1. İşaret, İmlenen, İmleyen
Kimileri dili bir adlandırma sürecine indirger, adlandırdıkları şeylere tekabül eden sözcüklerin listesi gibi görür. Mesela:

Bu kavrayış birçok yönden eleştirilebilir:
1) Daha sözcükler ortada yokken kavramların hazır bulunduğunu varsayar.
2) Adların sesli mi ruhsal mı olduğunu belirtmez (‘arbor’ iki türlü de okunabilir).
3) Ad-şey bağının basit bir işlem olduğunu varsayar, oysa hiç de öyle değildir.
Yine de bu naif yaklaşım bizi hakikate yaklaştırabilir zira dildeki birimlerin ikili yapısını ortaya çıkarır, onların iki terimin ilintisiyle kurulduklarını gösterir.
Konuşma devresinde gördük ki:
1) Dilde işareti oluşturan her iki terim de ruhsaldır.
2) Çağrışım bağıyla [bağlaşımla] beyinde birleşirler.
Bunları vurgulamak şart. Okumaya devam et →