Category Archives: Çeviri

İşçiler İlerlemekte: Özel Edisyonla Daha Zor İlerleyin

wipsegl

Konstantinos Dimopoulos — 16 Mart 2016 — gnomeslair.com

Bir süre önce duyurmuştum ve sonunda oldu. Huzzah! Hemencecik ve mümkün olan en sihirli yoldan yepyeni İİ geldi ve artık o bir İİ değil, o yüzden, lütfen, İşçiler İlerlemekte: Özel Edisyon — Daha Zor İlerlemekte‘ye hoşgeldin demek için biraz zaman, oynamak içinse daha çok zaman ayırınız. Benzersiz bir Yunanistan’ın-işçi-sınıfı-ol simülasyonudur, ve lectronice‘in şaşırtıcı twine güçleri sayesinde çok güzel ve cilalı bir metin tabanlı oyundur.

Okumaya devam et →

1 Yorum

Filed under Çeviri, Oyun

Gevrekler Canlanmış! — Amber A’Lee Frost

Sol Forum’a katılmamak üzerine

4321931167_9850c1b148_z

Sol Forum 2015’in mekanı, John Jay Ceza Hukuku Koleji (en bilinen adıyla “polis okulu”). / Vitor Pamplona

Amber A’Lee Frost — 12 Haziran 2015 — thebaffler.com

Birkaç hafta önce Manhattan’da yüzlerce sosyalist, komünist, anarşist, ve hatta birkaç eli yüzü düzgün “küçük-d” demokrat ayak sürüyerek Sol Forum 2015‘un uygunsuz mekanı John Jay Ceza Hukuku Koleji’ne (ironiktir, en bilinen adıyla “polis okulu”na) geldi. Eğer radikal politik sempozyumlardan habersizseniz, Sol Forum artık işlemeyen Sosyalist Okullular Konferansı’ndan (SSC: Socialist Scholars Conference) evrildi, 1960’lardaki ilk SSC tükendikten sonra 1981’de tekrar kurulmuştu. SSC, Birleşik Devletler’deki en geniş, en öne çıkan solcu zirve oldu, gerçi ulus çapında üniversite kesintileri zamanla faaliyetin hem bütçe hem de personelini daralttı. 2004’te Sol Forum diye yeniden adlandırıldı ve halen büyük bir kitle çekmekte: 1300 konuşmacı ve dört yüz faaliyetiyle iftihar eden bu yılki muhabbetin göze çarpan başlığı “Adalet Yoksa Barış Da Yok: Kapitalizm ve Demokrasinin Krizleriyle Yüzleşmek”ti.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Deneyim

Muamma: Şifreleme ve Cinsel İlişki — Scott Wilson

enigma

Scott Wilson — 14 Mayıs 2016 — thelacanianreviews.com

“Bilinçdışı … şifrelenecek [se chiffre] bir şey değil, şifresi çözülecek [se déchiffre] bir şeydir. Yani: keyfiyetin kendisidir.” Jacques Lacan, Televizyon. 18-19.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri

‘Arzumu pompalayan sen, sen kötü ruhsun, geri git’ — Anaëlle Lebovits-Quenehen

Lacancı olarak şunu öne sürelim: Lacan’ın şeytanlığı, karşısına çıkan herkesi Che vuoi? (Ne istiyorsun? Ne arzu ediyorsun?) sorusunu yanıtlamaya kışkırtmasından gelir. [*]

Sorgulayanla yüzleşince çıkan birçok seçenek vardır: 1) bütün meseleyi gözardı edip uzaklaşıp gidilebilir, 2) reddedilmiş bir nesne gibi geride bırakılabilir, büyük vaatler gibi ya da orada olduğu bilinen bir ışık gibi, diğerleriyle birlikte zamanı gelince yararlı olacağı bilinen bir ışık gibi geride bırakılabilir, 3) hayatınızı onun aydınlattığı meseleyle uğraşarak harcayabilirsiniz, ona daha yakından bakabilirsiniz.

Eş-adlı olmaları cins olan şeytanla tür olan şeytan arasındaki belirgin ayrımı örtmemeli. Şeytan, kötü ruh, kendi arzumuzla ilgili kendimizi sorgulamamıza yol açan şeytanlığın olası versiyonlarından sadece birisidir. Cins ve türün birleşeceği nokta, ancak, tarzıyla bizi maruz bıraktığı “Que vuoi?” [sic] ile yüzleşildiğinde belirebilecek tek cevapla gelir: “beni sorgulayan sen, arzumu pompalayan sen, sen kötü ruhsun: vade retro [geri git].” Böylece şeytanın gereksindiği yanıt yerine – “arzumun adlandırdığı şey budur” – bu cevap gelir: “beni sorgulayan sen kötüsün.” Böylece kötülüğün bedenlenmesi olan şeytan hatalı [wrong] zihinlerin yaratımı olur.

Ve evet, şeytan ayrıntılarda gizli olduğuna göre, Lacan’ın eleştirmenleri, ama hayranları da, şeytanı çoğu zaman tarzında ve gösterdiği şeyde – güçlü bir zihin, üstün bir analist – buluyor.

Lacan kimilerine bir deve kılığı altında gözüküyor. Ama onu olduğu gibi tanıyabilirler mi?

Lacanian Ink 39, “Lacan, Şeytan” makalesinin son kısmı, EN: Asunción Alvarez (2011)

[*] Cazotte’nin Diable amoureux’suna atıf yapılıyor, bizzat Lacan kendisinin zaman zaman bedenlendirdiği bu karakterden bahseder.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

3 Yorum

Filed under Çeviri

Wadjet Eye’ın distopik macerası Shardlight’ın yapımı

sl-manhole1-thumb-480x300-21015

Tim — 10 Nisan 2016 — indiegames.com

Shardlight [Kırık Işık], son yayınlanan Wadjet Eye oyunu, ölümcül bir hastalığın dadandığı kasvetli bir gelecekte geçen bir göster-tıkla [point-and-click] macera oyunu. Öyküde anlatılan genç kadın Amy Wellard salgına yakalanmış bir tamircidir ve hayatta kalmak için bir panzehir bulmak zorundadır.

Okumaya devam et →

2 Yorum

Filed under Çeviri, Oyun

Planck ölçeği — Rashmi Shivni

Rashmi Shivni — 19 Mayıs 2016 — symmetrymagazine.org

Planck ölçeği evrenin asgari sınırını koyar, bu sınırın ötesinde fizik yasaları çöker.

1890’ların sonunda fizikçi Max Planck fizik yasalarının ifadesini basitleştirecek birimler kümesini öne sürdü.

Yalnızca doğanın beş sabitini (ışık hızı ve yerçekimi sabiti de dahil) kullanarak, siz, ben ve hatta Alpha Centauri’li uzaylılar bile bu aynı Planck birimlerine ulaşabilirdi.

Basit Planck birimleri boy, kütle, sıcaklık, zaman ve yüktür.

Gelin Planck boyu birimini ele alalım. Proton Planck boyundan yaklaşık 100 milyon trilyon kere daha büyüktür. Şu perspektiften bakalım: Protonu gözlenebilir evren kadar büyültseydik, Planck boyu Tokyo’dan Chicago’ya bir seyahat kadar olurdu. 14 saat uçuş size uzun gözükebilir, fakat evren bunun farkına bile varmazdı.

Planck ölçeği evrensel birimler kümesi olarak icat edildiğinden, bu sınırların aynı zamanda bilinen fizik yasalarının geçerlilik sınırları olduğunu anlamak sarsıcı oldu.

Örneğin Planck boyundan daha küçük bir mesafe bir anlama bile gelmez — fizik çöker.

Fizikçiler Planck ölçeğinde fiilen ne olup bittiğini bilmez, ancak spekülasyon yapabilirler. Kimi kuramsal partikül fizikçileri dört temel kuvvetin hepsinin –yerçekimi, zayıf kuvvet, elektromanyetizma ve güçlü kuvvetin– sonunda bu enerjide tek bir kuvvette birleşeceğini tahmin ediyor. Kuantum yerçekimi ve süpersicim gibi görüngülerin de Planck enerji ölçeğinde baskın çıkması mümkün.

Planck ölçeği evrensel sınırdır, bu sınırın ötesinde halen bilinen fizik yasaları çöker. Onun ötesinde kalan şeyleri kavrayabilmek için, yeni, çökemez bir fiziğe ihtiyacımız var.

final_planck_050516

5 Yorum

Filed under Çeviri

Dolu konuşma — Jacques Lacan

Dolu konuşma, bir kişiyi başka bir kişinin tanımasında kurulduğu haliyle hakikati hedefleyen, hakikati biçimleyen konuşmadır. Dolu konuşma, icra eden konuşmadır. Öznelerden birisi sonradan kendini, önceki olduğundan başka halde bulur. İşte bu yüzden analitik deneyimde bu boyuttan kaçınılamaz.

Analitik deneyimi yanılsamaya dayalı, telkine dayalı bir oyun, bir tuzak, bir dolap gibi düşünemeyiz. Onun meselesi dolu konuşmadır. Bu nokta belirtildikten itibaren, zaten fark etmiş olabileceğiniz gibi, bir sürü şey tasnif olur ve netleşir, fakat bir sürü paradoks ve çelişki belirir. Bu tasavvurun değeri tam olarak bu paradoksları ve çelişkileri açığa çıkarmasıdır, ki bu onları mat ya da müphem kılmaz. Aksine çoğu zaman ahenkli ve kavranabilir gözüken şeylerdir matlığı barındıran. Ve öbür yandan antinominin içinde, ayırının/çatlağın içinde, zorluğun içindeyken berraklaşma fırsatları ile karşılaşırız. İşte bu, yöntemimizin üstüne temellendiği bakış açısıdır, ve umuyorum ki ilerleyişimizdir.

Jacques Lacan 1953-1954 Seminer Kitap 1: Freud’un Teknik Makaleleri

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

6 Yorum

Filed under Çeviri

Britanya Sahilinin Boyu Ne Kadar? — Benoit Mandelbrot

İstatistiksel Kendine-benzerlik ve Fraksiyonlu Boyut

Özet. Jeografik eğriler kendi detaylarına öyle katlanmıştırlar ki uzunlukları sıklıkla sonsuzdur, ya da tanımlanamazdır. Fakat birçoğunun istatistiği “kendine-benzerdir,” yani her bir kısım, bütünün ölçeği-indirgenmiş bir imgesi gibi değerlendirilebilir. Bu durumda karmaşıklık derecesi D diye bir nicelikle tarif edilebilir, bu nicelik, “boyut”ta olabilecek birçok özelliğe sahiptir, gerçi fraksiyonludur; yani sıradan, düzeltilebilir eğrilerle ilişkilendirilen 1 değerini aşar.

Okumaya devam et →

6 Yorum

Filed under Çeviri, Bilim

Cinsel fark üzerine — Slavoj Žižek

… Bu tersyüz noktası Evrensel’i kuran istisnadır. [*]

Hegel’in her cinsin tek bir türü olduğu savı, öbür türün cinsin kendisi olduğu savı, aynı paradoksal tersyüz noktasına yöneliktir. Örneğin ‘Zengin insanlar parası olan fakir insanlardır’ dediğimizde, bu tanım ters çevrilemez – ‘Fakir insanlar parası olmayan zengin insanlardır’ diyemeyiz. ‘Fakir insanlar’ ve ‘zengin insanlar’ diye iki türüne ayrılan nötr bir ‘insanlar’ cinsine sahip değiliz: Cins ‘fakir insanlar’dır, bu cinsin türü olan ‘zengin insanlar’ı elde etmek için bu cinse türsel farkı [differencia specifica] (para) eklemek zorundayız. Psikanalizin cinsel fark tasavvuru da bununla homolog gibidir: ‘Kadın iğdiş edilmiş adamdır’. Burada yine bu önerme ‘Adam falluslu kadındır’ diye tersine çevrilemez. Fakat bundan adamın erkek olarak ontolojik önceliği olduğu sonucunu çıkarmak yanlış olurdu. Hegelcilikteki paradoks, türsel farkın ‘kesilmesi’nin cinsin kendisinde teşkil edici oluşudur. Başka bir deyişle iğdiş edilme, adam cinsini tanımlar; iğdişle işaretlenmemiş ‘nötr’ evrensel İnsan, olsa olsa iğdişin inkarını belirtir.

Okumaya devam et →

3 Yorum

Filed under Çeviri

Savaşmaya Değer — Aaron Swartz derlemesi

aaron-kapakTürkçesi: Osman Koç, Işık Barış Fidaner

(54 sayfa — gitbook)

İçindekiler

— Giriş

— Karşı argüman: İnternetten indirmek çalmak değildir.

— Jefferson: Doğa özgür olmak istiyor

— Gerilla Açık Erişim Manifestosu (IBF)

— Wikipedia’yı kim yürütüyor?

— Kod ve Wikipedia’nın diğer kanunları

— Ahmaklığın Veritabanı

— SOPA’yı nasıl durdurduk?

— Geç ve seyrek piyasaya sür

— Yazılımcı olmayan birinden özür

— Keynes’in kısaca açıklaması

— Büyüyen Sol’a doğru

— Hayatımı değiştiren kitap

— Yalanları yaymak: Beyin takımları gerçekleri nasıl göz ardı eder?

— Entellektüel ikiyüzlülük üzerine

— Ayaküstü konuşma sorunu

— John Holt’un yazıları

— Hata yapmak

— Miras

Diğer kitaplar

7 Yorum

Filed under Çeviri, Kitap