Category Archives: Bilim

Bir Çevrede Yürümeye Dair Bakış Açıları

Işık Barış Fidaner

Yürümek temelde bir şahsın ileriye doğru gitmesini sağlayan bir beden hareketleri dizisidir. Yürüyüş çevrimi belli fazlardan oluşan periyodik bir yapıdadır; bu fazların her birisi kendi alt-fazı olan hareketlerin bileşimidir. Bu yapı ile hareketin her fazında uzuvların aldıkları izafî açı ve konumları sınırlandıran genel bir kısıtlama getirilir. Ne ki, yürüyen şahıs çevresiyle sürekli etkileşim içindedir ve yürüyüşünü buna uygun olarak ayarlar. Yürüyüşe çevreden gelen tesirler çeşitli girdi ve çıktı kanalları yoluyla gerçekleşen bir haberleşme gibi ele alınabilir.

2009’da Boğaziçi Üniversitesi’nde Can Yücesoy’un Biyomekanik dersi için İngilizce yazılmış rapor ve sunum.

İngilizce özet bilim sayfamda.

~~~

Ayrıca bkz.

Ayar yürüyüşü

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Ayaklarımla düşünürüm — Jacques Lacan

Elizabeth Roudinesco anlatmış:

Lacan Boston’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) Roman Jakobson’la yine görüştü ve matematikçi, dilbilimci ve filozoflardan oluşan dinleyicilere bir konuşma yaptı, aralarında Willard Quine ve Noam Chomsky vardı… Lacan Chomsky’nin düşüncelere ilişkin sorusuna verdiği yanıtla herkesi şoke etti:

— Beynimizle düşündüğümüzü zannederiz; ben şahsen ayaklarımla düşünürüm. Katı şeylere gerçekten temas etmemin tek yolu budur. Gerçi ara sıra alnımla düşündüğüm de olur, bir şeye tosladığımda. Ama beyinde düşüncelerin esamesinin okunmadığını bilmeye yetecek kadar elektroensefalogram görmüşümdür.

Bunu duyan Chomsky bu hocanın deli olduğunu düşündü.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

bilgelik vs. bilgidik

Bkz “Sütur-Südur ve Yürümenin Evreleri”, “Dünyanın Merkezi: hakikat zeminine ayak basmak”

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

En az o kadar küresel bir dalga — Albert Einstein

Şimdi hareketli sistemde ölçülen her ışık ışınının, eğer durağan sistemde de varsaydığımız gibi c hızıyla yayılıyorsa, bunun böyle olduğunu kanıtlamamız gerekiyor; çünkü ışık hızının sabitliği ilkesinin izafiyet ilkesiyle uyumlu olduğunun kanıtını daha henüz çıkarmış değiliz.

Koordinatların merkez [origin] noktalarının iki sistemde ortak olduğu t = τ = 0 anında, merkez noktadan küresel bir dalga neşredilsin, ve K sisteminde c hızıyla yayılsın. Eğer (x, y, z) bu dalganın henüz ulaştığı bir noktaysa, o zaman

x2+y2+z2=c2t2.

Dönüşüm denklemlerimiz sayesinde bu denklemi dönüştüren basit bir hesaplamayla şunu elde ederiz:

ξ2+η2+ζ2=c2τ2.

Söz konusu dalga o halde hareketli sistemde de en az o kadar küresel ve yayılma hızı c olan bir dalgadır. Bu da iki aslî ilkemizin birbiriyle uyumlu olduğunu gösterir. [*]

Hareketli Bedenlerin Elektrodinamiğine Dair, 30 Haziran 1905

[*] Lorentz dönüşüm denklemlerinin doğrudan doğruya x2+y2+z2=c2t2 ilişkisinin neticesinde ikinci ξ2+η2+ζ2=c2τ2 ilişkisinin gelmesi koşuluna göre çıkarılması daha basit olabilecektir.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz:

Einstein’ın Özel İzafiyetindeki Işık Küresi Paradoksu, Harry Hamlin Ricker

4 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Boston Raporu

boston-raporu-kapakNisan-Aralık 2016 Boston postdoc çalışması boyunca edindiğim izlenimleri derlediğim bu rapor, akademik işleyişi ele alan bilimsel bir deneyin sonuçlarını bildirir.

GÜNCELLEME:
Gizlilik kararı sona ermiştir.

(sonrası: B yüzü)

(55 sayfa — PDF — LaTeX)

İçindekiler

Yayın ve Gizlilik Notu

i. Sunuş

ii. Sunuşa Devam

iii. Feragat

iv. Gözlük ve Şemsiye

1. Beşinci Ayda Gelen Absürt İmpuls

2. “Size Göre Delil Olabilir, Bana Göre Lüzumsuzdur”

3. On Ekim Anması, Kutlama, Genel Af

4. Yangın Alarmı: Tehlikeli İletişim Atmosferi Altında Bilgilenme Sorunsalı

5. Niyet Edilen Yazıyı Çıkarma Yönetmeliği

6. Tüm Tarihi Kaynaştırma ve Telkin Mefhumu

7. Görsel Bilgilendirmeyici Bildirim Hizmeti

8. Dizüstü Makinemin Ölümü ve Beliren Diğer Alametler

9. “Onaylandığı Takdirde Şema Değişmiş Olacaktır”

10. İklim Değişiminin Sorumlusu

11. Faktör Mevcut Değilmiş

12. Mutfaktaki Kavanozların Vesikalı Meşguliyetleri

13. Olan Olay, Olmayan Olay, Hangi Olay?

14. Simülasyon İşi Monstrasyon İşine Dönüşür

Diğer kitaplar

21 Yorum

Filed under Bilim, Deneyim, Kitap

A short summary of Aslı Erdoğan’s defense

I observe that law has become a means for digestion [1]. I’m going to do my defense as if ‘law existed’. I’m not going to lecture this roomful of legal experts about law. It’s your duty to defend justice. Law can’t solely defend the state and the politicians. Free Agenda is a newspaper with permissions and yellow press cards, it’s distributed by Turkuvaz Distribution. We are members in a symbolic advisory board of a legal newspaper. The advisory board has not gathered once, has not taken a single decision in 5 years. Legal principles are being violated. A few words being tweezed out of eight books and hundreds of texts, manifest a medieval inquisition. The sentiments are bitter, the respect and conscience is literature. As justice cannot exist without a conscience…

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Bildiri, Bilim

On Physics and the Real of Woman

November 2015 (Turkish)

Some questions I directed on Twitter to my friend who is a doctor of quantum physics.

“Exposing harassment is the women’s form of resistance.”

Üniversiteli kadınlardan erkek medyaya açık mektup

Barış: Uğur do you think that we can take this as an axiomatic basis like a law of Physics? I mean, can we abstract woman-being from all of its biological determinations and then characterize any case of harassment exposure as a contingent emergence phenomenon by the social woman subjectivity? This may also reveal a dialectical link between sexuality and evolutionary dynamics.

Uğur: Of course we can say that exposing is one of the prominent forms of resistance practiced by women. But I would call it a fact rather than an axiom. Instead of defining womanhood from such a negative, reactionary basis, wouldn’t it be better to define it from a more active basis?

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim, Şey

Karanlık evreni arayan fizik, çarpıştırma verileriyle ziyafet vermeye hazırlanıyor — Tom Miles, Ruth Pitchford

Tom Miles, Ruth Pitchford — 5 Temmuz 2016 — reuters.com

Avrupa’nın fizik araştırma merkezi CERN’deki bilimciler, ele avuca gelmeyen Higgs bozonunun varlığının doğrulamanmasından üç yıl sonra, Geniş Hadron Çarpıştırıcısı’ndan (LHC) gelmiş geçmiş en büyük veri gömütünü çıkarmaya hazırlanıyor.

“İvmelendirici Fiziğin ömründe içinden geçtiğimiz bu ana benzeyen çok az an vardır,” dedi Tiziano Camporesi, CERN’deki CMS deneyinin lideri.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

MIT hocalarından değerlerimizi bildiren mesaj

Aralık 2016 — mitvalues.org

Başkan seçilen şahsın iktidar konumlarına tayin ettiği bireyler ırkçılığı, mizojeniyi, [kadın düşmanlığını] felsefe düşmanlığını ve dinsel yobazlığı desteklemişlerdir. Kendisi iklim değişimi gerçeğine dair yaygın bilimsel mutabakatı inkâr etmiştir. Siyasi görüşlerimiz ne olursa olsun, olmazsa da olmasın, verilen bu destekler MIT’nin görevinin özündeki ilkeleri ihlâl eder. Mevcut şartlarda, ortak tutumumuzu oluşturan bu değerleri bildirmek çok önemlidir.

Okumaya devam et →

4 Yorum

Filed under Çeviri, Bildiri, Bilim

İlk sanatçıların çoğu kadın mıydı? (1) — Virginia Hughes

Antik mağara sanatında bırakılan el baskılarının dörtte üçünün kadın eli olduğu anlaşıldı.

Virginia Hughes — 9 Ekim 2013 — news.nationalgeographic.com

cave1
