🎭♟️🕹️ Kukla Rejimi 🎭♟️🕹️

Rusya’daki Vladimir Putin ile Türkiye’deki Recep Tayyip Erdoğan şimdi resmen düşmanlar, ama giderek aynı politik rejimin iki versiyonuna daha fazla benzemiyorlar mı?

putogan

Slavoj Žižek — 3 Şubat 2016 — newstatesman.com

Türkiye’nin benim aleyhimde yürüttüğü eş-güdümlü resmi kampanyası konuyu bağlayacak kısa bir sözü hak ediyor. Türk tarafındaki bazıları düzmece röportaja atıf yapılmasından dolayı New Statesman’in özür dilemesini sanki metnimdeki tüm esas iddialardan dolayı özür dilenmişçesine (yani sanki bu iddialar geri çekilmişçesine) yamulttular. Ne ki, NS’de yayınlanan metnim düzmece Andalou röportajına “dayanmıyordu”, daha önce başka bir yerde (Almanya’da) yazılıp yayınlanmıştı, o düzmece röportaja atıf olmaksızın; içerdiği iddialar da Türkiye politikasına dair yüzlerce eleştirel metni yankılamaktadır. Benim tek “yalanım” internetten erişilebilen düzmece bir röportaja atıf yapmaktı — böyle bir hataya da bugünlerde herkes düşebilir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Norveç’in Varolmayışı — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 9 Eylül 2015 — LRB

Afrika ve Ortadoğu’dan Batı Avrupa’ya akan mültecilerin kışkırttığı tepkilerin, ölümcül bir hastalığa yakalandığımızı öğrenince gösterdiğimiz tepkilere benzemesi çarpıcıdır, Elisabeth Kübler-Ross’un Ölüm ve Ölme Üstüne adlı klasik çalışmasında tarif ettiği şemadaki gibi. İlk başta inkâr edilir: “Fazla ciddi değil bu, görmezden gelebiliriz” (ki bunu pek işitmez olduk). Sonra kızgınlık olur –bu nasıl benim başıma gelir?– inkâr geçerlenemedikçe kızgınlık patlar: “Mülteciler yaşam tarzımızı tehdit ediyor; içlerinde Müslüman köktenciler saklanıyor; durdurulmalılar!” Pazarlık yapılır: “Peki, kotalar koyalım; kendi ülkelerinde mülteci kampı açabilsinler.” Bunalım yaşanır: “Mahvolduk, Avrupa Avrupistana dönüyor!” Henüz görmediğimiz olaysa Kübler-Ross’un beşinci aşaması, kabullenmedir. Kabullenme olunca mültecilerle baş etmek için tüm-Avrupalı bir plan çıkarılacaktır.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Makale

Sevgili Britanya — Slavoj Žižek, Yanis Varoufakis

Sevgili Britanya,

Stalin’e 1920’lerin sonunda “Sağ mı sol mu, hangisi daha kötüdür?” diye sorulduğunda, “İkisi de daha kötüdür!” diye hemen yanıtlamıştı. AB’den çıkıp çıkmama meselesine benim ilk tepkim budur.

Britanya halkına “Lütfen Avrupa’da kalın!” diye duygusal mesajlı aşk mektupları göndermek değil derdim. Nihayetinde tek bir mesele beni ilgilendiriyor. Avrupa bir kısır döngüye kapılmış, fol karşıtlar [false opposites] arasında–küresel kapitalizme teslim olmak ile göçmen karşıtı popülizme teslim olmak arasında– salınırken, bu çılgın oyunun dışına adım atma şansını bize hangi politika sağlayabilir?

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Cinsel fark üzerine — Slavoj Žižek

… Bu tersyüz noktası Evrensel’i kuran istisnadır. [*]

Hegel’in her cinsin tek bir türü olduğu savı, öbür türün cinsin kendisi olduğu savı, aynı paradoksal tersyüz noktasına yöneliktir. Örneğin ‘Zengin insanlar parası olan fakir insanlardır’ dediğimizde, bu tanım ters çevrilemez – ‘Fakir insanlar parası olmayan zengin insanlardır’ diyemeyiz. ‘Fakir insanlar’ ve ‘zengin insanlar’ diye iki türüne ayrılan nötr bir ‘insanlar’ cinsine sahip değiliz: Cins ‘fakir insanlar’dır, bu cinsin türü olan ‘zengin insanlar’ı elde etmek için bu cinse türsel farkı [differencia specifica] (para) eklemek zorundayız. Psikanalizin cinsel fark tasavvuru da bununla homolog gibidir: ‘Kadın iğdiş edilmiş adamdır’. Burada yine bu önerme ‘Adam falluslu kadındır’ diye tersine çevrilemez. Fakat bundan adamın erkek olarak ontolojik önceliği olduğu sonucunu çıkarmak yanlış olurdu. Hegelcilikteki paradoks, türsel farkın ‘kesilmesi’nin cinsin kendisinde teşkil edici oluşudur. Başka bir deyişle iğdiş edilme, adam cinsini tanımlar; iğdişle işaretlenmemiş ‘nötr’ evrensel İnsan, olsa olsa iğdişin inkarını belirtir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri