Category Archives: Çeviri

Bilinçdışı düşünümlülük olarak öz-bilinç — Slavoj Žižek

Karşı-olgusallığın mahalli ancak öznellik bulunduğu zaman işler: “Düz kahve” ile “sütsüz kahve” arasındaki farkın kaydedilebilmesi için bir öznenin işlemesi gerekir. Öznellik burada düşünümlülüktür (reflexivity): Düz kahve, (“kremasız kahve” değil de) “sütsüz kahve” olarak deneyimlendiğinde, süt veya kremanın karşı-olgusal statüsü bu kahvenin saf düşünümlü belirlenimidir, onun gerçel-fiili belirlenimi değildir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Fallusun İmletimi — Jacques Lacan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

“Fallusun İmletimi” makalesinin McGowan alıntısında geçen paragraflarını çevirdim:

“Öteki’nde o konuşur” dediğimde, “Öteki” sözcüğü ile, konuşmaya başvurunun rol oynadığı herhangi bir ilişkide bu başvurunun uyandırdığı yeri adlandırıyorum. Öteki’nde onun konuşmasının nedeni, özne onu kulağıyla işitse de işitmese de, öznenin kendi imletici yerini, herhangi bir imlenenin uyanışının mantıken öncesinde, burada bulmasıdır. Onun o yerde (yani bilinçdışında) ifade verdiği şeyin keşfi, onun nasıl bir bölünme (Spaltung) pahasına teşkil edildiğini kavrayabilmemizi sağlar.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri

Erkek bağı üzerine — Michael Downs

Tipik erkek bağının en hakiki biçimi, erkekler eksikliklerini birbirleri ile paylaşırken başka insanlar olduğunda bu eksikliklerin yokluğunu simüle etmeye söz verip anlaştıkları zaman olur. “Ben eksiğim ve benim eksik olduğumu biliyorsun. Sen eksiksin ve senin eksik olduğunu biliyorum. Bir aradayken Erkek Adam’mış gibi yapmamız gerekmez. Eksikliklerimizin hakikatini gösterebiliriz. Ama dikkat: Başka insanlar olduğunda ikimiz de birbirimizin eksikliklerini gizlemek için büyük çaba harcayacağız.” Kanatdaş (wingman) olmanın temel işlevi budur. Bir adamın en iyi arkadaşı, onun eksikliğini bilen ve başka insanların (özellikle kadınların) gözünde bu eksikliği örtmesine fiilen yardım eden kişidir. İkisi de bir diğerinin “phallacy”sini [*] simüle etmeye yardım ederken onun yokluğunu çok iyi bilir. Hakiki erkek bağı sadece ötekinin phallacy’sini simüle etmeye yardım etmekle kurulmaz. Hayır. Eksikliğin itirafı da olmalıdır. Erkeklerin hakikaten arkadaş olmaları, birbirlerine eksikliklerinin “sırrını” verebilecek kadar güvendikleri zaman olur. Boş bir jestin (Žižek) simgesel mübadelesi (Baudrillard) vardır, yani birbirlerine kendi eksikliklerini (hiçliklerini) hediye ederler. İki erkek de birbirinin eksikliğini tanıdığı için, egolar arasında gerçekleşen aynalamanın İmgesel dinamiğinin dışına çıkarlar – Öteki’ndeki Gerçek eksikliği yakalarlar. Yine de, başka insanlar karşısında birbirlerinin fallik varlığını simüle ettikleri ölçüde, bir suç ortaklığı içine girerler. Bu ortaklık ikisini de suçlu kılar ve bu ortak “suç”, aralarındaki bağı mühürler. Bu ortaklaşa simülasyon, bu ikili kandırmaca, onların arkadaşlık bağını (çiğnenişi paylaşarak birbirlerini tanımalarını) pekiştirir.

[*] ç.n. Yazar burada phallus (fallus) ve fallacy (aldatıcı görüntü) kelimelerini birleştirmiş.

“Lacan’ın Fallus Kavramı” makalesinden bir alıntı

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri

Anne ve kaygı — Jacques Lacan

🪞⚔️👁️ Post-Feminizm 🪞⚔️👁️

Bilmez misiniz ki kaygıyı kışkırtan şey annenin memesine duyulan özlem değil, memenin yakınlığıdır? Kaygıyı kışkırtan şey, kucağa geri alınacağımızı bize duyuran, bize belirten herşeydir. Söylendiğinin aksine, annenin varlık ve yokluk arasındaki gelgitinin ritmi değildir. Küçük çocuğun varlık ve yokluk oyununa bayılması bunu kanıtlar. Varlığın güvenliği yokluk imkanıdır. Küçük çocuk için en sıkıntılı şey, onun kendini dayandırdığı ilişkinin –onu arzuya dönüştüren eksikliğin– bozulma anıdır; ve bu ilişkiyi en çok bozan şey, hiçbir eksiklik imkanı olmamasıdır, annenin hep çocuğun tepesinde olmasıdır, özellikle de çocuğun kıçını sildiğinde.

Jacques Lacan, 10’uncu seminerden

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

Fallusun İmletimi: İhtiyaç, Talep, Arzu — Todd McGowan

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

🎵 Tod MacGowan had a talk 🤠👻

Lacan’ın “Fallusun İmletimi” makalesi üzerine Todd McGowan’ın yazısından:

İmleyenin imlenen üzerindeki önceliği, öznenin anlamın merceğinde kendisini görmeden önce büyük Öteki’nde bir yer sahibi olmasında tezahür eder (579, 1). İmletim özneyi böler: Konuşan ben, hakkında konuşulan ben’den ayrıktır. Yahut, Lacan’ın kendi deyişiyle, söyleyişin öznesi, söylenenin öznesi ile aynı değildir. Bu bölünme özneyi kendisinden ayırarak bilinçdışına biçim verir. İmleyenin vurgulanması Lacan’ın özneyi bölünmüş olarak tanımasını sağlar, bu da iğdişi tarif etmenin bir başka yoludur.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Nazar noktası: Benden ne saklanıyor? — Joan Copjec

Özneye gösterilen herşeyin ötesinde, şu soru sorulur: Benden ne saklanıyor? Grafik uzamda görünmeyen bu şey, kendini yazmamaya devam eden şey nedir? Bir şeyin görünmez gibi olduğu bu nokta, bir şeyin (açığa çıkmamış bir anlamın) temsilden eksilmiş gibi olduğu bu nokta, Lacancı nazar (gaze, regard) noktasıdır. Bir imlenenin yokluğunu işaretler; işgal edilemez bir noktadır, öznenin yok olduğu noktadır. Böylece imge, görsel alan, öznenin temsil içinde kendi kendisini görmesini yasaklayan korkutucu bir başkalık kazanır. “Bana ait olan kısım” birdenbire temsilden tasfiye edilirken, ayna, perde/ekran işlevi kazanır.

Okumaya devam et →

7 Yorum

Filed under Çeviri

İmleyen olarak hiyeroglif — Jacques Lacan

Peki bir imleyen nedir? Size bunu defalarca söylediğim için burada bir kez daha ifade etmem gerekmiyor. İmleyen özneyi temsil eden şeydir. Kimin için? Bir başka özne için değil, bir başka imleyen için. Bu aksiyomu örneklemek üzere, çölde hiyeroglifle kaplanmış bir taş bulduğunuzu düşünün. Bu hiyerogliflerin ardında onları yazmış bir özne bulunduğundan hiç kuşkunuz olmaz. Ama her bir imleyenin sizi muhatap aldığına inanmanız hata olurdu – bunun kanıtı, onların hiçbirini anlayamamanızdır. Öte yandan onları imleyen olarak tanımlarsınız, çünkü bu imleyenlerin her birinin diğerleri ile ilişkili olduğundan eminsinizdir. Öznenin Ötekinin sahası ile ilişkisindeki mesele de budur.

Jacques Lacan, 11’inci seminer kitabından

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz “Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli”

107604017_1590154697810073_6949812977975329953_o

4’üncü Ramses’in mezarındaki hiyeroglifler. Krallar Vadisi, Thebes, Luxor, Mısır.