Antik mağara sanatında bırakılan el baskıları çoğunlukla kadınlara aitti, ilk sanatçıların hepsinin erkek olduğunu kabul eden dogma yıkıldı. Fotoğraf: Dean Snow

Antik el baskılarına dair yeni bir analize bakılırsa, bilinen en eski mağara sanatı resimlerinin çoğunu kadınlar yapmıştı. Bilimcilerin çoğu bu antik sanatçıların genelde hep erkek olduklarını kabul ediyordu, yani bu bulgu onlarca yıllık arkeolojik dogmayı yıkmış oldu.

Okumaya devam et →

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Bilim

Alethosfer — Jacques Lacan

Bilim, ancak imletim düzeninde biçim verilen ifadelere atıf yaptığı ölçüde, önceden hiçbir şeyin yer bulmadığı bir şeyden inşa edilir.

Bunun kavranması önemlidir, şayet anlamayı istediğimiz şey –neyle ilgiliyse?– bizzat bu etkinin unutulmasıyla ilgiliyse. Olduğumuz bu halde, hepimiz, belki de sahamız bilimin usta söylemi gibi işlemesi sayesinde genişlediğinden, her birimizin ne ölçüde –hiçbir noktada bunu bilmemiş olmamız nedeniyle– ilk başta küçük a nesnesi gibi belirlenmiş olduğunu bilmeyiz.

Bilimin genişlemesinin –ki ilginçtir, oluşun ne olduğunu belirlemekte çok etkili olduğu görülür– yeryüzünün çevresini kuşattığı bu çeperlerden, bilimin bulduğu şeyleri oluş diye tarif ettiği bu bölgeler kümesinden size önceden söz ediyordum. Bilimin kurguladığı şeylerin yer bulduğu bu yeri neden hesaba katmayalım ki, şayet bu şeyler formelleşmiş hakikat etkisinden başka hiçbir şey değilse? Bu yere ne ad vereceğiz?

Burada yine söylemek istediğim şeyi fazlaca vurguluyorum, ve bu sefer öne sürdüğüm şeyden öyle fazla gurur duymuyorum, ama bu soruyu gündeme getirmenin işe yarayacağını zannediyorum, niyesini göreceksiniz, ve bu bir nomenklatür sorusu değildir.

Bu soru iyice ve hakikaten iş(ti)gal edilmiş bir yere dairdir – burayı iş(ti)gal eden şey nedir? Demin size dalgalardan söz ediyordum. Buradaki mesele budur. Hertz dalgaları ya da diğer dalgalar – algıya dair hiçbir görüngübilim bize onlara dair bir kez olsun ufacık bir fikir bile vermemiştir, hiçbir görüngübilimin bizi onlara ulaştırmayacağı kesindir.

Bu yere kendimizin doldurduğu zannedilen bir “noosfer” adını vermeyeceğimiz kesin. [1] Eğer cidden arkaplanda olmuş bulunan, bizi ilgilendirebilecek her şeyin yirmibeş satır gerisinde kalan bir şey varsa, işte budur. Lakin aletheia‘yı, duygusal anlamda felsefi hiçbir yanı olmadığını kabul edeceğim bir yolla kullanarak, daha iyi bir ad bulana kadar buna alethosfer diyebilirsiniz.

Fazla heyecanlanmayın. Alethosfer kaydedilir, küçük bir mikrofonunuz olması yeter, alethosferle bağlantı kurmuş olursunuz. Sizi Mars’a götüren küçük bir vasıtada olsanız bile alethosferle bağlantı kurabilirsiniz. Bu da hiç fena değildir. Hatta yapının bu şaşırtıcı etkisi sayesinde ay üzerinde gezinmeye giden iki üç kişinin, anlamalısınız ki, her an alethosfer dahilinde kalmış olmalarının becerdikleri exploit bakımından nedensiz olmadığı kesin.

Bu –onlara verilen adla– astronotlar, son dakikada çıkan minör sorunları muhtemelen bu kadar iyi atlatamazlardı –küçük makinelerle ilişkilerinden bahsetmiyorum bile, çünkü bunları kendi başlarına atlatmaları mümkündü– şayet bütün o süre boyunca bu küçük a – insan sesi onlara eşlik etmemiş olsaydı. Bu ses sayesinde bütünüyle abuk [conneries] konuşmalar yapabildiler, her şey kötüyken her şeyin iyi gittiğini söylemek gibi. Ama mesele bu değil. Mesele onların alethosfer dahilinde kalmış olmalarıdır.

(sonrası: Unutuk)

[1] Teilhard de Chardin’in Yunanca noos‘tan [zihin] türettiği neoloji.

Jacques Lacan 1969-1970 Seminer 17: Psikanalizin İçyüzü, s. 160

tmp_6954-12227830_1946187472272501_6804442393232848663_n1721597039

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

(Žižek and the Slovenian School)

3 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim