Category Archives: Çeviri

Frantz Fanon beyaz düşmanlığına karşı çıkıyor

Bir insanın ruhun haysiyetinin zaferine katkı yaptığı her seferinde, bir insan başka insanlara boyun eğdirilmesine her hayır dediğinde, onun eylemiyle dayanışma hissetmişimdir. Benim temel görevimin renkli insanların geçmişinden çıkarılması asla gerekmez. (…) Benim siyah tenim belli değerlerin deposu değildir. (…) Renkli bir insan olarak benim, ırkımın geçmişiyle ilgili olarak beyaz insanın suçluluğunun kristalleşmesini ümit etme hakkım yoktur. Renkli bir insan olarak benim eski efendimin gururunu ezmenin yollarını aramaya hakkım yoktur. Boyun eğdirilmiş atalarım ve analarım için tazminat talep etme hakkım ya da görevim yoktur. Siyahın ödevi yoktur; beyazın sırtında yük yoktur. (…) Bugünün beyaz insanlarından 17’nci yüzyılın köle tacirleri için hesap mı soracağım? Elimdeki tüm araçlarla onların ruhlarında suçluluk tomurcuklanması için mi çabalayacağım? (…) Atalarımı ve analarımı insanlıktan çıkaran köleliğin kölesi değilim.

Frantz Fanon 1952 Siyah Ten, Beyaz Maskeler

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Alıntının kaynağı

Not: Erkek düşmanlığına karşı da bunun bir benzeri söylenebilir.

1 Yorum

Filed under Çeviri

Jacques Lacan ile Söyleşi

fl

Aşağıda yer alan metin, Emilio Granzotto’nun Jacques Lacan ile Panorama dergisi için 1974’te yaptığı söyleşinin bir bölümünün çevirisidir. Söyleşi, Şubat 2004’te Magazine Littéraire’in 428’inci sayısında da yayımlanmıştır.

19 Haziran 2017’de Birtakım İşler sitesinde yayınlanmıştır.
Türkçeleştiren: Banu Barış

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri

Transgender üzerine — Slavoj Žižek

Cinsiyet ve Başarısız Mutlak (2019) kitabından:

Gerçek olarak cinsel fark, karşıt özelliklerle asla simgelenemez demektir: Cinsiyeti iki varlığın karşıtlığı olarak inşa (ve tecrübe) ettiğimizde, her zaman arta kalan, “içerilerek dışarılan” bir şey vardır, onlar asla iki tane değildir, 1+1+a’dır, ve bu üçüncü öğe (ki günümüzde en öne çıkan örneği transgender bireylerdir) farkın kendisidir. Kierkegaard’ın tüm insanları memurlar, hizmetçiler ve baca temizleyiciler olarak kategorileştirmesini hatırlayın: İlk ikisi standart heteroseksüel çifti temsil eder, ama baca temizleyicisinin eklenmesine gerek duyarlar – memur, hizmetçi ve baca temizleyicisi, eril, dişil, artı tikel olumsal bir nesne olarak aralarındaki farkın kendisidir.

…

Günümüzde beliren büyük karşıtlık –bir yanda toplumsal parçalanmaya karşı Cinsel Fark’ın sabit simgesel biçiminin şiddetle dayatılması; öbür yanda, transgender olarak gender’ın bütünüyle “akışkanlaştırılması”, cinsel farkın çok sayıda yapılanmaya dağıtılması– demek ki foldur: İki kutbun ortak özelliği, bir çatışkının gerçeği/imkansızlığı olarak cinsel farkı kaçırmalarıdır. O zaman Gender kuramına verilecek yanıt “Peki ya sex ne olacak?” olmalıdır. Kaygan olan-olmayan, inşa edilmiş-edilmemiş kimliklerle gender kuramının örtbas ettiği şey, sex’in kendisidir, cinselliğin karakterindeki gerilimdir.

—

“Kadın babanın-adlarından birisidir” (1995) makalesinden:

Transseksüel özne, Kadın’ı Babanın-Adı’nın yerine geçirerek iğdişi inkâr eder.

—

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Yorum

Filed under Çeviri

İş-bilgisi’nden Episteme’ye — Jacques Lacan

Felsefe, evriminin tamamı boyunca neyi adlandırır? Şudur – hırsızlıktır, kaçırmadır, efendinin manevralarıyla kölenin bilgisinin çalınmasıdır … İletilebilir bilgi olduğu belirtildiği ölçüde episteme’nin işlevinin tamamı… her zaman zanaatkarların –yani kulların– tekniklerinden alınmıştır. Bu bilginin özünü çıkartarak onu efendinin bilgisine dönüştürme meselesidir. (21)

Felsefenin tarihsel işlevi bu öz çıkartmadır, denebilir ki adeta kölenin bilgisine ihanet edilmesidir, böylece efendinin bilgisine dönüştürülmesini sağlamaktır. (22)