3 Yorum

Filed under Çeviri

Tekrar ve kılık değiştirme — Gilles Deleuze

Ölümün maddî bir modelle hiçbir alakası yoktur. Aksine ölüm içgüdüsü maskeler ve kostümlerle ilişkili olarak anlaşılabilir. Tekrar aslında kendisini teşkil ederken kılık değiştiren, sadece kılık değiştirmekle kendisini teşkil eden şeydir. Maskelerin altında bulunmaz, bir maskeden diğerine biçimlenir, adeta bir ayrık noktadan diğerine, ayrıcalıklı bir andan diğerine, varyasyonlarla ve onların içinde biçimlenir. Maskeler diğer maskelerden başka hiçbir şeyi gizlemez. Tekrarlanan bir ilk terim bulunmaz… Kılık değiştirmenin kendisinden soyutlanabilecek ya da çıkarımlanabilecek yalın bir tekrar bulunmaz. Aynı şey hem değişen kılık, hem de kılığı değiştirilendir. Freud’un, kılığı değiştirilen nihai terim rolünü oynayan gerçek çocukluk olayı hipotezinden kimi bakımlardan vazgeçmesi, psikanalizde bir dönüm noktası olmuştu. Freud, bunun yerine, ölüm içgüdüsüne dalmış düşlemin gücünü koydu, burada çoktan herşey maskelenmiş ve herşeyin kılığı değiştirilmiştir. Kısacası, tekrar, özünde simgeseldir; simgeler ve simülakra bizatihi tekrarın harfiyetidir. Fark, kılık değiştirme yoluyla ve simgenin düzeniyle tekrarda içerilir.

…

Bastırdığımız için tekrar etmeyiz, tekrar ettiğimiz için bastırırız –aynı anlama gelmek üzere– bastırdığımız için kılık değiştirmeyiz, kılık değiştirdiğimiz için bastırırız; kılık değiştirmemiz, tekrarın belirleyici merkezi sayesinde olur.

Gilles Deleuze 1968 Fark ve Tekrar

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. Jennifer Friedlander’ın söz ettiği dişil kılık değiştirme stratejisi.

Alıntının kaynağı Subject Lessons kitabındaki Zupančič yazısıdır.

2 Yorum

Filed under Çeviri

Adalet ve Açık Tartışma Üzerine Bir Mektup

7 Temmuz 2020 — Harper’s

Kültürel kurumlarımız bir imtihan anı ile yüz yüzedir. Irksal ve toplumsal adalet için güçlü protestolar, hem polis reformuna dair gecikmiş talepleri, hem de toplumumuzun her yanında, yüksek eğitimde, gazetecilikte, hayırseverlikte ve sanatlarda, daha çok eşitlik ve içerilme çağrılarını yükseltmektedir. Fakat gerek duyulan bu hesaplaşma aynı zamanda ideolojik konformizm lehine açık tartışma ve farklara tahammül normlarımızı zayıflatmaya meyleden kimi yeni ahlakî tavır ve siyasal bağlılıkları da yoğunlaştırmıştır. İlk gelişimi alkışlarken, ikinci gelişime karşı sesimizi yükseltmekteyiz. Dünyanın her yerinde güç kazanan özgürleşme karşıtı (illiberal) kuvvetlerin güçlü bir müttefiki olan Donald Trump, demokrasi karşısında gerçek bir tehdittir. Ama direnişin dogmatik ve baskıcı yola saparak katılaşmasına izin verilmemelidir – sağcı demagoglar bunu suistimal etmeye başladılar bile. İstediğimiz demokratik içerilme ancak her tarafta gelişen tahammülsüz iklime karşı çıkarak başarılabilir.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli — Işık Barış Fidaner

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

(İmleyen (signifier))

Lacan’da İmleyen Üzerine (Nümerik Söylemler) 🎙️

Uzun zamandır Lacancı çevre-çevirilerde signifiant-signifier için çoğunlukla “gösteren” kelimesi kullanılıyor. Ben de ilk başta bunu böyle öğrenmiştim ve Yersiz Şeyler’deki ilk çevirilerimde “gösteren” kelimesini kullandım. Ama daha sonra bazı kitap çevirilerinde (mesela Cinsiyet Belası‘nda) kullanılan “imleyen” kelimesinin signifier’ı daha iyi karşıladığına karar verdim ve signifier’a “imleyen” demeye başladım. Nedenini açıklayayım.

Okumaya devam et →

28 Yorum

Filed under Çeviri, Şey