Category Archives: Bilim

Ulusal Parklar Devrimci Örgütlenme Kurulunun İlk Toplantısı — Kate Washington

Kate Washington — 27 Ocak 2017 — mcsweeneys.net

ÇORAKLAR: Değerli ulusal hazine yoldaşlarım, toplantımızı başlatıyorum. Geldiğiniz için hepinize teşekkürler. Kimsenin Amerika’yı kurtarmaya niyeti yok gibi görünüyordu, ben de bu duruma manzaramı koydum. Bugünkü amacımız başlangıç stratejimizi kararlaştırmak.

ŞENANDO: Ben anladığımdan emin değilim. Sonuçta biz parkız. Trump idaresiyle mücadele için elimizden ne gelir ki? Böyle oturup hoş gözükmemiz ve insanları misafir edip ağırlamamız gerekmiyor mu?

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Bilimciler Trump İdaresine Karşı Çevrimiçi “Direniş” Hareketi Örgütlüyorlar — Robin Andrews

extra_large-1485442072-cover-image

Robin Andrews — 26 Ocak 2017 — iflscience.com

Bilim saldırı altında. Entelektüel karşıtlığının karanlık gücü iktidara geldi, ve çeşitli federal araştırma ajansları birer birer susturuluyor, araştırmalarını çevrimiçinde tartışma yetkinliklerinden men ediliyorlar. Twitter hesapları hâlâ faal kalsa da iklim değişimi ve çevreciliğe yapılan atıflardan temizleniyor.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Serseri Ulusal Park İklim Değişimi Gerçekleri Tweet Ederek Donald Trump’a Meydan Okudu — Katie Reilly

Katie Reilly — 24 Ocak 2017 — time.com

Çoraklar [Badlands] Ulusal Parkı Salı günü öğleden sonra resmî Twitter hesabında iklim değişimi hakkında birçok olguyu yazarak Başkan Donald Trump idaresinin inançlarıyla çelişebilecek istatistikleri paylaştı.

“Bugün, atmosferdeki karbondiyoksit miktarı geçmiş 650 bin yılın her bir anına kıyasla daha yüksektir. #iklim,” diye tweetledi Park Salı günü.

Okumaya devam et →

Serseri Ulusal Park İklim Değişimi Gerçekleri Tweet Ederek Donald Trump’a Meydan Okudu — Katie Reilly için yorumlar kapalı

Filed under Çeviri, Bilim

Trump hükümet bilimcilerini konuşma yasaklarıyla susturdu — Angela Chen

Angela Chen — 24 Ocak 2017 — theverge.com

Çevre Koruma Ajansı ve Tarım Bakanlığı çalışanları etkilendi

İşe başlamasının daha ilk haftasında Trump idaresi şimdiden iki federal ajanstaki çalışanların konuşmalarını yasakladı bile. Çeşitli medya kuruluşlarının elde ettiği yazışmalar Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Tarım Bakanlığı çalışanlarının artık kamuoyuyla ve basınla haberleşmelerinin engellendiğini gösteriyor.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Yönlendirme

ABE Ulusal Park çalışanlarına gönderilmiş e-posta.

Kaynak: gizmodo.com

Herkes:

Tüm [İçişleri Bakanlığı bürolarını] yönlendiren [Washington Destek Ofisi] yoluyla Bakanlıktan aldığımız yönlendirme ikinci bir emre kadar hükümetin Twitter hesaplarının kullanımının derhal durdurulması yönündedir.

Kriz haberleşme planları dahilinde Twitter kullanan PWR parklarının bu gereksinimi karşılamak için olumsallık planlarını değiştirmeleri gerekecek. Gelecek tarihli gönderilmiş tüm yazıların silindiğinden ve twitter hesaplarınıza dönük platformlar arası otomatik bağlantıların koparıldığından emin olunuz. Twitter’da kesinlikle hiçbir şey gönderilmemesi beklenmektedir.

Özetle bu Twitter’dan çekilme derhal Twitter kullanımını durduracağız demek. Fakat yönlendirme olmadıkça hükümet hesaplarını kapatmak ya da silmek gerekmiyor.

Diğer onaylı sosyal medya platformlarının kullanımını etkilemiyor. Önümüzdeki hafta başka yönlendirmeler gelmesini bekliyoruz ve geldikçe sizinle paylaşacağız.

Yardımınız için teşekkürler!

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Cenazeler Kaldırıldıkça Mı Bilim Gelişiyor?