Bilginin başlangıcında kölenin dünyasına işlenmiş, oraya gizlenmiş olan şeyin aktarımı, yağmalanması, talan edilmesi meselesidir … Daha yakından bakarsak, kölenin bilgisinin ondan çıkarılması, Hegel’in adım adım izlediği tarihin tamamını kapsar. (91)

Köle… en başta bilgiydi. Efendinin söyleminin evrimi buradadır. Felsefe, efendinin bilgisini teşkil etme rolünü oynayarak, kölenin bilgisinin özünü çıkarmıştır. Bilim… bu işlev dönüşümünden oluşur, böyle ifade edilebilirse…

Öyle de olsa, bilgide kesinlikle bir zorluk vardır: Bilgi, iş-bilgisi (savoir-faire, know-how, iş-başında-bilgi) ile tam anlamıyla episteme olan şeyin karşıtlığında bulunur. Episteme, bilginin sorgulanmasından, damıtılmasından oluşmuştur. (173-74)

(17’nci seminer kitabından)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

hep isteme!

6 Yorum

Filed under Çeviri

Bilme öznesi ya da zulmün tanığı — Dany Nobus

11’inci seminerde Lacan psikanalizdeki aktarımı sujet suppose savoir işlevinin yerleştirilmesine dayandırdı, yani ‘bildiği varsayılan özne’ye, belki daha iyi bir ifadeyle, ‘varsayılan bilme öznesi’ne dayandırdı. Lacan şöyle dedi: ‘Ne zaman ki bu işlev özneye göre bir bireyde bedenlenir … o zaman aktarım kurulur’. Buna göre, kendi bilmezliğinden yola çıkan nevrotik hastanın analiste gelmesi, onu varsayılan bilme öznesi olarak sorgulamak içindir, bu da aktarımın başladığına işaret eder. Psikotik hastaların ise analiste –ya da başka herhangi birine– varsayılan bilme öznesi işlevi yüklemek için hiçbir nedeni yoktur, çünkü onlar zaten bilinecek tüm bilgiye sahiptirler (bu bilgi onları ele geçirmiştir). Nevrotikler kendilerinde eksik olan bilgiye hakim olan birini bulmak ve ondaki bilgiyi sınamak için herşeyi göze alırken, psikotikler zaten bildikleri şeylerden başka keşfedilecek hiçbirşey olmadığında inat ederler. Bir analisti muhatap aldıkları zaman, onun bilme öznesi olduğunu varsaymazlar, daha ziyade onların deneyimlerini anlayıp geçerleyecek birisi olduğunu varsayarlar. Kısacası, ‘zulmün tanığı’ olacak birini bulmaya çalışırlar.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

2 Yorum

Filed under Çeviri

Özgür insanlar delilerdir — Jacques Lacan

Özgür insanlar, sahiden özgür insanlar, delilerdir. Onlarda küçük a nesnesi talebi yoktur, o kendi nesnesini elinde tutar, o onun duyduğu seslerdir mesela. […] Deli, a nesnesiyle Öteki’nin mahalline tutunmaz, a nesnesini kendi kullanımında tutar. Deli sahiden özgür bir varlıktır. Deli, bu anlamda, bu gerçekdışılıktır, bu absürt şeydir, absürt… dahası absürt olan herşey gibi muhteşemdir. Filozofların tanrısına “causa sui” denirdi, yani kendi kendisinin sebebi; diyebiliriz ki deli kendi sebebini cebinde taşıyordur ve bu yüzden o delidir.

Jacques Lacan 1967 “Sainte-Anne psikiyatristleri için kısa konuşma”

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Ayrıca bkz. “Hatırlamak & Unutmak” Russell Grigg

2 Yorum

Filed under Çeviri

Bastırma ve defterden silme — Jacques Lacan

Özne deneyimlemiş olduğu bir şeyin kendi simgesel dünyasına erişimini reddedebilir, bu şey iğdiş tehdidinden başka bir şey değildir. Öznenin bu olayı izleyen gelişiminin tamamı bu şey hakkında hiçbirşey bilmek istemediğini gösterir, Freud buna “bastırılmış” (Verdrängt, repressed) adını verir.

Bastırma etkisi altına giren şey geri döner, zira bastırma ve bastırılanın geri dönüşü aynı madalyonun iki yüzüdür. Bastırılan şey her zaman oradadır, semptomlar ve bir dizi başka fenomen yoluyla kusursuzca ifade edilir. Buna karşılık, defterden silme (Verwerfung, foreclosure) etkisi altına giren şeyin yazgısı bambaşkadır…

Defterden silinerek simgesel düzenden dışlanan [dışarılan] şey, gerçek’te yeniden belirir.

Jacques Lacan 1955-56 Psikozlar

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

12 Yorum

Filed under Çeviri

Bu o değil — çeviri derlemesi

AdsızYazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Bu o değil) okunabilir.

