Lacan’ın psikanalitik devanın neticesiyle ilgili formülü yıllar içinde öznelleştirmeden öznel yoksunlaşmaya doğru kaymıştır.
Devayı neticelendiren öznelleştirme jesti, öznenin statüsü ona belli bir suç veya borç getirdiği ölçüde –1950’lerde Lacan’ın benimsediği felsefi topos Kierkegaard’dan Heidegger’e böyleydi–, öznenin ‘sahici olmayan’ gündelik varoluşuyla perdelenen temel suçunu veya borcunu tam olarak üstlenmesi demektir.
Oysa deva neticesinde öznel yoksunlaşma olacaksa öznenin suçu ve/ya borcu ortadan kalkmalıdır.
Böylece Freud’un aşağıdaki sözünün iki zıt okumasına varırız:
Wo Es war soll Ich werden (O neredeyse ben oraya varmalıyım)
Suçu üstlenme anlamında ‘öznelleştirme’ analizanın kendi rastlantısal kaderini ‘öznelleştirmesi’, tamamen üstlenmesi, ‘içselleştirmesi’ demektir, yani trajik/kahramansı bir sevfelek (amor fati) jestine işaret eder…
‘Öznelleştirme’ formel bir jesttir, simgesel dönüşümdür, özne yazgısını oluşturan anlamsız rastlantıları kendi simgesel evreninde bütünler, onları özyaşamöyküsüne dahil eder, onlara anlamlar yükler.
‘Öznel yoksunlaşma’ jestiyse bunun tam tersidir: psikanalitik devanın sonunda analizan simgeleme/içselleştirme itkisini askıya almalıdır, yorumlama ve ‘derin anlamlar’ arama itkisini askıya almalıdır; ömrü hayatı boyunca izini sürdüğü travmatik karşılaşmaların düpedüz rastlantısal ve yansız olduğunu, hiçbir ‘derin mesaj’ taşımadığını kabullenmelidir.
Bölünemez Kalan’dan
Türkçesi: Işık Barış Fidaner
Bkz “Kendinibütün, Kendindar, Kendinsiz”, “Hiperego ve Lacan’ın Üç Evresi”






























Geri bildirim: Bir başka doyum — derleme | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Hiperego ve Lacan’ın Üç Evresi — Işık Barış Fidaner | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Perde — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER
Geri bildirim: Saikbilim — özel sayfa | YERSİZ ŞEYLER