Monthly Archives: Mayıs 2022

Öznel Ergime ve Nesnel Ergime — Işık Barış Fidaner

İki tür ergime vardır, öznel ve nesnel [1]. Şimdi bunları birer birer ele alalım.

oznel

Öznel ergimede bir kişi mevcut bir Esas-İmleyene tabi kılınmaktadır. Örnekler: ergenliğe geçiş, sünnet, vaftiz. Toplumu bir arada tutan unsur, iğdişten muaf bir Esas-İmleyendir. Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Şey

İnandığı varsayılan özne — Slavoj Žižek

İnandığı varsayılan özne ile bildiği varsayılan özne simetrik değildir, çünkü inanç ve bilgi simetrik değildir: Simgesel kurum olarak (Lacancı) büyük Ötekinin en radikal statüsü inançtır (güven), bilgi değil; çünkü inanç simgeseldir, bilgi gerçektir (büyük Öteki temel bir ‘güven’ verir ve ona dayanır). İnançta hep asgari bir ‘düşünüm’ vardır, ‘bir başkasının inandığına inanmaktır’ (‘Hâlâ Komünizme inanıyorum’ demek ‘Hâlâ Komünizme inanan insanlar olduğuna inanıyorum’ demektir), bilginin ise bir başkasının bilmesiyle alakası yoktur. Bu nedenle başkası aracılığıyla inanabilirim ama başkası aracılığıyla bilemem. Yani: inancın doğasındaki düşünümden dolayı bir başkası benim yerime inandığı zaman ben onun aracılığıyla inanmış olurum; bilgide bu düşünüm yoktur – başkasının bildiğini varsayınca ben onun aracılığıyla bilmiş olmam. Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri

Aynıyla Farklının Özdeşliğiyle İhtilafı — Işık Barış Fidaner

Hegel mutlağı “özdeşlikle özdeş-olmayışın özdeşliği” diye tanımlamıştı (Mantık Bilimi). Şimdi iki bakış açısının paralaksından bir model türetelim:

Aynıyla Farklının Özdeşliği

Özdeşlik açısından, özgül bir simgesel düzen, aynı adamın (S1) farklı şeyler (S2) yapmasından veya yapmaya çalışmasından oluşur. Tek gerekliliği zemin alan bir mümkünatlar alanıdır. Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Şey

Slavoj Žižek’le alay etmek klişe oldu — Işık Barış Fidaner

Ben bunu yazmak zorundaydım ama sizin şu çeviriyi okumanızı daha çok isterim: “Ölünceye dek yaşamak” Slavoj Žižek

Biliyorsunuz bir yazarın kitabı çıkacaksa hürmet ettiği birkaç yazardan görüş alıp kitabın arka kapağına koyabilir ki kitapçıda dolaşan biri eline aldığında “Bunu sevdiysem bunu da sevebilirim” diye mantık yürütebilsin. Bu tanıtıcı yazılara “blurb” denir. İnternet sitelerindeki bütün tavsiye sistemleri “blurb”ün (yani Babanın-Adı işlevinin) sulandırılmış türevleridir. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Şey

Din sahidir: O dışarılır: im kansız: hiç-pek-ora — Jacques Lacan

Simgesellik bir şeyleri önbastırdıkça (urverdrängt) hiç anlam verilemeyen bir şeyler kalır; mantıken veya bir nakaratı yineler gibi “herkes ölümlüdür” diyebilsek dahi bu böyle kalır. İşte “herkes ölümlüdür” sözündeki “herkes” pek anlamlı olmadığı için Tebai’de salgın çıkmalıdır ki bu vaziyet salt Simgesellikten çıkıp tahayyüllere de nüfuz etsin; her kişi kendini şahsen bu salgın tehdidine maruz hissetmelidir ki o salgını gerektiren şey de açığa vurulabilsin… [ç.n. Ödip efsanesinden söz ediyor] Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Kurbağan olurum! — Slavoj Žižek

Güncel bir İngiliz birası reklamı cinsel ayrımı netleştirmemizi sağlar.

İlk başta ünlü masal sahnelenir: Bir kız dere kenarına gelir, bir kurbağa görür, onu nazikçe eline alır, öper, ve elbette mucize gerçekleşir: Çirkin kurbağa genç ve güzel bir adama dönüşür. Ama hikaye burada bitmez: Genç adam kıza haris bir bakış atar, onu kendine çeker, öper – ve kız bir şişe biraya dönüşür, muzaffer bir havayla adam şişeyi elinde tutar…

Okumaya devam et →

13 Yorum

Filed under Çeviri

Koşu Bir — Tom Tykwer

Keşke bir yabancı olsam
Gökyüzünü anlayabilen
Keşke bir uzaygemisi olsam
Satürn’ü sollayıp geçen
Keşke bir prenses olsam
Ordulara emirler veren
Keşke bir hükümdar olsam
İnsanları ikna edebilen Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Şarkı

Özgün Standart Metrelerin Sonuncusu

Fransız Devrimi sadece Fransa hükümetini sarsmakla kalmadı, kullanılan matematiksel sistemleri de sarstı. Köklü değişikliklerden bir tanesi mesafe ölçümüyle ilgiliydi ve hâlâ ilk standart metrelerden birini Paris’teki özgün yerinde bulabilirsiniz. Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Lola’nın üç canı — Slavoj Žižek

Tom Tykwer’ın Koş Lola Koş (1998) filmi bir anlamda Krzysztof Kieślowski’nin Kör Talih (1987) filminin postmodern ve coşkulu bir yinelenişidir. Berlin’li punk kız Lola (Franka Potente) erkek arkadaşını öldürülmekten kurtarmak için öyle ya da böyle yirmi dakikada yüzbin Alman markı bulmak zorundadır; devamında üç alternatif netice sahnelenir:
1) Lola öldürülür.
2) Erkek arkadaşı öldürülür.
3) Lola işi becerir, erkek arkadaşı kayıp parayı bulur ve ikisi beraber yüz bin Alman markı kazançla mutlu son.
Ayrıca bir dizi işarete bakılırsa hem Lola hem de diğer insanlar önceki versiyonları sanki gizemli bir yolla hatırlıyor gibidirler. Okumaya devam et →

5 Yorum

Filed under Çeviri

Ölünceye dek yaşamak — Slavoj Žižek

Untitled

Günümüzde yaşadığımız sağlık krizi, küresel ısınma, toplumsal-ekonomik ve benzeri çatışkılardan oluşan komplike vaziyete hangi etik duruş uygun düşer?

İlk akla gelen figür, yetkililerin dayattığı özel bir görevle iştigal eden uzmanlardır; uzman bir kişi yürüttüğü faaliyetin geniş toplumsal bağlamını fütursuzca yoksayabilir.

İkinci akla gelen figür, radikalimsi entelektüellerdir; mevcut düzeni eleştiren bu kişiler ahlaki üstünlüğün rahat konumuna sığındıkları için yaptıkları eleştirinin gerçel etkileri olmayacağını çok iyi bilirler [ç.n. entelijansiya = entel jantiler + entel jartiyer].

Peki fol eleştirel duruşların bizi gark ettiği yanılsamadan sıyrıldıktan sonra yaşantımıza nasıl devam edeceğiz?

Okumaya devam et →

11 Yorum

Filed under Çeviri