İçindekiler

— Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil (Dany Nobus)

— İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası (Slavoj Žižek)

— Eril kimlik taslama (imposture) ile dişil kılık değiştirme (masquerade) (Jennifer Friedlander)

— Cinsiyet farkının mantığı üzerine (Slavoj Žižek)

— Magdalen Berns, Kadınlar Arasında Bir Kahraman (Madeleine Kearns)

— Biyolojik Cinsiyet Var mı Diyen Twitter Kullanıcısı Adama Açık Mektup (Jonah Mix)

— Transgender dogma naif ve Freud’la uyumsuzdur (Slavoj Žižek)

— Freud’un “penis haseti”ne feminist yaklaşım (Mari Ruti)

— Fuhuşun yasallaştırılmasından 17 yıl sonra “Alman Modeli” (Ingeborg Kraus)

— Judith Butler üzerine: Bunun fallusla ne ilgisi var? (Caroline Criado-Perez)

— Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi (Joan Copjec)

— Dünya yok (Battlestar Galactica)

— Kadın tamamsızdır (Jacques Lacan)

— Kadın olmak hiçbirşey olmaktır (Alenka Zupančič)

Diğer kitaplar

不: değil

Yorum bırakın

Filed under Çeviri, Kitap

Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil — Dany Nobus

Öteki’ni entegre ettikleri ölçüde, bireyin partnerleri de (ebeveynleri, akranları, sevgilileri, meslektaşları) arzu ve keyfiyet dinamiklerine göre işlev göstereceklerdir. O yüzden nevrotikler yalnızca kendilerinin neler arzuladıkları üzerine düşlemler kurmakla kalmazlar, aynı zamanda hem başka insanların –Öteki sıfatıyla– neler arzuladıkları üzerine, hem de kendilerini nasıl başkaları için arzulanır ve sevilir nesneler haline getirecekleri üzerine düşlemler kurarlar. 1950’lerin sonunda objet a‘yı kavramlaştırması öncesindeki Lacan’a göre annesini tatmin etmek isteyen bir çocuk, onun kaybettiğini düşündüğü imgesel fallus (ϕ) ile özdeşim kuracaktır; bunun gibi, çocuğunu yeni bir keyfiyet kaynağı olarak kullanan bir anne, ona imgesel fallus olarak yaklaşacaktır. Sonradan savunduğu görüşe göre ise, insanlar ancak Öteki’nin arzu nesneleri (objet a‘ları) ile, düşlem kurarak ve Öteki’ni tatmin etmeye çalışarak, ilişki kurabilirler. Objet a‘lar insanların özdeşim kurduğu nesneler değildir, onların başkalarıyla ilişki içine girerek hem kendilerini hem de partnerlerini tatmin etmeye kalkışmalarını sağlayan mübadele nesneleridir. Ama objet a‘lar kayıp keyfiyetin yerini dolduramadığı için bu tatmin olma isteklerinin hiçbiri gerçekleşmeyecektir. Lacan’a göre her nevrotik aşk-sevgi ilişkisinin bilinçdışı hakikatini şu formül verir: “Sana sunduğum şeyi reddetmeni istiyorum çünkü bu o değil”. Çünkü sevenin sunduğu nesne sevilenin kayıp keyfiyetini geri getirmeyi beceremez.

Dany Nobus (2000) Jacques Lacan ve Freudcu Psikanaliz Pratiği

Bkz “Mektubaşka: Teklifimi benden esirgemeni rica ediyorum” Jacques Lacan, “Merkezi Boşluk Etrafında Arzunun Kesişimsel Alanı”, “Erkeklerin Görevi Kadınsı Hanımlara Moral Vermek Değil”, “Patolojik Narkissos Çağımızın Toplumsal Mecburi Öznellik Tipidir” Slavoj Žižek, “Tam da ‘bu o değil’ midir mülhem?”

4 Yorum

Filed under Çeviri

Cinsiyet ve Aklın Ötanazisi — Joan Copjec

浪🧩📞 LACAN DERSLERİ 浪🧩📞

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Benim derdim bu: Cinsiyeti kuramlaştırırken bir tür “saf aklın ötanazisi”ne düştüğümüze dair büyüyen bir his [1]. Bu son tabiri Kant’tan aldım; aklın antinomilerine (aklın kendi kendisiyle olan iç çatışmalarına) verilebilecek iki mümkün yanıttan birine Kant bu adı vermişti. Akıl, Kant’a göre, kozmolojik fikirlere kendisini uygulamak istediğinde, yani tecrübemizin nesneleri olamayacak şeylere kendisini uygulamak istediğinde, ister istemez çelişkiye düşer. Bu çelişkilerin çözülmez görünmesi karşısında, akıl ya kendi dogmatik varsayımlarına daha sıkıca tutunur, ya da çaresiz bir şüpheciliğe gark olur, ki Kant tutkulu horgörüsünü bu ikinci seçeneğe ayırmıştır. Bana göre cinsiyet üzerine düşünme girişimi de aklı kendi kendisiyle çatışmaya düşürür, ve ben bu çatışma sonucunda karşılaştığımız alternatiflere karşıyım, özellikle de ikincisine, çünkü şu anda dikkatimizi üzerinde toplayan alternatif –en azından eleştirel çevrelerde– budur.

Okumaya devam et →

8 Yorum

Filed under Çeviri