Pierre Azoulay
Christian Fons-Rosen
Joshua S. Graff Zivin

Özet
Seçkin bilimcilerin kendi alanlarının diriliğini ne ölçüde şekillendirdiğini araştırmak üzere bilimsel yeteneklerinin zirvesinde vefat eden 452 akademik hayat bilimcisinin alanlarındaki giriş hızlarını inceledik. Çalışma ya da atıf ortaklıkları yerine sadece bilimcilerin yayınlarıyla entelektüel bağlarına başvurarak bilimsel alanların sınırlarını çizen yeni bir yöntem, analizlerimizde anahtar olmuştur. Geçmiş araştırmalarla da bağdaşan sonuca göre, bir yıldız bilimcinin ölmesinin ardından olaydan etkilenen alanlarda çalışma ortaklarından gelen makale akışı (kontrol alanlarına nispeten) apansızca düşer. Buna karşılık, çalışma ortağı olmayanlardan gelen makale akışının ortalama %8 arttığını bulduk. Bu ek katkılara atıf yapılma ihtimali orantısızca yüksektir. Ayrıca bu ek katkıların vefat eden süperyıldızın alanında önceden etkin olmayan bilimcilerce yazılmış olmaları ihtimali yüksektir. Bu sonuçların genel mesajı, dışlananların [outsider] bir yıldız hayattayken alandaki liderliğe meydan okumakta çekinceli oldukları, o gittikten sonra bile bir dizi bariyerin girişi sınırlayabildiğidir. Hem entelektüel hem sosyal hem de kaynaklarla ilgili bariyerlerle giriş sektelenir ve dışlananlar ancak “yabancı” fikirlerin destek ve kabul görebildiği daha az hasmane bir manzara sunan alt alanlara girebilirler.

Anahtar kelimeler: bilim ekonomisi, bilimsel alanlar, süperyıldızlar, görünmez kolej, birikimsel bilgi üretimi.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

Bohr’un davet etmesi üzerine Schrödinger Eylül 1926’da dalga mekanikleri hakkında ders vermek üzere Kopenhag’ı ziyaret etti. Ardından kuantum kuramının temelleriyle ilgili günler boyunca süren uzun tartışmalar yapıldı: Schrödinger, dalga mekaniğine dair yeni basit fikirlerinin ikna edici bir resmini verebiliyordu, Bohr ise kuantum sıçramaları olmadığında Planck Yasasının bile anlaşılmaz halde kalacağını ona izah etti. En sonunda Schrödinger:
— “Bu lanet olası kuantum sıçrama işine yapışıp kalacaksak, o halde kuantum kuramıyla herhangi bir alâkam olmuş olmasından pişmanlık duyuyorum,” diye çaresizlikle bağırdı, Bohr şöyle yanıtladı:
— “Ama geri kalanımız senin yaptıklarına müteşekkirdir, çünkü kuantum kuramının netleştirilmesine çok büyük katkılarda bulundun.”

(Heisenberg, 1955, Niels Bohr’un 70’inci doğum günü için hazırlanan kitap)

***

Schrödinger’in kuantum sıçramasına dair reductio ad absurdum’u: Bir kedi vidyosu

***

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

schrodinger-bohr

***

İngilizcesi

8 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir — G. W. F. Hegel

Felsefe ile dolaysız bilginin [ç.n. Jacobi’nin] temin ettikleri arasındaki fark daha çok dolaysız bilginin felsefe karşısında takındığı dışarıcı [exclusive] tutumu merkez alır.

Oysa Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’ düsturu, Çağdaş Felsefe’nin bütün ilgisini yasladığı söylenebilecek bu düstur, yazarı onu ilk bildirdiğinde, kendine delalet eden dolaysız bir hakikatti. Bu düsturu syllogism diye adlandıranlar herhalde ‘Ergo’ kelimesinin syllogism‘lerde geçmesinden daha fazlasını biliyorlardır. Ara terimi nerede arayacağız? Bu adı meşrulaştırmak için eğer Descartes’ın fikirler bileşimine ‘dolaysız’ syllogism diyeceksek, bu lüzumsuz syllogism çeşidi, düşüncede ayrık kalan terimlerin dolayımsız kalan sentezine verilmiş bir ad olmakla kalacaktır. O halde dolaysız bilginin öne sürdüğü düstur, oluşun fikirlerimizle sentezi, syllogism olma hakkı bakımından Descartes’ın aksiyomundan ne eksik ne de fazladır. Bizzat Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’un syllogism olmadığını açıkça bildirdiği kısmı, Hotho’nun ‘Kartezyen Felsefe Üzerine Tez’inden (1826’da yayınlandı) alıyorum. Kısımlar: Respons. ad II Object.: De Methodo IV: Ep. I. 118. Birinci kısımdan konuyla daha ilgili sözleri alıntılıyorum. Descartes şöyle diyor: ‘Düşünen oluşlar olmamız “prima quaedam notio quae ex nullo syllogismo concluditur” ‘ (Hiçbir syllogismden çıkarılmamış öncül bir kavramdır); ve devam ediyor: ‘neque cum quis dicit; Ego cogito, ergo sum sive existo, existentiam ex cogitatione per syllogismum deducit.’ (Birisi düşünüyorum o halde varım ya da varolurum dediğinde de varoluşu düşünceden bir syllogism yoluyla çıkarmış olmaz.) Descartes syllogismin neyi gereksindiğini biliyordu, o yüzden şunu ekledi: düsturun syllogism çıkarımlarına uyması için ana önermeyi ona eklemeliyiz: ‘Illud omne quod cogitat, est sive existit.’ (Düşünen her şey vardır ya da varolur.) Elbette o bu ana önermenin kendisinin ilk düsturdan çıkarılması gerektiğini belirtir.

Descartes’ın dili, düşünen ‘Ben’in aynı zamanda olması gerektiğine dair düsturu, bu bağlantının bilincin basit algısında örtük halde verilmiş olduğunu söylemesi, – bu bağlantının mutlak başlangıç olması, ilke olması, her şeyden daha kesin ve belli olması, öyle ki hiçbir kuşkuculuğun bunu kabul etmeyecek kadar monstroz olamayacağı: – bütün bu dil o kadar canlı ve belirgindir ki Jacobi ve diğerlerinin bu dolaysız bağlantı hakkında çağdaş beyanları olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 127

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun da devamını başka bir sayfada çevireceğim.

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi — G. W. F. Hegel

(2) Nihayetinde Kantçı sistem düşüncenin spontane öz-belirlenimi ilkesini ancak formel anlamda oturtmuştu. Düşüncenin bu öz-belirleniminde tarz ve ölçüye dair ayrıntılara Kant hiç girmedi. Bu noksanlığı ilk fark eden Fichte oldu; kategorileri çıkarma ihtiyacına dikkat çeken Fichte, sahiden böyle bir şeyi sağlamaya uğraştı. Fichte ile felsefî gelişimin başlangıç noktası ‘Ben’ olur: ve eylem neticelerinin kategoriler halinde gözükmesi beklenir. Ama aslında Fichte’de ‘Ben’ özgür ve spontane bir enerji halinde sunulmaz; ilk uyarımını dıştan gelen bir şok ya da impulstan alması beklenir. Bu şok karşısında ‘Ben’, varsayıma göre, reaksiyon verecektir, ve ilk kez kendi bilincine varması ancak bu reaksiyon yoluyla olacaktır. O esnada, impulsun tabiatı, kapsamımızı aşan bir yabancılık halinde kalır: ve ‘Ben’, hep başka bir şeyle karşılaşarak, bir koşul altına sokulur. Fichte, neticede, Kant’ın yaptığı çıkarımın ötesine hiç geçmemiştir: “Yalnızca sonluluk bilinebilir. Sonsuzluk düşünce kapsamını aşar.” Kant’ın kendi-başına-şey dediğine, Fichte dıştan gelen impuls der – ‘Ben’den başka bir şey soyutlamasıdır bu, genel anlamda olumsuz ya da Ben-değil diye adlandırmak haricinde tarif edilemez, tanımlanamaz. Böylece ‘Ben’in özü Ben-değil ile ilişkili sayılır, ‘Ben’in öz-belirlenim eylemi ilk başta Ben-değil yoluyla uyandırılmıştır. Ve bu tarza göre ‘Ben’ olsa olsa hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi olur, asla gerçek bir özgürlük kazanmaz, çünkü impuls kesildiği zaman onun eylemi olan ‘Ben’ de ortadan kalkacaktır. ‘Ben’in bu eylemiyle üretilen içerik ile tecrübenin sıradan içeriği arasında da öyle pek bir fark yoktur, bu içeriğin salt görünüş olduğunu belirten ek bir not haricinde.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Önceki sayfada bunun 1’inin çevirisi var.

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Şey

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz — G. W. F. Hegel

(1) Eleştirel felsefenin bir büyük olumsuz yararı oldu. Anlayıştaki kategorilerin kesinlikle sonlu kapsamda olduklarını, onların kapsamıyla sınırlanan bilişsel süreçlerin hakikate kesinlikle ulaşamayacaklarını kabul ettirdi. Ama Kant hakikatin sadece yarısını görebildi. Kategorilerin sonlu tabiatını salt öznel olmalarıyla, salt düşüncemizde geçerli olmalarıyla izah etti; kendinde-şey aşılmaz bir uçurumla bunlardan ayrılmıştı. Fakat aslında kategorilerin sonlu olması, öznel olduklarından değildir: onlar kendi tabiatları gereği sonludur, ve bu sonluluğu sergileme işi onların kendi üstlerine düşer. Ama Kant’a sorulursa düşündüklerimiz foldur [false] çünkü onları düşünen bizizdir. Bu sistemin bir kusuru da düşünceyi yalnızca tarihsel anlamda tarif etmesi, ve bilinçle ilgili faktörleri listelemekle yetinmesidir. Bu liste esas itibariyle isabetlidir [correct]: ama bu şeylerin böyle ampirikçe bağlanmasının lüzumuna [necessity] temas eden tek bir söz söylenmez. Bu gözlemler bilincin çeşitli aşamalarında yapılır ve özetleyici beyanda son bulur, ve aşina olduğumuz içeriğin hepsi bu beyanda bir görünüşten ibaret olur. Ve hakikaten sonlu düşüncelerin hepsi görünüşlerle ilgilendiğinden, en azından buraya kadarki çıkarımlar meşrudur. Ne ki bu ‘görünüş’ aşaması –görüngü dünyası– düşünceye terminus olmaz: başka ve daha yüksek bir bölge vardır. Ama Kantçı felsefe için o bölge erişilmez bir ‘başka dünya’ idi.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun 2’sini ayrı sayfada çevireceğim. O da Fichte’yle ilgili.

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim